|
benefit
-
Fayda, kar, yarar, menfaat
-
Menfaat için tertiplenen eğlence veya gösteri
-
Hak, imtiyaz, yetki
-
Hayır işlemek, iyiliği dokunmak
-
İstifade etmek, yararlanmak
-
Yarar
Örnek:
Bunların faydasından geçtik, zararlarını görmeyelim. M. Ş. Esendal
-
Use. advantage. benefit. profit. avail. handiness. service. stead. usefulness. utility. grist.
-
Benefit. gain. good. service. use. utility. value. advantage. profit.
-
Utility. benefit. advantage. usefulness. use. value. behoof. effectiveness. gain. profit. service. serviceableness. spoils.
-
Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması, kırık (III).
-
fault.
-
A fairy; an elf.
-
Faith; as, by my fay.
-
To fit; to join; to unite closely, as two pieces of wood, so as to make the surface fit together.
-
To lie close together; to fit; to fadge; often with in, into, with, or together.
-
peri.
-
peri
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|