|
broad shouldered
-
S., i. geniş enli; hudutsuz; belli, açık; belli başlı, ana, genel, umumi; kaba; serbest, liberal; i. açıklık; (argo) kadın; (argo) fahişe. Broad Church i. ingiliz kilisesinde serbest fikirli zümre. broad bean bakla. broad daylight güpegündüz. broad jump uzun atlama. broad seal devletin resmi mührü. broadly z. geniş olarak. broadness i. genişlik.
-
I. kadın, karı
-
Eni çok olan, enli, vâsi
Örnek:
Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu. P. Safa
-
Alanı büyük olan, dar karşıtı
Örnek:
Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi. O. C. Kaygılı
-
Bol (elbise).
-
Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın.
-
Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat
Örnek:
Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu. A. İlhan
-
Çok.
-
Wide. broad. capacious. vast. extensive. comprehensive. obtuse. extended. large. open. roomy. spacious. walk-in. ample. commodious. cosmic. cosmical. expansive. full. splay. broadly.
-
Ample. broad. catholic. comprehensive. cosmic. expansive. large. roomy. sizable. spacious. voluminous. wide.
-
Wide. extensive. spacious. vast. wide. broad. carefree. ample. broad. commodious. expansive. immense. large. volumed.
-
Omzu olan
Örnek:
İçeriye orta boylu, geniş omuzlu, iri gövdeli bir adam girdi. M. Ş. Esendal
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|