|
boru mengenesi
-
Kesme, diş açma vb. işlemler için borunun sıkıca bağlandığı alet.
-
Kesme, diş açma v.b. işlemler için borunun sıkıca bağlandığı aygıt. (bk. Şek. 3)
-
Bk. boru mengenesi
-
Pipe clamp.
-
Pipe vice
-
Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir
Örnek:
Soba borusu kazanın içinden geçerdi. N. Cumalı
-
Borazan
-
Kullanım yerine göre çapı değişebilen genellikle camdan yapılmış içinde üşekler bulunan, havası alınmış ya da amaca uygun uçunlarla doldurulmuş yuvak biçimli kapalı gereç. Temel parçacıkları algılayan Geigerborulanndan televizyon görüntüborusuna ve eksicikborularına değin değişik kullanım yerleri vardır.
-
Pipe. tube. trumpet. horn. clarion. conduit. drain. duct. trump.
-
Bore. clarion. duct. flue. horn. pipe. trumpet. tube. tubing. bugle.
-
Conduit. horn. pipe. trumpet. tube. bugle. cane. spout. orifice. flue. duct. beak. cornet. nose. nozzle. penstock. blare. funnel. trump.
-
tube
-
Röhre
-
Tube, lampe
-
İşlenmemiş, taşlık, sert, ekilmemiş (toprak), borak.
-
Atom numarası 5, atom ağırlığı 10,8, yoğunluğu 2,45 olan, tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan basit element (simgesi B).
-
T. İşlenmemiş, ekilmemiş toprak.
-
Fr. Doğada bor asidi veya boratlar durumunda bulunan bir element.
-
Çelikleri sertleştirmede kullanılan, kahverengi, amorf toz ya da sarı kristal element. A. A. 10.82, A. S. 5, Ö. A. 2. 3, E. S. 2300°C.
-
boron.
-
U S Bureau of Reclamation.
-
Bureau of Reclamation. nIII: frontier, border, boundary.
-
Sap'S Business Object Repository that contains the definitions of R/3 Business Objects and their associated BAPIs.
-
The first god, he was licked out of pure ice by Audhumla ' The Great Nurse' He later married one of the frost giant's daughters see 'Creation'.
-
Boric , boron.
-
Onarma, işleme, düzeltme vb. işlemlerin uygulanacağı nesneyi sıkıştırıp istenildiği gibi tutturmaya yarayan bir çeşit alet
Örnek:
Yıldız, bileğimi bir mengene gibi sıktı. A. Gündüz
-
Yağını veya suyunu çıkarmak için ürünleri sıkmaya yarayan alet, pres.
-
Clamp. cramp. vice. vise. mangle. press.
-
Clamp. cramp. press. vise. screw vice. chuck. holdfast. bench clamp. calender. extractor. brake. mill.
-
Kesmek işi.
-
Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas.
-
Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan
Örnek:
Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat. R. H. Karay
-
Kesin, değişmez, maktu.
-
Kesme işareti.
-
Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat.
-
Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 m kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia).
-
Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi.
-
Klasik balede küçük ara adımı.
-
Alıcı yönetmenine, ses yönetmenine "kes!" komutu vererek çevirimi sona erdirme
-
İki çekimin kurguda birbirini izlemesinden doğan durum. TV
-
Televizyonda aynı sonucun, bir alıcıdan öbürüne geçme yoluyla sağlanması
-
Bir oluğun çıkışını birdenbire sona erdirme.
-
Bk. kesim
-
1. Emdirme materyali içerisinde yerleştirilip blok durumuna getirilen örneklerden mikrotomda usulüne uygun kesitler alınması. 2. Doğrama.
-
Cut (out), cutaway, straight cut, abrupt passage
-
Cutting. cut. stoppage. discontinuation. interception. shutoff. abscission. clip. curtailment. cutback. nip. scission. section. shearing. suppression.
-
Clip. incision. sector. shutoff. trim. cutting. shears. chop. cut. definite. fixed.
-
interrupt.
-
coupé
-
Sectioning, chopping
-
Scharfe Überblendung, harte Überblendung, direkte Übergang, Schnitt, "Cut"
-
Coupure (directe, franche), passage immédiat, changement simple de plan, "cut"
-
coupé
diş(nedir ne demek)
-
Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri.
-
Çark, testere, tarak vb. çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri
Örnek:
Çarkın dişleri tebessüm eder gibi tatlı bir ses çıkardı. S. F. Abasıyanık
-
Sarımsak dilimi ve karanfil vb. dişe benzetilen şeylerde tane.
-
Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm.
-
Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar.
-
Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar.
-
1- Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı. 2-dişli birleştirmelerin temel elemanı.
-
Bk. diş
-
Çene kemiklerinde yerleşmiş, alınan gıdaların parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan sert yapılar, dens.
-
teeth.
-
Cog. dental. joggle. tine. tooth.
-
İndent. tooth. cog. ward. thread. clove. dentation. broach. heading. cam. snag. mesh. dog. tusk. crown. set-off. leaf. key. tumbler. prong. tine. wiper. lug. notch. back joint. jag. grinder.
-
tooth
-
dens
-
Zahnform,- Zinken
-
dent
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|