|
bu ilacın herhangi bir yan etkisi var mı
-
Are there any side effects associated with this medicine
-
Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.
-
En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.
-
Bk. bromourasil
-
Present. this. quod.
-
Such. this.
-
This. that alters matters.
-
Abbreviation for bushels. abbreviation for Brilliant Uncirculated.
-
Bulgaria.
-
Short for Brilliant Uncirculated. 'Military' or 'warrior ' A concept denoting the entire military dimension of feudal Japan. 'Military' or 'warrior ' A concept denoting the entire military dimension of feudal Japan.
-
In Aikido, Bu signifies valor and indomitable spirit, not contention and strife Aikido is the ultimate expression of Bu, which originally meant to keep two weapons from coming together.
-
Martial. buried. footwork/stances. martial arts. bushel. ilding Amenities: Each building has something to offer its owners or tenants These are called amenities Amenities can be basic such as a doorman or as unique as high speed Internet access Other common amenities include garages, valet services, health clubs, pools, recreational rooms, laundry facilities, etc. 'Martial' See Budo.
-
Business Unit.
-
Bushel. the grade of a coin without any signs of wear that has never been in circulation. Martial.
-
Butadiene-binder.
-
Footwork/Stances. martial art.
-
bushel.
-
L.Bor. 2.5-Bromoüridin.
-
Regresyon kat sayısı.
-
Si notası, iyi (not)
-
Si [müz.], iyi
-
Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.
-
Any. whichever. soever. whichever. whatever. whatsoever.
-
Whichever. whatever. any. whoever.
-
any.
-
Sayıların ilki.
-
Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı.
-
Bu sayı kadar olan.
-
Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
-
Tek.
-
Beraber.
-
Eş, aynı, bir boyda.
-
Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
-
One. single. some. one. single. mono-. uni-. un.
-
One. single. some. mono-. uni-. un.
-
One. single. a. an. unique. sole. the same. owned in common. united. such a. only. any. certain. identical. indifferent. solitary. some. the.
-
Stands for Bureau of Internal Revenue and is in charge of collecting all internal taxes.
-
British Institute of Radiology.
-
Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü
Örnek:
Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı. M. Ş. Esendal
-
Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet
Örnek:
Yaşlı garson yanımıza geldi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Yer.
-
Üst.
-
Birlikte, beraberinde olma
Örnek:
Bir ara acıkıp yanlarında getirdikleri ekmek peyniri yediler. N. Cumalı
-
Bedenin bir bölümü.
-
Üstte, altta, arkada veya önde olmayan.
-
İkinci derece olan.
-
(Kuramsal istatistik) (
) evrendeğerinin (
) kestiricisi için, (
) çıkarımı. Bu çıkarım artı, eksi ya da sıfır olabilir; sıfır ise, kestiriciyansızdır, ay. bak,yansız kestirici.
-
Ancillary. aslant. asquint. awry. collateral. flanking. lateral. parietal. side. sidelong. sideward. subordinate. awry. sidelong. flank. side. by-. bye-.
-
Ancillary. cockeyed. flank. lateral. part. side. sidelong. sideways. skew. place. vicinity. direction. auxiliary. subsidiary. askew.
-
Side. flank. neighbourhood. vicinity. diggings. behalf. edge. hand. sideways. sub. way.
-
bias
-
Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir
Örnek:
Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor. H. Taner
-
Bir etken veya bir sebebin sonucu.
-
Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim
Örnek:
Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu. T. Buğra
-
Birtakım sonuçlar, tepkiler, olaylar ya da görüngüler ortaya çıkaran neden.
-
-> Nedenin bağlılaşık kavramı. 1- Nedensellik bağlantısı içinde: a. Bir nedenin sonucu olarak düşünülen olay. b. Bir nedenin doğurduğu gerçek olay. 2- Bir şeyin verdiği izlenim. (Ör.etki yapmak, iyi biretki yapmak.)
-
Effect. influence. action. efficacy. efficiency. effectiveness. forcefulness. reflection. reflexion. bearing. clout. drag. drift. force. hold. impact. impress. impression. imprint. incidence. interest. jolt. leaven. penetration. point. potency. pull.
-
Action. effect. force. impression. influence. mark. power. pull. punch. ring. sound. stress. impact. clout.
-
Effect. impression. influence. result. action. efficacy. impact. importance. imprint. operation. potency. power. prestige. sequence. sway. sympathy. virtue. weight.
-
effect
-
Effekt, Wirkung
-
effet
-
effectus
-
Mevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı.
-
Sahiplik bildiren olumlu isim cümleleri kuran bir söz
Örnek:
Rahatsız etmek istemem hem de işim var. H. E. Adıvar
-
Elde bulunan her şey
Örnek:
Elimizden alınan şeyler bütün varımız ve bütün varlığımızdır. R. E. Ünaydın
-
To. existent. present. available. there is. there are. to have. belongings. possessions. wealth.
-
Existing. in existence. present. in attendance. at hand. available. going spare.
-
variant.
-
Acronym for Value Added Reseller A VAR is a business that adds its own 'value,' or application, to an existing product, and resells the resulting enhanced product as a package.
-
See: Value-at-risk model.
-
Value-Added Reseller A business that repackages and improves hardware manufactured by an original equipment manufacturer.
-
Variable This Virtual character formatting element indicates text that represents a variable name.
-
Value Added Reseller. value-added reseller; a business that repackages and improves hardware manufactured by an original equipment manufacturer. an abbreviation for variety It applies to a variation of the species.
-
Company that writes application software that is packaged and sold with underlying systems software and hardware.
-
A business that repackages and improves hardware manufactured by an Original Equipment Manufacturer A VAR typically improves the original equipment by adding superior documentation, packaging, system integration, and exterior finish. abbreviation for volt ampere reactive Unit of ac reactive power.
-
Variable.
-
Volt Amps Reactive.
-
The SI unit of reactive power The reactive power at the port of entry of a single-phase two-wire circuit when the product of the rms value in amperes of the sinusoidal current, the rms value in volts of the voltage, and the sine of the angular phase difference by which the voltage leads the current is equal to 1.
-
Va regulation. [in] Contains the name of the item in the collection. nIII: courage; brave, courageous. a unit of electrical power in an AC circuit equal to the power dissipated when 1 volt produces a current of 1 ampere.
-
There are
-
There is
-
Variant variation, variety.
-
mu.
-
Bk. para sunumu
-
Metiyonin.
-
Molar konsantrasyon.
-
Molekül ağırlığı.
-
Mitoz.
-
Hücre devrininM safhası.
-
1. Molarite. 2. Molalite.
-
[Mic
-
molarity
-
Medieval, middle.
-
Handful,Master, Monday,Monsieur.
-
-sin, -iz, -siniz, -dirler
-
ar
there
(nedir ne demek)
-
orada
-
oraya
-
O noktada, o derecede
-
O hususta
-
O yer
-
Ünlem İşte ! Alsana ! Gördün mü? (Bu kelime be fiilinden önce gelince varlık belirtir ve özne fiilden sonra gelir: There is still time
-
şuradaki
-
Gördün mü!, işte!
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|