|
bir numara
-
Tek, birinci.
-
Number one
-
Sayıların ilki.
-
Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı.
-
Bu sayı kadar olan.
-
Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
-
Tek.
-
Beraber.
-
Eş, aynı, bir boyda.
-
Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
-
One. single. some. one. single. mono-. uni-. un.
-
One. single. some. mono-. uni-. un.
-
One. single. a. an. unique. sole. the same. owned in common. united. such a. only. any. certain. identical. indifferent. solitary. some. the.
-
Stands for Bureau of Internal Revenue and is in charge of collecting all internal taxes.
-
British Institute of Radiology.
-
Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam.
-
Ölçü, derece.
-
Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı.
-
Öğrenciye verilen not
Örnek:
Ben ki coğrafya derslerinde daima tam numara almış bir zabitim. R. N. Güntekin
-
Bir telefonun açılmasını sağlayan sayılar.
-
Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı.
-
Eğlendirici oyunlardan her biri
Örnek:
Bu numaralar da olmasa yazlık bahçelerin tadı olmayacak. B. Felek
-
Hile, düzen, dalavere, yalan
Örnek:
Bırak şimdi numarayı. H. Taner
-
Bk. çekim sayısı
-
Number. no. size. trick. affectation. act. pretence. pretense. stunt.
-
Act. disguise. gimmick. mark. number. pretence. ruse. stunt. trick. number rakam. grade. size. performance. size.
-
Number. house number. circus. put on.
-
Çekimlerin, çevirim senaryosunda sıralanırken aldıkları sayı.
-
Number (of shot), shot number, slate number
-
Szennennummer, Einstellungsnummer
-
Numéro (du plan)
-
Eşi olmayan, biricik, yegâne
Örnek:
Hamit, biliyorsunuz edebiyatımızın tek dâhisidir. Y. Z. Ortaç
-
Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri
Örnek:
Dirseği hafifçe dizime dokunuyor ve bir saçı, bir tek tel saçı kaşının ucuna sürünüyordu. M. Ş. Esendal
-
Bir kadeh içki.
-
Önüne getirildiği cümleye istek ve özlem kavramı katar.
-
Yalnızca.
-
Hiç, hiçbir
Örnek:
Tek kelime konuşmadan bu yokuşu indik. R. H. Karay
-
İki ile bölünemeyen (sayı).
-
Sessiz, hareketsiz, uslu.
-
Biricik, eşi olmayan.
-
Only. single. unique. one. solitary. odd. individual. exclusive. lone. singular. sole. one and only. single. one. fellow. mono-. uni-. homo-. homeo-. homoeo-.
-
İndividual. isolated. lone. odd. one. only. particular. single. singular. sole. solitary. solo. unique. alone. merely. odd. single thing. a single thing. only once.
-
A Siberian ibex.
-
Mono. odd. single. one. only. sole. solitary. unique. unrivaled. inimitable. exclusive. individual. simple. uneven. unit. unitary.
-
uneven
-
Bir sayısının sıra sıfatı.
-
Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey
Örnek:
Birincisi ne kadar mağrur ise, öbürü o kadar yılışık. Y. Z. Ortaç
-
Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse
Örnek:
Sınıfın birincisi olduğundan imtihanlara girişinde... Ö. Seyfettin
-
Ulaşım araçlarında mevki, sınıf
Örnek:
Bütün grubu hiç olmazsa ilk ineceğimiz iskeleye kadar birincide götürmek istemişti. R. N. Güntekin
-
Sinemalarda, bazen ön ve hususinin bir bölümünü kapsayan sıralar; genellikle salonun görüntülükten ortasına doğru uzanan bölümü.
-
Bir kümenin, bir bölgenin ya da tüm bölgelerin takımları arasında yapılan oyunlar sonucunda puan yönünden en üst sırayı elde eden takım.
-
stalls
-
First. primary. premier. uppermost. winner.
-
First. premier. primary. champion.
-
First. the first. fundamental. initial. premier. prime.
-
champion
-
Parkett
-
orchestre
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|