Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > birinci el piyasa nedir, birinci el piyasa ne demek (birinci el piyasa nnd)

birinci el piyasa nedir, birinci el piyasa ne demek?

birinci el piyasa

  1. Hisse senedi, tahvil gibi menkul değerlerin bir aracı kurum tarafından ilk defa halka sunumunun gerçekleştiği piyasa.
  2. (en) Primary market.

birinci (nedir ne demek)

  1. Bir sayısının sıra sıfatı.
  2. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey
    Örnek: Birincisi ne kadar mağrur ise, öbürü o kadar yılışık. Y. Z. Ortaç
  3. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse
    Örnek: Sınıfın birincisi olduğundan imtihanlara girişinde... Ö. Seyfettin
  4. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf
    Örnek: Bütün grubu hiç olmazsa ilk ineceğimiz iskeleye kadar birincide götürmek istemişti. R. N. Güntekin
  5. Sinemalarda, bazen ön ve hususinin bir bölümünü kapsayan sıralar; genellikle salonun görüntülükten ortasına doğru uzanan bölümü.
  6. Bir kümenin, bir bölgenin ya da tüm bölgelerin takımları arasında yapılan oyunlar sonucunda puan yönünden en üst sırayı elde eden takım.
  7. (en) Stalls.
  8. (en) Champion.
  9. (en) First.
  10. (en) Primary.
  11. (en) Premier.
  12. (en) Uppermost.
  13. (en) Winner.
  14. (en) The first.
  15. (en) Fundamental.
  16. (en) İnitial.
  17. (en) Prime.
  18. (al) Parkett
  19. (fr) Orchestre

el   US UK (nedir ne demek)

  1. Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümüne verilen ad.
    Örnek: El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk. Z. O. Saba
  2. Sahiplik, mülkiyet.
  3. Kez, defa.
  4. İskambil oyunlarında kâğıt atma sırası.
  5. Yönetim, baskı, etki.
  6. Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü.
  7. Aracı, vasıta.
  8. Yabancı, yakınların dışında kalan kimse
    Örnek: Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır! Halk türküsü
  9. Ülke, yurt, il
    Örnek: Çöller, Yemen ellerinden betermiş. A. Gündüz
  10. Halk, ahali.
  11. Oba, aşiret
    Örnek: Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir. Dadaloğlu
  12. İnsan ya da maymunlarda tutma organı olarak gelişmiş, avuç içi ve parmaklardan oluşan kolun uç bölgesi.
  13. Enzimle bağlanmış immünosorbent deneyi.
  14. (en) The Semitic word for God, found alone or compounded with other terms as names of God ; often found as the theophoric element in personal and place names.
  15. (en) The European basic multiplex rate that carries 30 voice channels in a 256-bit frame transmitted at 2 048 Mbps.
  16. (en) Energy Limiting; arrester for crossarm or polemounting applications.
  17. (en) Electrical System Inoperable.
  18. (en) Elisp source code file.
  19. (en) G-D, god.
  20. (en) Pud.
  21. (en) Elisa.
  22. (en) Elixir.
  23. (en) Hand.
  24. (en) Hand-Operated.
  25. (en) Hand-Held.
  26. (en) Fist.
  27. (en) Flapper.
  28. (en) One shot.
  29. (en) Other person.
  30. (en) Hands.
  31. (en) Manual.
  32. (en) Mitt.
  33. (en) Range.
  34. (en) Round.
  35. (en) Stranger.
  36. (en) People.
  37. (en) Country.
  38. (en) Power.
  39. (en) Control.
  40. (en) Assistance.
  41. (en) Deal.
  42. (en) Possession.
  43. (en) Ownership.
  44. (en) Alien.
  45. (en) Grip.
  46. (en) Move.
  47. (en) Stock.
  48. (en) Angular distance above the horizon.
  49. (en) An electric elevated railway.
  50. (en) Elevation.
  51. (en) Energy Limiting; Cooper Power Systems' distribution class, direct-connected arrester for crossarm or polemounting applications.
  52. (en) Elevated railroad NE - born with the name of WO - woe.
  53. (en) Executive Level.
  54. (en) Short for El Producto cigars 'I contact eleven El's and macs in heaven' -- Nas.
  55. (en) East Indian.
  56. (en) The, a definite article, in Spanish.
  57. (en) Equivalent lot.
  58. (en) Powerful Unfolding Spirit expands herself from each point in each moment, like a field of flowers on a summer morning She comes from the inside of each Monad out to its peremeter, through the individual.
  59. (en) A, one, some, any.
  60. (en) The chief god of the Canaanite pantheon; variously known as the father of Baal.
  61. (fr) Main
  62. Elevated railway
  63. [el (elevated railroad) ] yol üzerindeki köprüden geçen demiryolu

