|
biçilen tarlada kalan kökler
-
stubble
-
Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası
Örnek:
Kulübelerinize ve tarlalarınıza ne kadar üzülseniz yeridir. R. E. Ünaydın
-
Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.
-
Tarım coğrafyasında, dar anlamıyla "sürülen, ekilen" toprak.
-
Field. arable field. infield.
-
Field. arable field. garden bed.
-
Arable field. grounds. plantation.
-
field
-
plantation
-
champ
-
Kalma işini yapan.
-
Artan, mütebaki
Örnek:
Kalan on lirayı Aliş'e verdim. Halikarnas Balıkçısı
-
Bir çıkarmanın sonucu.
-
Bölme işleminde bölünenden artan sayı.
-
Bakıyye (bk. artan, artık).
-
Remaining. left behind. residual. residuary. surviving. vestigial. over. remainder. leftover. rest. balance. residual. residue. residuum. rump. arrears.
-
Remainder. residual. residue. rest. remaining. the remainder.
-
The sea otter.
-
Balance. remainder. remainder. the rest. abiding. leavings. remanet.
-
Bitkileri toprağa bağlayan ve onların, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm.
-
Süsende olduğu gibi yer üstüne sap çıkaran çok yıllık yer altı gövdesi.
-
Bazı şeylerde dip bölüm.
-
Köküyle ve sapıyla çıkarılan bitkilerde tane.
-
Dip, temel, esas
Örnek:
Ta gölden başlayan tipi ve fırtına Şebben'in sıcak evini kökünden sarsıyordu. H. E. Adıvar
-
Kaynak, köken
-
Bir kimseyi bir yere bağlayan manevi temel güçlerin bütünü.
-
Kelimenin her türlü ekler çıkarıldıktan sonra kalan anlamlı bölümü: Yaptırmak kelimesinde kök, yap- bölümüdür.
-
Sazı kurmaya yarayan burgu, kulak.
-
Sap.
-
Hlk. Eyer bağı.
-
Radical. root. fang. origin. base. etymon. ground form. radical. radical word. radix. grass roots. rhizo-.
-
Radical. root. fang. origin. base. etymon. ground form. radical word. radix. grass roots. rhizo-. offshoot.
-
Root. origin. radical. root. soul. stump.
-
Ekin dibi, anız
-
anızlık
-
Uzamış tıraş
-
Anız, biçilen tarlada kalan kökler, traşı gelmiş sakal, fırça gibi sakal, anızlı tarla
elverişli(nedir ne demek)
-
Uygun, işe yarayan, müsait
-
Suitable. convenient. sufficient. favourable. practicable. opportune. adequate. auspicious. practical. propitious. prosperous. streamlined. susceptible.
-
Adequate. convenient. favourable. fit. practical. right. satisfactory. strategic. suitable.
-
Convenient. suitable. adequate. convenable. economic. effective. efficient. eligible. favo u rable. fit. handy. opportune. practicable. practical. propitious. prosperous. ready made. serviceable. strategic. sufficient. usable. workable.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|