|
bilgili kimse
-
Wise person, man of learning, sophisticate
-
Bilgi sahibi olan, malumatlı, haberli
Örnek:
Ama, iyiler, bilgililer, yetenekliler nerede idi? T. Buğra
-
Bilerek
Örnek:
Her konuda rahat, bilgili konuşurdu kalemi. Y. Z. Ortaç
-
Knowing. learned. wise. sophisticated. scholarly. deeply read. knowledgeable. well informed. erudite. informed. read. thoroughbred. versed.
-
Erudite. hot. informed. knowledgeable. learned. literate. profound. well-informed.
-
Learned. to be informed. well-informed. brainy. hep. in the known. intellectual. in the know. profound. red hot. versed.
-
İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat.
-
Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf
Örnek:
Babası, önce ona, Mazlume ve ailesi hakkında birçok bilgi vermişti. H. E. Adıvar
-
İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf.
-
Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler, malumat.
-
Bilim.
-
Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam.
-
Bireylerin öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile çaba sarfederek elde ettiği olgular.
-
Bireylerin herhangi bir çaba sarfetmeksizin ulaştığı dışardan verilen olgular.
-
Doğanın nesne ve olayları üzerinde kuramsal ya da görgül yoldan öğrenilen şey.
-
Bir dizgenin, kendi durumunu bir im aracılığıyla başka bir dizgeye bildirmesinin nitel etkeni
-
Renkli televizyonda, parlaklık ve renkliliği belirleyen radyoelektrik imlerin nitel etkeni.
-
Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. 2. Bilim.
-
information
-
Knowledge. learning. cognizance. information. info. data. know-how. acquaintance. conveyance. dope. inside dope. gen. gleanings. griff. griffin. intelligence. line. lore. notice. report. savvy. word. instructions.
-
Data. fact. information. knowledge. learning. lore. report. science. snippet. steer. word.
-
İnfo. information. knowledge. acquirements. cognizance. data. dope. griff. intelligence. ken. know. know- how. known. known- how. learning. lore. notion. report.
-
knowledge.
-
Information
-
Kenntnis
-
information
-
Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi, şahıs, nefer
Örnek:
Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum. N. Cumalı
-
Olumsuz cümlelerde kişi
-
Person. one. soul. cad. thing. wallah. wight. somebody. anybody. anyone. someone. one. no one. nobody. no man.
-
Any. anybody. party. people. person. sort. soul. someone. somebody. anyone. nobody. no one.
-
Someone. somebody. anyone. anybody. nobody. no one. anybody anyone. individual. soul. wight.
-
Deneyimli kimse, bilgili kimse, bilge
-
Haberdar etmek, bilgi vermek
-
Usul, tarz, suret, yol, yöntem
-
yoluyle
-
tarzda
-
-e bağlı olarak.
-
Akıllı, tedbirli
-
Tecrübeli, bilgin olan, ferasetli
-
bilgece
-
Mahir, usta
-
dili
-
Gibi, tarzında
person
(nedir ne demek)
-
Şahıs, kimse, adam kişi, fert
-
Şahsiyet, sıfat
-
huk
-
Adam, şahıs, kişi, tip, kimse, zat, birey, beden, vücut, karakter [tiy.]
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|