piyasa (nedir ne demek)

  1. Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar
    Örnek: Şimdi de pazar, piyasa yerlerinde, mahalle dolaylarında tanır, sayarlar. M. Ş. Esendal
  2. Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme
    Örnek: Kahvenin önünden dört beş kere daha geçer, akşam piyasasını yapardım. S. F. Abasıyanık
  3. Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat
    Örnek: Sonbaharda, yakında açılacak tütün piyasasının haberleriyle ümitlenir, tasalanır, yüzleri bir gün gülerse beş gün kederli kalırdı. N. Cumalı
  4. Arz ve talebin karşılaştığı alan.
  5. Ortalık
    Örnek: Bunlardan bir kısmı bugün piyasada alaturka çalgıcılığın en ileri gelenlerindendir. O. C. Kaygılı
  6. Satak. ~ fîâtı: satak ederi.
  7. Bk. genel satak
  8. (en) Market.
  9. (en) Quotation.
  10. (en) Pleasant stroll.
  11. (en) The market.
  12. (en) Current price.
  13. (en) Strolling.
  14. (en) Public places.
  15. (en) Established brand , image , market , product.

genel satak (nedir ne demek)

  1. Genel olarak alım ve satım işlemlerinin yapıldığı yer.
  2. (en) Market.
  3. (fr) Marché

hisse senedi (nedir ne demek)

  1. Ortaklık sermayesinin belirli bir parçasını değerlendiren belge, belgit, aksiyon.
  2. Anonim veya komandit ortaklıklarda, ortaklık sermayesinin birbirine eşit bölümlere ayrılmış parçasından her birinin karşılığı olmak üzere, yasada gösterilen özelliklere uygun olarak düzenlenmiş değerli belge, belgit, aksiyon.
  3. Şirket sermayesinin birbirine eşit paylara bölünmüş dilimlerinden her birini temsil eden ve yasalarla belirtilen esaslara göre düzenlenmiş olan değerli kâğıt.
  4. Bk. pay belgiti
  5. (en) Share.
  6. (en) Stock.
  7. (en) Stock certificate.
  8. (en) Growth stock.
  9. (en) Share certificate.
  10. (en) Share, stock.

hisse (nedir ne demek)

  1. Pay.
  2. Tutam (II).
  3. Bir olaydan çıkarılan ders.
  4. 1) pay. 2) düşerge.
  5. (en) Share.
  6. (en) Dividend.
  7. (en) Part.
  8. (en) Whack.
  9. (en) Lesson learned from observation or reading.
  10. (en) Portion.
  11. (en) Holding.
  12. (en) Allotment.
  13. (en) İnterest.
  14. (en) Kickback.
  15. (en) Moiety.
  16. (en) Percent.
  17. (en) Quantum.
  18. (en) Quota.
  19. (en) Shareout.
  20. (en) Slice.
  21. (en) Allotted portion.
  22. (en) Moral.
  23. (en) Lesson.
  24. (en) Dole.
  25. (en) Net personality.
  26. (en) Proportion.
  27. (en) Quotum.
  28. (en) Ration.
  29. (en) Snack.

sened (nedir ne demek)

  1. Dayanç, belgit.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.019