Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > boy nedir, boy ne demek (boy nnd)

boy nedir, boy ne demek?

boy   US UK

  1. Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık
    Örnek: Boyu uzundu, yalnız biraz fazla semizdi. Ö. Seyfettin
  2. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı.
  3. Uzunluk.
  4. Yol, ırmak, deniz kıyısı
    Örnek: Sınır boylarındaki şeyhlerin göğsünde İngiliz ve Alman nişanları yan yana idi. F. R. Atay
  5. Kumaş için ölçü.
  6. Uzaklık
    Örnek: Günde üç boy şehrin öbür ucuna gider, gelir. H. Taner
  7. Destan
    Örnek: Boy boyladı, soy soyladı. Dede Korkut
  8. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan
    Örnek: Türk boyları birbirlerini kardeş tanıyorlar. O. S. Orhon
  9. Bir televizyon almacının, görüntülüğünün köşegen uzunluğuyla belirtilen büyüklüğü. (Bugüne değin ölçün bir televizyonboyu belirlenmemiştir. Çeşitli ülkelerde, genellikle en küçükten en büyüğe doğru sıralanan başlıcaboylar (köşegen uzunlukları) şöyledir: 7,5 cm, 13 cm, 28 cm, 32 cm, 36 cm, 41 cm, 43 cm, 44 cm, 48 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm, 63 cm, 65 cm. Buboylar, genellikle, cep televizyonu, el televizyonu, taşınabilir televizyon, salon televizyonu olarak kümelendirilir. En çok kullanılanboylar 44 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm'dir).
  10. Herhangi bir filmin, iki kenarı arasında kalan uzunlukla yani eniyle belirtilen büyüklüğü. (Belli başlı filmboyları şunlardır: 8 mm, büyük 8, 9,5 mm, 16 mm, 35 mm, 70 mm. Film alıcı ve göstericileri de buboylara göre belirlenir). TV
  11. Bir aşiretin kollarından her biri.
  12. Bk. yükseklik
  13. (en) Stature.
  14. (en) Male child, from birth to the age of puberty; a lad; hence, a son.
  15. (en) To act as a boy; in allusion to the former practice of boys acting women's parts on the stage.
  16. (en) Size, gauge, width, film size (gauge, format, dimension), raw stock dimension, format,.
  17. (en) Screen size, size of the picture screen.
  18. (en) Clan.
  19. (en) Extent.
  20. (en) Figure.
  21. (en) Length.
  22. (en) Size.
  23. (en) Tribe.
  24. (en) In various countries, a male servant, laborer, or slave of a native or inferior race; also, any man of such a race.
  25. (en) Offensive term for Black man; 'get out of my way, boy' a friendly informal reference to a grown man; 'he likes to play golf with the boys'.
  26. (en) Height.
  27. (en) Edge.
  28. (en) Bank.
  29. (en) Magnitude.
  30. (al) Format, Filmformat, Kinoformat,
  31. (al) Bildschirmformat, Schirmbreite, Schirmgrösse
  32. Erkek çocuk, oğlan
  33. Delikanlı
  34. Aşağ
  35. Oğlan, erkek (genç), delikanlı, erkek çocuk, oğul, erkek hizmetli

yükseklik (nedir ne demek)

  1. Yüksek olma durumu.
  2. Yükselti, irtifa.
  3. Geometrik biçimlerde, tabandan tepeye olan uzaklık.
  4. Almaçtaki resmin düşey uzunluğu.
  5. Bk. diklik
  6. (en) Height (of image), vertical size, image height, picture height, frame height.
  7. (en) Altitude.
  8. (en) Eminence.
  9. (en) Headroom.
  10. (en) Gradient.
  11. (en) Elevation.
  12. (en) Extent.
  13. (en) Height.
  14. (en) Highness.
  15. (en) Loftiness.
  16. (en) Rise.
  17. (en) Steepness.
  18. (en) Swell.
  19. (en) Acro-.
  20. (en) High ground.
  21. (en) Levelling up.
  22. (al) Bildhöhe

taba (nedir ne demek)

  1. Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi.
  2. Bu renkte olan.
  3. (en) Rust.
  4. (en) Brick-Red.
  5. (en) Tobacco-Coloured.

yüksek (nedir ne demek)

  1. Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan
    Örnek: ... mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı. Ö. Seyfettin
  2. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan
    Örnek: İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor. H. Taner
  3. Güçlü, etkili, şiddetli.
  4. Derece veya makamı bakımından üstün.
  5. Normal değerlerin üstünde olan, çok
    Örnek: Türk milletinin karakteri yüksektir. Atatürk
  6. Erdemli, faziletli.
  7. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan.
  8. Yukarıda, üst tarafta olan yer
    Örnek: Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu. M. Ş. Esendal
  9. (en) Dominant.
  10. (en) Eminent.
  11. (en) Grand.
  12. (en) Great.
  13. (en) High- level.
  14. (en) Elevated.
  15. (en) Exalted.
  16. (en) High.
  17. (en) Highrise.
  18. (en) Lofty.
  19. (en) Loud.
  20. (en) Spheric.
  21. (en) Stately.
  22. (en) Superior.
  23. (en) Tall.
  24. (en) Acro-.
  25. (en) Hyper-.
  26. (en) Above.
  27. (en) Over.
  28. (en) Noble.
  29. (en) Precipitous.
  30. (en) Rarefied.
  31. (en) Moor.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.012