Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > bomba etkisi yapan şey nedir, bomba etkisi yapan şey ne demek, bomba etkisi yapan şeyin anlamı (bomba etkisi yapan şey nnd)

bomba etkisi yapan şey nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:

Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.

bomba

  1. Canlı veya cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah
    Örnek: Çok sayıda tabanca, mavzer mermisi ile bir sandık el bombası, altı Alman mavzeri buldu. N. Cumalı
  2. Büyük fıçı veya varil.
  3. Biçiminde, kalın demirden kap.
  4. Yan yelkenlerin alt yakasını gerip açmak için kullanılan yatay seren.
  5. Bomba biçiminde, kalın demirden kap.
  6. (en) Bomb. egg. shell.
  7. (en) Bomb. dynamite.
  8. (en) Bomb. spanker boom.
  9. (en) 1 A folkloric songstyle of Puerto Rico with predominantly African influence and adapted by Cortijo in the mid-1950's into a popular dance style as well as tataken up by salsa musicians 2 Large barrel-shaped drums, similar to and shorter than the Cuban tumbadora , used in the Bomba style.
  10. (en) Originally a Puerto Rican three-drum dance form of marked west-central African ancestry, the bomba is especially associated with the Puerto Rican village of Loiza Aldea In its old form it is still played there at the festival of Santiago, and New York Puerto Rican folk revival companies also perform it from time to time Even in the dance band form introduced by Rafael Cortijo in the late 1950s, the bomba's melodies, as well as rhythmic pulse, are strongly African.
  11. (en) Big drum used in Puerto Rico Name of an African dance and song. 1 A folkloric songstyle of Puerto Rico with predominatly African influence 2 Large barrel-shaped drums used in the Bomba style.

etki (nedir ne demek)

  1. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir
    Örnek: Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor. H. Taner
  2. Bir etken veya bir sebebin sonucu.
  3. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim
    Örnek: Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu. T. Buğra
  4. Birtakım sonuçlar, tepkiler, olaylar ya da görüngüler ortaya çıkaran neden.
  5. -> Nedenin bağlılaşık kavramı. 1- Nedensellik bağlantısı içinde: a. Bir nedenin sonucu olarak düşünülen olay. b. Bir nedenin doğurduğu gerçek olay. 2- Bir şeyin verdiği izlenim. (Ör.etki yapmak, iyi biretki yapmak.)
  6. (en) Effect. influence. action. efficacy. efficiency. effectiveness. forcefulness. reflection. reflexion. bearing. clout. drag. drift. force. hold. impact. impress. impression. imprint. incidence. interest. jolt. leaven. penetration. point. potency. pull.
  7. (en) Action. effect. force. impression. influence. mark. power. pull. punch. ring. sound. stress. impact. clout.
  8. (en) Effect. impression. influence. result. action. efficacy. impact. importance. imprint. operation. potency. power. prestige. sequence. sway. sympathy. virtue. weight.
  9. (en) effect
  10. (al) Effekt, Wirkung
  11. (fr) effet
  12. (la) effectus

yapan (nedir ne demek)

  1. Bk. yapımcı
  2. (en) [yapar] v. give a bonus

yapımcı (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin yapılmasında, ortaya konulmasında, gerçekleştirilmesinde emeği geçen kimse veya kuruluş.
  2. Bir filmin çevrilişiyle ilgili bütün yönetim işlerini üzerine alan, sermayesini veren kimse, prodüktör.
  3. Radyo, sinema programları düzenlemekle görevli kimse, programcı.
  4. Tecimsel oyunların gerçekleştirilmesinde anaparayı koyan ve bütün yönetim işlerini yüklenen kişi.
  5. Bir filmin çevrilişi ve işletilmesiyle ilgili tüm yönetimsel ve parasal işlevi üstlenen, filmin anaparasını sağlayan kimse
  6. Bir yapımevinin başkanı, yöneticisi; sinemayapımcısı. TV
  7. Bir ya da birden çok izlencenin ana konusunu bulan; izlencenin hazırlanması, gerçekleştirilmesi çalışmalarını yönetmenle ya da tek başına yürüten kimse; televizyonyapımcısı, izlenceci. (Sinemayapımcısından değişik olarak televizyonyapımcısı, yapımın sanat yönünü de gözetir ve genellikle izlenceye bir kişilik, deyiş kazandırmakta payı olur).
  8. (en) 1-2. producer, film producer, 3. producer, television producer
  9. (en) Maker. manufacturer. producer. producer imalatçı. sin. producer prodüktör. producer programcı.
  10. (en) Producer. builder. manufacturer. maker. producer. manufacturing man.
  11. (en) producer
  12. <(al) 1-2. Produzent, Filmp-röduzent, Hersteller, Filmhersteller, .3. Produzent, Femsephroduzent, Redakteur, Realisator
  13. (fr) 1-2. producteur(-trice) (du film), 3. producteur(-trice) (de télévision)
  14. (fr) producteur

canlı (nedir ne demek)

  1. Canı olan, diri, yaşayan
    Örnek: Bütün canlıların kendilerini yarı baygın, uykulu, hareketsiz bir tembelliğe bıraktıkları saatler başlamıştı. N. Cumalı
  2. Güçlü, etkili, hareketli, hayat dolu
    Örnek: Recep çok canlı bir adamdı. S. F. Abasıyanık
  3. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan.
  4. yayın.
  5. Canlı yayın.
  6. (en) Alive. live. living. animate. active. lively. fresh. full of life. snappy. glowing. breezy. spirited. vivacious. humming. in the flesh. animated. beany. bright. brisk. bustling. colorful. colourful. corky. crisp. crispy. dashing. dewy. driving. exhil.
  7. (en) Active. alive. animate. bouncy. breezy. bright. brisk. colourful. dashing. frisky. gay. jaunty. keen. live. lively. living. lusty. picturesque. prismatic. racy. rich. skittish. snappy. spirited. sporty. sprightly. spry. swinging. thing. vibrant. vital. vivacious. vivid. walking.
  8. (en) Live. alive. animated. brisk. fresh. lively. living. animate. living creature. active. vigorous. strong. moving. quick. dynamic. mobile. kinetic. alert. breezy. chippy. coloured. colourful. dapper. dashing. dramatic. eager. frisky. graphic. in high spirit.
  9. (en) Rich, saturated

cansız(nedir ne demek)

  1. Canını yitirmiş, ölmüş.
  2. Canlı olmayan (varlık), camit.
  3. Güçsüz, mecalsiz bir biçimde
  4. İlgi uyandırmayan, sönük.
  5. Durgun.
  6. (en) feckless.
  7. (en) Arid. bloodless. dead. deadpan. dusty. frigid. inanimate. inert. lifeless. listless. low. pale. soulless. toneless. dull. uninteresting. weak.
  8. (en) Dead. lifeless. dull. uninteresting. listless. weak quiet. slack. inorganic. inert. inactive. motionless. static. stagnant. bloodless. breathless. dead as a door nail. faint. frigid. inanimate. insensible. insentient. lackluster. dull market. flat market.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük