|
birliktelik kredisi
-
Genellikle devlet tarafından yapılan yatırım ve projelere birliktelik tarafından açılan kredi.
-
Consortium credits
-
Birlikte olma durumu
Örnek:
Kim bilir, belki onunla, kuşkularımızı ve aptallıklarımızı yenecek bir birlikteliği yeniden kurabiliriz. E. Bener
-
Banka ve şirket gibi birden fazla bağımsız kuruluşun büyük kaynak ve beceri gerektiren projeleri gerçekleştirmek ve/veya fonlamak amacıyla oluşturduğu kuruluşlar birliği.
-
Genel anlamda, nicel ya da nitel olarak ölçülen iki ya da ikiden çok değişken arasındaki bağımlılığın derecesi. Dar anlamda, öznitelikler arasındaki ilişkiyi göstermek için kullanılır.
-
togetherness.
-
synergy.
-
association
-
consortium
-
Borç ödemede güvenilir olma durumu.
-
Ödünç alınan veya verilen mal, para
Örnek:
Kredi almada, senet ödemede, şunda bunda oldum olası kolaylık göstermişlerdir. A. İlhan
-
Güven, saygınlık, itibar.
-
Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak bir yarıyıl veya bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini nicelik olarak gösteren birim.
-
Para, mal veya para cinsinden bir değerin belirli bir vade ve koşulla geri alınmak üzere verilmesi.
-
Bk. sayca
-
Bk. öğrenim değeri
-
Bk. öğrenim ödencesi
-
Credit. trust. tick.
-
Credit. loan. trust.
-
Credit. loan. good credit standing. good credit rating. trust.
-
Credit, loan
-
Geniş anlamda bankaların verdikleri borç paralar.
-
Birine peşin para istemeden belirli bir ölçüye kadar mal verme.
-
Ödünç para vermeyi üstüne alma.
-
credit
-
crédit
-
Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle.
-
Generally. usually. normally. in general. on the whole. largely. at large. as a general rule. as a rule. by and large. exoterically. for the most part. ordinarily.
-
Commonly. generally. ordinarily. usually. in general. mostly. as a rule. more often than not umumiyetle.
-
Usually. in general. persuasive advertising. by and large. authorized capital. generally. generally speaking. mostly. normally. ordinarily. for the most part. passenger service agent. principally. quick fix. widely.
devlet(nedir ne demek)
-
Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık.
-
Büyüklük, mevki.
-
Mutluluk
Örnek:
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Muhibbî
-
Talih.
-
Devletin yönetim organları
-
Sınırları belirli bir yurt ve türe düzeni içinde, ülküdeş insanların topluca ve kamu yararını sağlamak amacıyle örgütlenerek kurdukları ve benzeri topluluklarca bağımsız ve siyasal kişiliği tanınmış birlik.
-
Büyük mutluluk.
-
Kut, talih.
-
Büyük aşama, orun, mevki.
-
Toprak bütünlüğü ve siyasal örgütü olan bir ulusun oluşturduğu hukuksal varlık.
-
State. governmental. official. political. state. government. commonweal. commonwealth. the community. polity.
-
State. government.
-
Government. state. prosperity. good luck. the collectivity. commonwealth. nation. polity. power.
-
State, Commonwealth
-
Etat
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|