|
bir el
-
Ateşli silah için bir kez atım.
-
İskambil, tavla vb. oyunlarda bir tur oyun.
-
Sayıların ilki.
-
Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı.
-
Bu sayı kadar olan.
-
Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
-
Tek.
-
Beraber.
-
Eş, aynı, bir boyda.
-
Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
-
One. single. some. one. single. mono-. uni-. un.
-
One. single. some. mono-. uni-. un.
-
One. single. a. an. unique. sole. the same. owned in common. united. such a. only. any. certain. identical. indifferent. solitary. some. the.
-
Stands for Bureau of Internal Revenue and is in charge of collecting all internal taxes.
-
British Institute of Radiology.
-
Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümüne verilen ad.
Örnek:
El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk. Z. O. Saba
-
Sahiplik, mülkiyet.
-
Kez, defa.
-
İskambil oyunlarında kâğıt atma sırası.
-
Yönetim, baskı, etki.
-
Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü.
-
Aracı, vasıta.
-
Yabancı, yakınların dışında kalan kimse
Örnek:
Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır! Halk türküsü
-
Ülke, yurt, il
Örnek:
Çöller, Yemen ellerinden betermiş. A. Gündüz
-
Halk, ahali.
-
Oba, aşiret
Örnek:
Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir. Dadaloğlu
-
İnsan ya da maymunlarda tutma organı olarak gelişmiş, avuç içi ve parmaklardan oluşan kolun uç bölgesi.
-
Enzimle bağlanmış immünosorbent deneyi.
-
Hand. hand-operated. hand-held. hand. fist. flapper. one shot. other person. fin.
-
Hand. hands. manual. mitt. paw. range. round. stranger. people. country.
-
Hand. power. control. assistance. deal. possession. ownership. one shot. alien. grip. move. paw. stock.
-
Angular distance above the horizon. an electric elevated railway. elevation.
-
Energy Limiting; Cooper Power Systems' distribution class, direct-connected arrester for crossarm or polemounting applications. elevated railroad NE - born with the name of WO - woe.
-
The Semitic word for God, found alone or compounded with other terms as names of God ; often found as the theophoric element in personal and place names.
-
The European basic multiplex rate that carries 30 voice channels in a 256-bit frame transmitted at 2 048 Mbps.
-
Energy Limiting; arrester for crossarm or polemounting applications.
-
Electrical System Inoperable.
-
Executive Level. Short for El Producto cigars 'I contact eleven El's and macs in heaven' -- Nas.
-
East Indian. The, a definite article, in Spanish. equivalent lot.
-
Elisp source code file.
-
G-D, god.
-
Powerful Unfolding Spirit expands herself from each point in each moment, like a field of flowers on a summer morning She comes from the inside of each Monad out to its peremeter, through the individual. a, one, some, any. the chief god of the Canaanite pantheon; variously known as the father of Baal. Short for El Producto cigars 'I contact eleven El's and macs in heaven' -- Nas.
-
hand
-
pud
-
ELISA
-
main
-
Elevated railway
-
[el (elevated railroad) ] yol üzerindeki köprüden geçen demiryolu
-
Patlayıcı madde aracı ile mermi atan top, tüfek vb. silah.
-
firearm.
-
Firearm. gun.
-
Firearm. firearms. shooting iron.
-
Ateşi olan.
-
Heyecanlı, coşkulu
Örnek:
Arkadaşım ateşli bir Rumeli delikanlısı idi. F. R. Atay
-
Cinsel istekleri güçlü olan.
-
Fiery. burning. passionate. ardent. fevered. feverish. armed. enthusiastic. aglow. eager. febrile. fervent. fierce. flamboyant. flaming. gut. hectic. het up. hot. impassioned. mettled. mettlesome. perfervid. racy. red-hot. skittish. sulphurous. sultr.
-
Ablaze. ardent. fervent. feverish. fiery. heated. hot. impassioned. intense. passionate. quick. spirited. hot-blooded. torrid.
-
Fiery. having fire. ardent. passionate. fervent. flaming. feverish. fierce. gallant. hot- blooded. igneous. impassioned. vehement.
ateş(nedir ne demek)
-
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr.
-
Tutuşmuş olan cisim.
-
Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç.
-
Patlayıcı silahların atılması.
-
Vücut ısısı
Örnek:
Ateşi kırktan aşağıya düşmezdi. S. F. Abasıyanık
-
Öfke, hırs, hınç
Örnek:
Fırlayıp ayağa kalkmış, bir duvara yaslanarak ateş fışkıran gözlerle onu seyre başlamıştı. T. Buğra
-
Kırmızı, alev renginde olan.
-
Coşkunluk
-
Odun, kömür, yağ gibi ördeklerin yanması ile ısı ve ışığın birlikte belirmesi.İng.: fire Fr.: feu Alm.: Feuer
-
Humma.
-
Yanıcı maddelerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık.
-
Coşkululuk, coşku.
-
Fire. blaze. heat. fever. temperature. mettle. pyro-.
-
Ardour. blaze. fever. fire. flame. glow. gunfire.
-
Fire. temperature. fever. zeal. heat. passion. blaze. flush. glow. pounding.
-
fever
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|