Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > bindiği dalı kesmek nedir, bindiği dalı kesmek ne demek (bindiği dalı kesmek nnd)

bindiği dalı kesmek nedir, bindiği dalı kesmek ne demek?

bindiği dalı kesmek

  1. (gerekli, yararlı olan şeyi) farkında olmadan yaramaz duruma getirip kendine zarar verecek bir durum yaratmak.
  2. (en) Cut one's own throat.

dal   US UK (nedir ne demek)

  1. Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri
    Örnek: Cılız dallar, yeşili fersiz, tırnak kadar yapraklar! T. Buğra
  2. Kol, bölüm, branş.
  3. Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, şube.
  4. Arka, sırt.
  5. Kol.
  6. Omuz
    Örnek: Belikler dalına dökülür gelir / İnce bel üstüne sal ala gözlüm. Halk türküsü
  7. Boyun, ense.
  8. Çıplak, yalın.
  9. Zaman belirten kelimelerin başına getirildiğinde kelimenin anlamını güçlendirir.
  10. Bk.Dalton
  11. Bitkilerin çoğunlukla yapraksız olan, sapın değişik uzunluk veya büyüklükteki küçük sap ve sürgün kısımları.
  12. Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan ve sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, filum, kladus.
  13. Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri.
  14. Şube.
  15. (en) From the,' 'by the.
  16. (en) Dedicated Access Line A non-switched circuit from the customer to a carrier.
  17. (en) General Data Access Library.
  18. (en) Branch, cladus, phylum.
  19. (en) Phylum.
  20. (en) Branch.
  21. (en) Bough.
  22. (en) Twig.
  23. (en) Ramification.
  24. (en) Subsection.
  25. (en) Offshoot.
  26. (en) Offset.
  27. (en) Section.
  28. (en) Subdivision.
  29. (en) Split pulse, esp.
  30. (en) Of Cajanus Indicus.
  31. (en) Limb.
  32. (en) Stem.
  33. (en) Spreading.
  34. (en) Spray.
  35. (en) Switch.
  36. (en) Succursal.
  37. (en) Wattle.
  38. (en) This is the Indian term for all varieties of dried beans, split peas, and lentils There are many different varieties of dal, all of which have a specific use in Indian cooking.
  39. (en) The Poor' or 'the Meek', related to ''Ani' above and 'Ebion' below.
  40. (en) Dedicated access line An analog special-access line that runs from a caller's own equipment directly to a long distance company's switch or POP Usually provided by a local telephone company The line may go through the local telco central office, but the local telco does not switch calls on this line.
  41. (en) [From Hindi /dal/ ] diagonal, incline -- something arranged obliquely or slanted.
  42. (en) Dedicated Access Line.
  43. (en) Defended asset list; A ranked listing of facilities, forces, and national political items that require protection from attack or hostile surveillance The list is compiled from federal departments and agencies, unified and specified commands, and the armed services to ensure national security emergency preparedness functions.
  44. (en) From dail, a field The English equivalent is 'dale'.
  45. (en) Group of persons.
  46. (en) Dedicated Access Line 2 See Data Access Language.
  47. (en) Metric unit of volume or capacity equal to 10 liters.
  48. Decaliter.

dalton   US UK (nedir ne demek)

  1. Hidrojenin atomik kütle birimi ile aynı olan atomik kütle birimi.
  2. Bir hidrojen atomunun ağırlığına denk gelen ağırlık birimi. Yaklaşık 1.657 x 10 -24 g, atomik kütle birimi.
  3. Kimyasal maddelerin molekül ağırlığını belirtmek için kullanılan bir hidrojen atomunun ağırlığına eşit ağırlık birimi (1,66 x 10-24 g).
  4. (en) Dalton.
  5. İngilizce bir ad; John Dalton (1766-1844), atom teorisini gündeme getiren ünlü bir İngiliz fizikçi ve kimyager (Dalton kısmî basınç yasasının adaşŸı); BirleşŸik Devletler'de iki şŸehrin adı

kesmek (nedir ne demek)

