|
border
-
kenar
-
Hudut, sınır
-
Bir resim veya yazının etrafındaki süs
-
Sınır koymak
-
Sınır meydana getirmek
-
Sınırdaş olmak, hemhudut olmak
-
Benzemek, yakın olmak
-
Sınır koymak, çerçevelemek, sınır komşusu olmak; bitişik olmak, benzer olmak, demeye gelmek
-
Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka
Örnek:
O sırada karşı taraçadaki kadın elinde pirinç tası olduğu hâlde taraçanın kenarına kadar geldi. O. V. Kanık
-
Bir şeyi çevreleyen çizgi.
-
Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri.
-
Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer
-
Yan.
-
Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri.
-
Bir çizgede, iki köşeyi birleştiren bir eleman. bk. yönlükenar, yönsüzkenar.
-
Bir geometrik şeklin iki düzlemsel yüzünün arakesiti olan doğru veya doğru parçası.
-
Bk. toplam keseği
-
Film kuşağının iki yanı.
-
Hlk. Sığır budunun açlık çukurluğuna en yakın bölgesindeki kaslardan elde edilen pastırmalık et parçası veya bu parçadan yapılan pastırma.
-
edge
-
Edge. brim. border. side. margin. brink. rim. brow. flange. hem. lip. marge. skirt. skirting. verge. wale. wheal.
-
Bank. border. brink. cushion. edge. edging. flange. fringe. lip. margin. rim. side. skirt. surround. corner. nook. brim. selvage. selvedge. hem. bank. shore. brink. cushion.
-
edge.
-
Perforationsrand, Perforationsseite
-
bord
-
arete
hudut(nedir ne demek)
-
Sınır
Örnek:
Bir çiçek dermeden sevgi bağından / Huduttan hududa atılmışım ben. F. N. Çamlıbel
-
Uç, son.
-
demarcation.
-
Frontier. border. limit. end. boundary. frontier sınır.
-
End. front. limits. confine. property line. terminus. side. contour. boundary line. border. bound. boundary. frontier. limit. march. margin. rubicon. verge.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|