|
borda hattı
-
Donanma gemilerinin bir sırada ve paralel olarak gitmek için aldıkları durum.
-
Geminin veya kayığın yanı
Örnek:
Bordaya vuran küçük dalgaların serpintisi ara sıra muşamba şilteleri ıslatıyordu. H. Taner
-
board.
-
broadside.
-
Board. boardside. beam. cargo door. topside.
-
İşlenmemiş, taşlık, sert, ekilmemiş (toprak), borak.
-
Atom numarası 5, atom ağırlığı 10,8, yoğunluğu 2,45 olan, tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan basit element (simgesi B).
-
T. İşlenmemiş, ekilmemiş toprak.
-
Fr. Doğada bor asidi veya boratlar durumunda bulunan bir element.
-
Çelikleri sertleştirmede kullanılan, kahverengi, amorf toz ya da sarı kristal element. A. A. 10.82, A. S. 5, Ö. A. 2. 3, E. S. 2300°C.
-
boron.
-
U S Bureau of Reclamation.
-
Bureau of Reclamation. nIII: frontier, border, boundary.
-
Sap'S Business Object Repository that contains the definitions of R/3 Business Objects and their associated BAPIs.
-
The first god, he was licked out of pure ice by Audhumla ' The Great Nurse' He later married one of the frost giant's daughters see 'Creation'.
-
Boric , boron.
-
Belli bir amaçla kullanılan gemilerin bütünü.
-
Bayramlarda, sevinçli günlerde bayrak, ışık kullanıp fişek yakarak yapılan şenlik, donanma gecesi
Örnek:
Onun bu donanma gecesine katılışının bir tek sebebi var. Y. Z. Ortaç
-
Bir devletin deniz kuvvetleri
Örnek:
Donanmanın topları ormanın üzerine nefes aldırmaksızın ateş döküyor. A. İlhan
-
Donanmak işi.
-
Osmanlı şenliklerinin üçüncü bölümü olan gece eğlenceleri; bu eğlencelerde kandillerle çeşitli oyunlar yapılır, yüzlerce çeşit fişekle gösteriler düzenlenirdi.
-
Fleet. navy. armada. maritime power.
-
Armada. navy. fleet. illuminations.
-
Fleet. navy. naval force. fireworks.
sıra(nedir ne demek)
-
Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi
Örnek:
Şehir esnafı şekercisinden tutun da, berberine kadar iki sıra durup kendisini alkışladılar. S. F. Abasıyanık
-
Bu biçimdeki topluluğun durumu.
-
Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu.
-
Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman
Örnek:
Bu sırada, elinde paketiyle gelen Mustafa Efendi yaklaştı. M. Ş. Esendal
-
Tahtadan oturak
Örnek:
Oturacak yerler tahta sıralardan olur. S. Birsel
-
Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya.
-
Düzen.
-
Durumunda olan, sıra oluşturan.
-
Sıra durumunda olan, sıra oluşturan.
-
Bir salonda yan yana dizilen koltuklardan oluşan dizi.
-
row
-
Ordinal. line. queue. linage. order. row. series. file. rank. sequence. turn. bench. alignment. arrangement. array. form. occasion. place. progression. range. settle. slot. spell. succession. tier. train.
-
Alignment. array. bench. file. line. occasion. order. queue. range. rank. row. sequence. series. string. succession. tier. turn.
-
Bank. sequence. file. line. order. pitch. range. round. row. series. tier. train. turn. queue. course. number. coordinate. ply. alternate. suite. tail. evolution. serial. catena. grade. alinement. alignment. procession. arrangement. array. bench. hand. ju.
-
desk
-
Reihe
-
Rang (de fauteuils)
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|