Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > besmele çekmek nedir, besmele çekmek ne demek (besmele çekmek nnd)

besmele çekmek nedir, besmele çekmek ne demek?

besmele çekmek

  1. "bismillahirrahmanirrahim" sözünü söylemek.

besmele (nedir ne demek)

  1. "Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adı ile" anlamına gelen ve bir işe başlarken söylenilen bismillahirrahmanirrahim sözü, bismillah

çekmek (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek
    Örnek: Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı. R. N. Güntekin
  2. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak.
  3. Germek.
  4. İçine almak, emmek.
  5. Bir yerden başka bir yere taşımak.
  6. Bir amaçla ortadan kaldırmak.
  7. Solukla içine almak
    Örnek: Beş defa yutkunup üç defa burnunu çektikten sonra anlattı. B. R. Eyuboğlu
  8. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak
    Örnek: Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi. T. Buğra
  9. Bk. çevirmek
  10. Hlk. Kan almak.
  11. Uzaklaşmak, kaybolmak: “Tarzının, yönteminin piyasadan el ayak çekmek zorunda kalacağını açık seçik kavrıyorsunuz.” -S. İleri. “Bazı meddahlar da Karagöz oynatmış, şahbaz, hayalbaz veya hayalî isimleriyle yaşadıktan sonra temaşa hayatımızdan el etek çekmişlerdir.” -S. Ayverdi.
  12. (en) Turn the scale at, scale in, go to scale at, scale out.
  13. (en) Pull up.
  14. (en) Hoist, run up.
  15. (en) Whisk.
  16. (en) Stretch.
  17. (en) Arrest.
  18. (en) Conjugate.
  19. (en) Toss.
  20. (en) Up with.
  21. (en) Receive.
  22. (en) Claw.
  23. (en) Be cursed with smth.
  24. (en) Take one's medicine.
  25. (en) Stand the racket.
  26. (en) Pull.
  27. (en) Draw.
  28. (en) Magnetize.
  29. (en) Attract.
  30. (en) Suffer.
  31. (en) Go through.
  32. (en) Bear.
  33. (en) Shrink.
  34. (en) Pull over.
  35. (en) Pull away.
  36. (en) Tow away.
  37. (en) Take after.
  38. (en) Undergo.
  39. (en) Carry.
  40. (en) Engross.
  41. (en) Hold.
  42. (en) İnhale.
  43. (en) Abide.
  44. (en) Absorb.
  45. (en) Bear with.
  46. (en) Broo.
  47. (en) Abstract.
  48. (en) Appeal.
  49. (en) Beguile.
  50. (en) Brook.
  51. (en) Captivate.
  52. (en) Drag.
  53. (en) Endure.
  54. (en) Enthrall.
  55. (en) Experience.
  56. (en) Extract.
  57. (en) Haul.
  58. (en) İnflect.
  59. (en) Know.
  60. (en) Lure.
  61. (en) Unfurl.
  62. (en) Weigh.
  63. (en) Withdraw.
  64. (en) To pull.
  65. (en) To draw.
  66. (en) To drag.
  67. (en) To haul.
  68. (en) To tug.
  69. (en) To lug.
  70. (en) To tow.
  71. (en) To withdraw.
  72. (en) To hoist.
  73. (en) To extract.
  74. (en) To carry.
  75. (en) To support.
  76. (en) To pull out.
  77. (en) To suffer.
  78. (en) To undergo.
  79. (en) To bear.
  80. (en) To endure.
  81. (en) To abide.
  82. (en) To put up with.
  83. (en) To absorb.
  84. (en) To inhale.
  85. (en) To shrink.
  86. (en) To içmek.
  87. (en) To take.
  88. (en) To grind öğütmek.
  89. (en) To shoot.
  90. (en) To run up.
  91. (en) To catch.
  92. (en) To conjugate.
  93. (en) To decline.
  94. (en) To weigh.
  95. (en) To attract.
  96. (en) To magnetize.
  97. (en) To charm.
  98. (en) To captivate.
  99. (en) To appeal.
  100. (en) To beguile.
  101. (en) To distil.
  102. (en) To lay döşemek.
  103. (en) To give.
  104. (en) To give a meaning.
  105. (en) To interpret.
  106. (en) To last.
  107. (en) To drive.
  108. (en) To put on.
  109. (en) To wear.
  110. (en) To pull on.
  111. (en) To draw on giymek.
  112. (en) To apply.
  113. (en) To please.
  114. (en) To suck in.
  115. (en) To breath in.
  116. (en) To sniff.
  117. (en) To pay.
  118. (en) To endear.
  119. (en) To go through.
  120. (en) To cal.

çevirmek (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin yönünü değiştirmek
    Örnek: Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi. Y. Z. Ortaç
  2. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
    Örnek: Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu. Ö. Seyfettin
  3. Döndürerek hareket ettirmek
    Örnek: Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi. S. F. Abasıyanık
  4. Yönetmek, idare etmek
    Örnek: Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor. H. Taner
  5. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek.
  6. Geri göndermek.
  7. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek.
  8. Çevrilemek, tevil etmek.
  9. Çevirim eylemi.
  10. (en) Shoot, take, film, cinematograph.
  11. (en) Turn.
  12. (en) Spin.
  13. (en) Upturn.
  14. (en) Exchange.
  15. (en) Roll.
  16. (en) Twirl.
  17. (en) Change to.
  18. (en) Bend.
  19. (en) Besiege.
  20. (en) Channel.
  21. (en) Direct.
  22. (en) Revolve.
  23. (en) Sweep.
  24. (en) To turn.
  25. (en) To rotate.
  26. (en) Revert.
  27. (en) Assemble.
  28. (en) Bowl.
  29. (en) Pull.
  30. (en) Turn over.
  31. (en) Dial.
  32. (en) Turn into.
  33. (en) Switch to.
  34. (en) Translate into.
  35. (en) Translate.
  36. (en) İnterpret.
  37. (en) Encircle.
  38. (en) Surround.
  39. (en) Enclose.
  40. (en) İnclose.
  41. (en) Avert.
  42. (en) Commute.
  43. (en) Convert.
  44. (en) Decline.
  45. (en) Deflect.
  46. (en) Divert.
  47. (en) Hedge in.
  48. (en) Hedge round.
  49. (en) Manage.
  50. (en) Point.
  51. (en) Point on.
  52. (en) Train.
  53. (en) Twine.
  54. (en) Twist.
  55. (en) To manage.
  56. (en) To refuse.
  57. (en) To return.
  58. (en) To reject.
  59. (en) To turn inside out.
  60. (en) To interpret.
  61. (en) To translate.
  62. (en) To enclose.
  63. (en) To surround.
  64. (en) To encircle.
  65. (en) To alter.
  66. (en) To administer.
  67. (en) To handle.
  68. (en) To wheel.
  69. (en) To swing.
  70. (en) To crank.
  71. (en) To commutate.
  72. (al) Drehen, filmen, verfilmen, aufnehmen, filmaufnehmen
  73. (fr) Tourner, filmer, ciné-matographier, faire un film, prendre (un film)

söylemek (nedir ne demek)

  1. Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak
    Örnek: Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim. R. N. Güntekin
  2. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak
    Örnek: Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar. S. F. Abasıyanık
  3. Yapılmasını istemek
    Örnek: Biraz sonra nazırın yine beni istediğini söylediler. F. R. Atay
  4. Türkü, şarkı vb. okumak
    Örnek: Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi. R. N. Güntekin
  5. Yazmak, düzmek.
  6. Haber vermek
    Örnek: Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler. A. Ş. Hisar
  7. Önceden bildirmek, tahmin etmek
    Örnek: Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim. R. H. Karay
  8. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak
    Örnek: Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler. N. Cumalı
  9. (en) Bade.
  10. (en) Betray.
  11. (en) Disclose.
  12. (en) Recite.
  13. (en) Voice.
  14. (en) To tell sb sth.
  15. (en) To tell sb to do sth.
  16. (en) To say / to utter sth.
  17. (en) To say sth to sb.
  18. (en) Tell.
  19. (en) Speak.
  20. (en) Utter.
  21. (en) Give voice to.
  22. (en) Deliver.
  23. (en) Sing.
  24. (en) Affirm.
  25. (en) Confess.
  26. (en) Apprise.
  27. (en) Assert.
  28. (en) Aver.
  29. (en) Break.
  30. (en) Call.
  31. (en) Couch.
  32. (en) Drop.
  33. (en) Enunciate.
  34. (en) Hazard.
  35. (en) İmpart.
  36. (en) Name.
  37. (en) Observe.
  38. (en) Order.
  39. (en) Pass.
  40. (en) Pronounce.
  41. (en) Remark.
  42. (en) Report.
  43. (en) Sound.
  44. (en) Speak of.
  45. (en) Spill.
  46. (en) Spit.
  47. (en) To speak to.
  48. (en) To direct one's words to.
  49. (en) To sing.
  50. (en) Blare.
  51. (en) Enounce.
  52. (en) Give forth.

bağışlayan (nedir ne demek)

  1. Vâhib, hibe eden. ~ a dönme anlaşması:vâhibe rücû' şartı.
  2. (en) Forgiving.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.014