|
birikim
-
Birikme, bir yerde toplanıp yığılma
Örnek:
Kim bilir kaç olayın birikimiyle zifir gibi kararmıştı, içi. T. Buğra
-
Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim
Örnek:
Mimari birikim bazen bir kente köklü bir damga, bir özellik bırakıyor. H. Taner
-
Biriktirilen mal veya para.
-
Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması.
-
Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.
-
Mal ve sermayenin toplanıp çoğalma süreci.
-
Tasarrufların yeni yatırımlar şeklinde sermaye stokuna eklenmesi.
-
İşletme kârının kâr payı olarak dağıtılmayıp özkaynağa eklenmesi.
-
Elektronun serbest kalması sonucu, soğrulan doz debisinin derinliğine artması.
-
Back demand. saving. accumulation. backlog. depot. nest egg.
-
Float. fund. accumulation. aggregation. deposition.
-
Accumulation. backlog. build up. aggregation.
-
build-up
-
accumulation
-
accumulation
-
Toplanıp yığılma.
-
Herhangi bir ilaç veya zehirli maddenin değişik nedenlere bağlı olarak bazı organ veya dokularda birikmesi, akümülasyon.
-
Bir yapıda, kimyasal bileşenlerden birinin belli bir yerde birikerek, yapıdaki ortalama yüzdesinden sapma göstermesi olayı.
-
Accumulation. accrual. accruement accrument.
-
segregation
-
accumulation
-
ségrégation
-
[yer] n. earth, premises, footing, whereabouts, glebe, ground, locale, locality, location, locus, mother earth, place, position, post, quarter, room, seat, site, situation, situs, slot, space, spot, stand, standing, station, stead, terrain, ubiety; pew
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|