|
boat
-
Kayıkla gezmek
-
Kayık, sandal, gemi, filika
-
Kayık tabak
-
Sandalla gezmek
-
Sandal ile taşımak, nakletmek
-
Go boating, boat
-
Hava alma, hoş vakit geçirme vb. amaçlarla bir yere gitmek, seyran etmek
Örnek:
Tek başına buralarda gezdiği hâlde aradığını bulamıyordu. O. C. Kaygılı
-
Bir yerde dolaşmak, yürümek
Örnek:
Kunduralarını çıkarır, satar, yalın ayak gezerdi. S. F. Abasıyanık
-
Gitmek, başvurmak.
-
Bulunmak.
-
Bir yeri görüp incelemek.
-
Hasta ayağa kalkmak.
-
Herhangi bir biçimde gezinmek.
-
Bir yerde gezi yapmak.
-
Walk. wander. go about. hike. itinerate. travel. tour. visit. wander in. browse around. get about. jaunt. knock about. knock around. perambulate. peregrinate. promenade. range. rove.
-
Walk. wander. go about. hike. itinerate. travel. tour. visit. wander in. browse around. get about. jaunt. knock about. knock around. perambulate. peregrinate. promenade. range. rove. gad. ramble. roll.
-
To walk. to stroll. to move around. to go on a pleasure trip. to go out. to tour (a place. to walk around a place. to go. to travel. to range. to move. to hike. to roam. to cruise. to see over. to tramp. to promenade. exercise. joy ride. look round. tour.
-
Kürek veya yelkenle yürütülen ufak tekne.
-
Bir yana kaymış.
-
Boat. rowing-boat. glider. caique. bateau. kayak. small craft. wherry.
-
boat.
-
Caique. skiff. paddle-boat. beach operator. rowing boat rowboat.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|