|
bir araya getirmek
-
Toplamak: Gurbet duygusu sevgi ile ayrılık ve birleşme özlemini bir araya getirir. -M. Kaplan.
-
Sayıların ilki.
-
Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı.
-
Bu sayı kadar olan.
-
Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
-
Tek.
-
Beraber.
-
Eş, aynı, bir boyda.
-
Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
-
One. single. some. one. single. mono-. uni-. un.
-
One. single. some. mono-. uni-. un.
-
One. single. a. an. unique. sole. the same. owned in common. united. such a. only. any. certain. identical. indifferent. solitary. some. the.
-
Stands for Bureau of Internal Revenue and is in charge of collecting all internal taxes.
-
British Institute of Radiology.
-
Gelmesini sağlamak
Örnek:
Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar. R. N. Güntekin
-
Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
-
Erişmek veya eriştiğini sanmak.
-
İleri sürmek.
-
Sebep olmak, ortaya çıkarmak.
-
İletmek, bildirmek
Örnek:
Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi. O. S. Orhon
-
Sağlamak
Örnek:
Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse. Ö. Seyfettin
-
Bir makama atamak veya seçmek.
-
Bring. get. bring along. bring in. carry. bear. convey. fetch. introduce. take into. usher. work up.
-
Bring. pose. produce. to bring. to fetch. to bring in. to yield. to give. to put forward. to bring forth.
-
Fetch. to bring. to yield. to give. adduce. get. reduce. return.
-
propose
-
return
-
Bring round
-
Bir araya getirmek
Örnek:
Şairin bütün eserlerini, bütün hatıralarını toplayacak. O. S. Orhon
-
Devşirmek.
-
Devşirip kaldırmak.
-
Dağınıklıktan kurtarmak.
-
Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek
Örnek:
Uzun yağlı saçlarını parmaklarıyla taradı, kalpağının altında topladı. M. Ş. Esendal
-
Artırıp biriktirmek.
-
Hizmete çağırmak.
-
Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak.
-
Collect. assemble. bring together. sum up. add together. add up. combine. pick up. gather. gather up. clear away. accumulate. add. agglomerate. aggregate. amass. build. call in. cast up. club. compile. concentrate. congest. congregate. consolidate. c.
-
Accumulate. add. aggregate. amass. cluster. collect. convoke. gather. muster. pick. pull. raise. reap. total. to collect. to gather. to assemble. to gather sb/sth round. to add. to total. to amass. to accumulate. to pick. to gather sth. to reap. to put on weight. to tidy up. to convene. to convoke. to call together. to sum up.
-
Gather. sum. to gather. to collect. to add. to add up. to total. to amass. to accumulate. to pick. to harvest. to straighten up. to tidy up. to pick up. to convene. to convoke. to put on weight. to gain weight. to store. to assemble. to raise. to rally. t.
-
Fold down back
gurbet(nedir ne demek)
-
Doğup yaşanılmış olan yerden uzak yer, gurbetlik
Örnek:
Ben gurbette değilim / Gurbet benim içimde. K. Kamu
-
Gariplik, yabancılık, yuvasından, yurdundan veya kentinden uzakta olma durumu.
-
Yabancı.
-
Foreign travel. expatriation. exile. foreign land. abroad. absence from home.
-
Foreign land. place far from one's home.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|