|
bir parça
-
Biraz, azıcık, çok az
-
Kısa bir süre
Örnek:
Söğüt ağaçlarını ve serin kaynağı görünce bir parça durup dinlenmek ihtiyacını hissettik. Y. K. Karaosmanoğlu
-
A bar of.
-
Sayıların ilki.
-
Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı.
-
Bu sayı kadar olan.
-
Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
-
Tek.
-
Beraber.
-
Eş, aynı, bir boyda.
-
Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
-
One. single. some. one. single. mono-. uni-. un.
-
One. single. some. mono-. uni-. un.
-
One. single. a. an. unique. sole. the same. owned in common. united. such a. only. any. certain. identical. indifferent. solitary. some. the.
-
Stands for Bureau of Internal Revenue and is in charge of collecting all internal taxes.
-
British Institute of Radiology.
-
Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey.
-
Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime
Örnek:
Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır. H. Taner
-
Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri.
-
Tane.
-
Edebiyat eserinin bir bölümü
Örnek:
Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım. R. N. Güntekin
-
Müzik eseri.
-
Benzeri, bir örneği.
-
Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz
Örnek:
Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun. K. Kamu
-
1-Yazılı bir yapıttan alınmış bir bölüm. 2 - Bir kısmı yitirilerek yalnızca bir bölümü kalmış olan yapıt.
-
Piece. bit. cut. fragment. part. component. passage. attachment. batch. cake. cantle. dribblet. driblet. fraction. item. lump. moiety. morsel. patch. portion. scrap. segment. shred. snatch. tool.
-
Article. bar. bit. cut. extract. fragment. grain. iota. item. jot. length. lump. morsel. ounce. part. particle. passage. piece. portion. quotation. section. segment. shred. snatch. text. track. unit.
-
fragment
-
gobbet
-
fragment
-
Bir parça, çok değil
-
Kısa bir süre için
Örnek:
Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra. O. Rifat
-
Yeterince değil, yeter ölçüde değil, az miktarda.
-
Any. some. tolerable. any. some. a bit. a little. somewhat. something of. awhile. not least. modicum. somewhat.
-
Any. some. tolerable. a bit. a little. somewhat. something of. awhile. not least. modicum. mildly. moderately. slightly.
-
Some. a little. certain. mildly. modicum. rather. slightly. somewhat.
azıcık(nedir ne demek)
-
Çok az, biraz
Örnek:
Kahve caddeye oranla azıcık geride, bir bahçe içinde. S. Birsel
-
Kısa bir süre, az miktarda
Örnek:
Azıcık rahatsız olacaksın ama o kadar olur artık. T. Dursun K
-
A little. few. sprinkle of. bare. fractional. slight. slim. spot of. sprinkling of. thimbleful. little. a little. only just. dollop. lick.
-
Any. fractionally. niggardly. slightly. very small. very little. a modicum of.
-
Very small amount. just a litttle bit. for a moment. dab. niggardly. in a small way. trifle.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|