|
bir gün erken ayrılmak istiyorum.
-
Phr. leave: i want to leave one day earlier.
-
Sayıların ilki.
-
Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı.
-
Bu sayı kadar olan.
-
Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
-
Tek.
-
Beraber.
-
Eş, aynı, bir boyda.
-
Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
-
One. single. some. one. single. mono-. uni-. un.
-
One. single. some. mono-. uni-. un.
-
One. single. a. an. unique. sole. the same. owned in common. united. such a. only. any. certain. identical. indifferent. solitary. some. the.
-
Stands for Bureau of Internal Revenue and is in charge of collecting all internal taxes.
-
British Institute of Radiology.
-
Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre
-
İçinde bulunulan zaman
Örnek:
Aylıkları, günün ihtiyaçları karşısında devede kulak gibi kalıyordu. R. N. Güntekin
-
Zaman, sıra
Örnek:
Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık. H. Taner
-
Çağ, devir.
-
İyi yaşanmış zaman.
-
Güneş
-
Güneş ışığı.
-
Gündüz
-
1 - güneş'in öğleden art arda iki geçişi arasındaki zaman süresi. 2 - Ortalığın aydınlık olduğu zaman aralığı.
-
Güneş.
-
Gündüz.
-
Day. bee.
-
Day. sun. sunlight. sunshine. daytime. today. present. time. age. period. good times. date. at-home day. a lady's at-home day.
-
day.
-
day
-
jour
-
Vaktinden önce, alışılan zamandan önce, er, geç karşıtı
Örnek:
Sakın geç kalma, erken gel. A. Rasim
-
Sabahın ilk saatleri.
-
Early. before time. premature. matutinal. early. soon. betimes.
-
Early. premature. soon.
-
early.
-
Ayırma işine konu olmak
-
Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak
Örnek:
... rahat bir tavırla yanındaki adamdan ayrıldı. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Boşanmak
-
Unstuck. get clear of. leave. check out. break up. divorce. divorce from. part with. part from. depart. quit. split. split off. apostatize. break away. break with. part company with. cut loose. decamp. defect. desert. deviate. disunite. divaricate. d.
-
Depart. deviate. disengage. divide. leave. part. resign. secede. separate. sever. split. start. to be separated. to part. to leave. to depart. to break with sb. to break away. to drop out. to resign. to throw sth up. to divergeto leave. to diverge.
-
To part. to separate from one another. to open up. to split. to crack. to leave. to depart from. to be legally separated. branch. break away. cast. clear off. cleave. depart. desert. detach. deviate. dissaffiliate. dissever. dissociate oneself. distinguis.
-
Out ile yaprak sürmek, yapraklanmak.
-
Bırakmak, terketmek
-
kalkmak
-
Bir yerde bırakmak
-
Vasiyet etmek, miras olarak blrakmak
-
Vaz geçmek
-
Havale etmek, tevdi etmek
-
Yanından çıkmak, hizmetinden ayrılmak
-
Haline bırakmak, kendi haline bırakmak, karışmamak, yalnız bırak mak
-
Dili müsaade etmek
-
İzin, ruhsat, müsaade, mezuniyet: izin müddeti
-
Veda, ayrılma
-
Ayrılmak, bırakmak, terketmek; yola çıkmak; kalkmak; kalmak; unutmak (eşya); vazgeçmek, caymak
want
(nedir ne demek)
-
İstemek, arzu etmek
-
Eksiği olmak
-
aramak
-
İng
-
Yokluk, adem
-
Eksiklik, noksan
-
Lüzum, ihtiyaç
-
Gerek, hacet
-
Sıkıntı, zaruret, yoksulluk, fakirlik
-
İstek, arzu
-
İstemek, arzulamak, talep etmek, arzu etmek, yoksun olmak, ihtiyacı olmak, gerektirmek, eksik olmak
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|