|
berrak
-
Duru, temiz, aydınlık, açık
Örnek:
Bu sabah hava berrak / Bu sabah her şey billurdan gibi. C. S. Tarancı
-
Bk. seçik
-
Duru, temiz, aydınlık, açık.
-
Clear. unclouded. limpid. brillant. crystalline. crystal. bright. just. liquid. lucent. lucid. pellucid. serene. speaking.
-
Clear. limpid. lucid. transparent. unclouded. vivid.
-
Bir konunun duyarkat ya da almaç görüntülüğü üzerindeki görüntüsünün bulanıklıktan uzak, her noktasının görüntüde bir nokta oluşturacak arılıkta olması.
-
Seçilmiş, seçkin.
-
sharp
-
Clear. distinct.
-
scharf
-
Nette, aigu
-
Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak.
-
Pürüzsüz (ten)
Örnek:
Bu, duru beyaz tenli ve kıpkızıl dudaklı bir körpe Rus kızıydı. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup).
-
Değişkenlerin değerleri verildiğinde, dizgenin kesinlikle tanımlanan belirlidurumu.
-
Bulanık olmayan, temiz, berrak, saf.
-
Limpid. clear. limpid berrak.
-
Lucid. clear. crystal clear. net. transparent. clean. fine. purified. uncontaminated. pearly. limpid.
-
state
-
état
-
[DUR] n. major key, musical key that is based on a major scale
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|