Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > biçim almak nedir, biçim almak ne demek, biçim almakın anlamı, ingilizcesi (biçim almak nnd)

biçim almak nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






biçim almak

  1. Biçimlenmek, belli bir biçime girmek, şekillenmek.
  2. (en) Take shape, form, shape

biçim (nedir ne demek)

  1. Biçme işi.
  2. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal
    Örnek: İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur. S. Birsel
  3. Yakışık alan şekil, uygun şekil
    Örnek: Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde. A. İlhan
  4. Herhangi bir şeyin benzeri.
  5. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
  6. Tarz
    Örnek: İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar. F. R. Atay
  7. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli düzeni, format.
  8. Bilgisayarda disketi kullanılabilir duruma getirme.
  9. Disketi zararlı ögelerden temizleme.
  10. Dış görünüş; bir cismin yapısını ortaya koyan çevre çizgilerinin bütünlüğü.
  11. (en) Form. shape. style. cast. configuration. conformation. face. fashion. figuration. format. genre. guise. make. mode. semblance. morpho-.
  12. (en) Bathos. configuration. fashion. figure. form. format. make. manner. mode. semblance. shape. strain. stripe.
  13. (en) Format. form. manner. shape. way. well-proportioned form. conformation. cut. fashion. figure. make. method. model. stripe. turn. turn of phrase.
  14. (en) form
  15. (al) Form
  16. (fr) forme

almak (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
    Örnek: Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı. N. Cumalı
  2. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
  3. Birlikte götürmek.
  4. Satın almak
    Örnek: Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan. N. Cumalı
  5. Ele geçirmek, fethetmek
    Örnek: Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş. Ö. Seyfettin
  6. İçine sığmak.
  7. Kabul etmek.
  8. Kendine ulaştırılmak, iletilmek.
  9. Bk. çevirmek
  10. (en) Take. get. buy. receive. accept. take in. seize. capture. conquer. pick up. gain. put on. admit. assume. borrow. collect. come in. divest smb. of. draw. enter on. enter upon. enucleate. excise. extract. fetch. garner. have. help one.
  11. (en) Accept. assume. capture. claim. conquer. derive. draw. extract. get. have. hold. keep. obtain. receive. score. secure. take. trade. to take. to get. to receive. to buy. to take sb in marriage. to hold. to take along. to call for. to capture. to conquer. to catch. to take on. to hire. to employ. to move. to remove. to take away. to sweep. to clean. to dust. to sense. to smell. to.
  12. (en) Get. receive. to take. to get. to buy. to purchase. to capture. to conquer. to take along. to catch. to take on. to hire. to employ. to sweep. to clean. to sense. to receive. to marry a girl. to hold. to be able to contain. accept.
  13. (en) Take on
  14. (en) occupy

çevirmek (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin yönünü değiştirmek
    Örnek: Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi. Y. Z. Ortaç
  2. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
    Örnek: Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu. Ö. Seyfettin
  3. Döndürerek hareket ettirmek
    Örnek: Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi. S. F. Abasıyanık
  4. Yönetmek, idare etmek
    Örnek: Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor. H. Taner
  5. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek.
  6. Geri göndermek.
  7. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek.
  8. Çevrilemek, tevil etmek.
  9. Çevirim eylemi.
  10. (en) Shoot, take, film, cinematograph
  11. (en) Turn. spin. upturn. exchange. roll. twirl. change to. turn into. switch to. translate into. translate. interpret. encircle. surround. enclose. inclose. avert. commute. convert. decline. deflect. divert. hedge in. hedge round. manage. point. point on.
  12. (en) Bend. besiege. channel. direct. put. revolve. surround. sweep. train. translate. turn. twine. twirl. twist.
  13. (en) Translate. dial. to turn. to rotate. to manage. to refuse. to return. to reject. to turn inside out. to interpret. to translate. to enclose. to surround. to encircle. to alter. to administer. to handle. to wheel. to swing. to crank. to commutate.
  14. (en) revert
  15. (en) assemble
  16. (en) bowl
  17. (en) pull
  18. (en) Turn over
  19. <(al) Drehen, filmen, verfilmen, aufnehmen, filmaufnehmen
  20. (fr) Tourner, filmer, ciné-matographier, faire un film, prendre (un film)

biçimlenmek (nedir ne demek)

  1. Bir şey belli bir biçim kazanmak, şekillenmek.
  2. (en) Take shape. be formed. distil. distill. jell.
  3. (en) To take shape. to shape up.
  4. (en) To take form / shape.

bel  US UK (nedir ne demek)

  1. İşaret.
  2. İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm
    Örnek: Kolum, boynundan beline doğru kayıyor. Y. Z. Ortaç
  3. Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi.
  4. Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası.
  5. Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.
  6. Geminin orta bölümü.
  7. Meni.
  8. Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı.
  9. Ses şiddetiyle ilgili birim.
  10. Vücudun göğüs ile karın bölgeleri arasında kalan kuşak kısmı.
  11. (en) Waist. loins. middle of the back. loin. grubber. paddle. spade. come.
  12. (en) Waist. loins. middle of the back. loin. grubber. paddle. spade. come. middle. saddle. semen. spunk.
  13. (en) The Babylonian name of the god known among the Hebrews as Baal.
  14. (en) See Baal.
  15. (en) A thorny rutaceous tree of India, and its aromatic, orange-like fruit; called also Bengal quince, golden apple, wood apple.
  16. (en) The fruit is used medicinally, and the rind yields a perfume and a yellow dye.
  17. (en) Babylonian god of the earth; one of the supreme triad including Anu and Ea; earlier identified with En-lil a logarithmic unit of sound intensity equal to 10 decibels.
  18. (en) Waist. loins. the small of the back. sperm. spade.
  19. (en) A logarithmic unit of sound intensity equal to 10 decibels.
  20. (en) Babylonian god of the earth; one of the supreme triad including Anu and Ea; earlier identified with En-lil.
  21. (en) The base-10 logarithm of the ratio of two power values The basis for the more-common term decibel: One bel equals 10 decibels.
  22. (en) A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels.
  23. (en) The fundamental division of a logarithmic scale for expressing the ratio of two amounts of power, the number of bels denoting such a ratio being the logarithm to the base 10 of this ratio.
  24. (en) A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels The number of bels is equal to the logarithm 10 ; 2 logarithm 10 ; and 2 logarithm 10 See dB.
  25. (en) A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels The number of bels is equal to the logarithm sub 10 of P sub 1/P sub 2):2 logarithm sub 10 ; and 2 logarithm sub 10 See dB.
  26. (en) A dimensionless unit for expressing the ratio of two values of power, being the logarithm to the base 10 of the power ratio , is 10 times the logarithm to the base 10 of the power ratio A bel is 10 decibel ).
  27. (en) Belarus ).
  28. (en) Equal to 10 decibels, see decibel.
  29. (en) Business Establishment Listing.
  30. (en) A measurement of sound intensity named in honor of Alexander Graham Bell First used to relate intensity to a level corresponding to hearing sensation.
  31. (en) A title meaning Lord The Babylonian God Marduk was refered to as Bel.
  32. (en) Named for Alexander Graham Bell, who did the original scientific investigations; Also see decibel.
  33. (en) A stylized creeper pattern.
  34. (en) The Babylonian-Assyrian version of Baal, a common name for Marduk, chief god of Babylon , sometimes called Merodach by the Jews.
  35. (en) waist
  36. (fr) ceinture
  37. Kls Belgium.
  38. Güç düzeyi farki birimi

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük