|
bir arada
-
Toplu bir durumda, birlikte, toplu olarak.
-
altogether.
-
Sayıların ilki.
-
Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı.
-
Bu sayı kadar olan.
-
Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
-
Tek.
-
Beraber.
-
Eş, aynı, bir boyda.
-
Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
-
One. single. some. one. single. mono-. uni-. un.
-
One. single. some. mono-. uni-. un.
-
One. single. a. an. unique. sole. the same. owned in common. united. such a. only. any. certain. identical. indifferent. solitary. some. the.
-
Stands for Bureau of Internal Revenue and is in charge of collecting all internal taxes.
-
British Institute of Radiology.
-
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, açıklık, aralık, boşluk, mesafe.
-
İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla.
-
Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi
Örnek:
Aralarına yabancı sokmak, nezaketsizlik olur. M. Yesarî
-
Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi
-
Bir oyunda, bir filmde dinlenme süresi, antrakt.
-
Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları.
-
Futbol oyununun kırk beşer dakikalık iki devresi arasında verilen on beş dakikalık dinlenme süresi.
-
Aralık.
-
Sinemalarda gösterim başlarında ya da ortalarında verilenara.
-
Takımların oyunarasında aldıkları birer dakikalık dinlenme ve yönelge alma süresi. Bir takım bütün bir oyun süresince ancak dörtara alabilir. Buara dakikaları oyun süresinin dışında kalır.
-
Bir ayaktopu oyununun 45'er dakikalık iki dönemiarasında oyunculara verilen 15 dakikalık dinlenme süresi.
-
İnterval, (ABD) intermission
-
İnterim. recessional. interlocutory. intermediary. intermediate. mediate. space. gap. distance. break. breather. discontinuance. discontinuation. interruption. time-out. breathing-space. cessation. chasm. check. discontinuity. interim. interlude. int.
-
Breather. interim. interlude. intermediate. intermission. interspace. interval. lapse. pause. distance. space. break. playtime. cessation. half time. relation. terms. footing. intermediary. middle.
-
The Altar; a southern constellation, south of the tail of the Scorpion.
-
A name of the great blue and yellow macaw , native of South America. macaws a constellation in the southern hemisphere near Telescopium and Norma.
-
Half time. intermediate. break. interval. intermission. distance between two things. relation between people. interlude. space. spacing. intermediary. interstice. hiatus. cessation. inherent delay. interruption. interspace. letup. lull. meantime. recess.
-
Appletalk Remote Access A protocol that provides system-level support for dial-in connections to an AppleTalk network With ARA, you can call your desktop Mac from a PowerBook and remotely access all the available services - files, printers, servers, e-mail, etc.
-
Appletalk Remote Access With ARA, you can call your desktop Mac from a PowerBook and remotely access all the available files, printers, servers, e-mail, and so on.
-
Apple Remote Access A software program from Apple Computer that allows one Mac to dial another Mac via a modem and, through AppleShare and/or Personal File Sharing, access local or network resources available to the 'answering' Mac Although I don't cover the issue much in this book, you can do some neat things with ARA and MacTCP.
-
Apple Remote Access, a protocol allowing network access from Macintosh systems via dialup Now almost entirely obsolete.
-
Appletalk Remote Access, a protocol developed by Apple to allow PowerBook and Macintosh users to connect to an AppleTalk network over phone lines.
-
Appleshare Remote Access.
-
Apple Remote Access, a program to allow full access to the UVA network including IP and AppleTalk services over a phone line from a Macintosh computer.
-
Appletalk Remote Access. The governing body for rowing in England, responsible for organising the National Championships http://www ara-rowing org.
-
An appraisal designation for Accredited Rural Appraiser awarded by the American Society of Farm Managers and Rural Appraisers.
-
Automotive Recyclers Association.
-
Accounting Research Association.
-
The physical body.
-
Appletalk Remote Access Protocol that provides Macintosh users direct access to information and resources at a remote AppleTalk site. a foot, to go. a constellation in the southern hemisphere near Telescopium and Norma. macaws.
-
macaw.
-
half-time
-
secondary
-
time-out
-
Pause
-
ar
-
Topu olan.
-
Hep bir arada, toplanmış
Örnek:
Yol, toplu yaşamanın doğurduğu bir gereksinmeyi karşılamak için yapılır. N. Cumalı
-
Düzene konmuş.
-
Topunu, tamamını, bütününü içine alan.
-
Vücutça dolgun
Örnek:
Boyum uzun olmadığından mı nedir, büsbütün toplu gösteriyorum. A. İlhan
-
Collective. whole. concerted. corporate. roundabout. holo-.
-
Aggregate. collective. fleshy. together. wholesale. collected. gathered. neat. tidy. global. overall. buxom. plump. rotund. having a knob/round head. having a knob. compact.
-
Batch. collective. collected. assembled. neat. tidy. plump. comprehensive. cumulative. grouped. joint. integrated. knobbed. gross. brief. funneled. general. abstract. ball headed (pin. concentrated. aggregated. corporate. fleshy. global.
durum
(nedir ne demek)
-
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon
Örnek:
Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. R. N. Güntekin
-
Duruş biçimi, konum.
-
Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
-
İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
-
Bkz. hal.
-
Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.
-
Condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.
-
Capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.
-
Wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.
-
State. condition. situation. circumstances. status.
-
score
-
Unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.
-
Durum, durum buğdayı, bir buğday türü
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|