  1. Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak.
  2. Dibinden ayırmak.
  3. Düzgün parçalara ayırmak.
  4. Kesici bir araçla yaralamak
    Örnek: Nasıl sol elimle sağ elimi kesip biçeceğim? R. N. Güntekin
  5. Ucunu almak.
  6. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak.
  7. Son vermek, gidermek.
  8. Ara vermek
  9. (en) Truncate.
  10. (en) Nick oneself.
  11. (en) Blunt.
  12. (en) Stanch, staunch.
  13. (en) Bate.
  14. (en) Chaff.
  15. (en) Pare.
  16. (en) Slit.
  17. (en) Break.
  18. (en) Clip.
  19. (en) Cease.
  20. (en) Stop.
  21. (en) Discontinue.
  22. (en) İnterrupt.
  23. (en) Disconnect.
  24. (en) İntersect.
  25. (en) Abandon.
  26. (en) Butcher.
  27. (en) Carve.
  28. (en) Chop.
  29. (en) Chop off.
  30. (en) Close.
  31. (en) Close down.
  32. (en) Crop.
  33. (en) Cut back.
  34. (en) Cut off.
  35. (en) Cut out.
  36. (en) Deaden.
  37. (en) Dock.
  38. (en) Drop.
  39. (en) Dry up.
  40. (en) Excise.
  41. (en) Fair.
  42. (en) Fell.
  43. (en) Gash.
  44. (en) Give over.
  45. (en) Hack.
  46. (en) Arrest.
  47. (en) Butt.
  48. (en) Curdle.
  49. (en) Leer.
  50. (en) Ogle.
  51. (en) Sever.
  52. (en) Shave.
  53. (en) Slash.
  54. (en) Spin.
  55. (en) To cut.
  56. (en) To chop.
  57. (en) To hew.
  58. (en) To clip.
  59. (en) To cut sth off.
  60. (en) To cut sth down.
  61. (en) To cut down.
  62. (en) To dock.
  63. (en) To sever.
  64. (en) To stop.
  65. (en) To cease.
  66. (en) To discontinue.
  67. (en) To disconnect.
  68. (en) To cut off.
  69. (en) To turn sth out.
  70. (en) To turn sth off.
  71. (en) To block.
  72. (en) To shut up.
  73. (en) To cut sth ou.
  74. (en) To cut in two.
  75. (en) To cut up.
  76. (en) To slice.
  77. (en) To wound by cutting.
  78. (en) To slaugther.
  79. (en) To interrupt.
  80. (en) To turn off.
  81. (en) To stop the flow of.
  82. (en) To coin.
  83. (en) To issue.

yararlı (nedir ne demek)

  1. Yarar sağlayan, yararı olan, faydalı, nafi
    Örnek: Öbür oyuncular gibi uslu akıllı oynayabilse, pekâlâ takıma yararlı bir eleman olabilirdi. H. Taner
  2. (en) Advantageous.
  3. (en) Beneficial.
  4. (en) Benign.
  5. (en) Benignant.
  6. (en) Asset.
  7. (en) Constructive.
  8. (en) Expedient.
  9. (en) Nutritious.
  10. (en) Positive.
  11. (en) Worthwile.
  12. (en) Effectual.
  13. (en) Functional.
  14. (en) Practicable.
  15. (en) Efficacious.
  16. (en) Good.
  17. (en) Handy.
  18. (en) Healthful.
  19. (en) Healthy.
  20. (en) Helpful.
  21. (en) Profitable.
  22. (en) Salubrious.
  23. (en) Salutary.
  24. (en) Sanative.
  25. (en) Sanatory.
  26. (en) Subservient.
  27. (en) Of use.
  28. (en) Useful.
  29. (en) Wholesome.
  30. (en) Remunerative.
  31. (en) Serviceable.
  32. (en) Profitable faydalı.
  33. (en) Suitable.
  34. (en) İnstrumental.
  35. (en) Lucrative.

olan (nedir ne demek)

  1. Olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
  2. (en) Pron. one.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.013