|
block
-
Bloke etmek, engellemek, tıkamak, kapamak, kalıplamak, durdurmak
-
Büyük parça (ağaç, kayab.)
-
Bitişik bir sıra bina
-
blok
-
İki kavşak arasındaki mesafe
-
Tahta tezgah
-
Mezatlarda tellalın üzerinde satış yaptığı tahta
-
Üzerinde kelle uçurulan tahta
-
Şapka kalıbı
-
makara
-
Kullanılmasını önlemek amacıyla el koymak.
-
Block, tie up, immobilize, lock up, lock, arrest
-
Kullanılması önlenmiş, el konulmuş.
-
Blocked. stopped.
-
A man who is old and/or eccentric.
-
Herif, adam.
-
Herif, herifçioğlu (Argo)
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
step
-
say
-
total
-
aggregate
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|