Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > belirli nesne nedir, belirli nesne ne demek, belirli nesnein anlamı (belirli nesne nnd)

belirli nesne nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






belirli nesne

  1. Belirtme durumu ekini almış, geçişli fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu.

belirli (nedir ne demek)

  1. Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen
    Örnek: Öteki arkadaşımız da belirli saatte nöbetinin başında olacaktı. E. Bener
  2. (en) Specific. certain. particular. stated. clear. definite. definitive. determinate. precise. set.
  3. (en) Certain. definite. given. particular. set. specific. determined.
  4. (en) Specific. determined. designated. definite. determinate. fixed. given. particular. stated. very.

belir (nedir ne demek)

  1. (en) [belirmek] v. appear, become clear; dawn

nesne (nedir ne demek)

  1. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje
    Örnek: Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil. S. M. Alus
  2. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
  3. Öznenin dışında kalan her konu, obje
    Örnek: Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş. S. Birsel
  4. (Derleme., belirtilinesne, -i'li tümleç, -i'linesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb.
  5. İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık.
  6. (Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1- (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2- Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanannesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünmenesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal)nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real)nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey.
  7. (en) Article. object. objective. objective case.
  8. (en) Body. object. stuff. thing. thingamajig. anything şey. obje. object obje. direct object. anything.
  9. (en) Object. thing. article. charm. chose.
  10. (en) object
  11. (en) Determined direct object
  12. (al) Gegenstand
  13. (fr) objet
  14. (fr) Complément direct déterminé, object
  15. (la) objectum

belirtme durumu (nedir ne demek)

  1. Yüklemi geçişli bir fiil olan cümlede fiilin doğrudan etkilediği, -i/ -ı, -u/ -ü ekini almış isim, yükleme durumu, yükleme hâli, akuzatif. sokağ-ı (temizlemek), ev-i (ısıtmak), okul-u (sevmek), yüz-ü (yıkamak) vb.
  2. (Derleme.. yükleme durumu, yükleme hali, -i hali) Ad görevindeki sözcüğün taşımakta olduğu kavramın etkilendiğini bildiren durum. Türkçede bu durum -i (ve değişimleri olan; -ı, -u, -ü; -y-i, -y-ı, -y-ü, -y-u) ekiyle belirtilir : Evi (ev-i) , bahçeyi (bahçe-y-i) , çocuğu (çocuğ-u) , düşünceyi (düşünce-y-i) , üzümü (üzüm-ü) ; Evi gezdik; Çocuğu uyuttu; İstanbul'a gitmeyi düşünüyorum; Sağlam düşünceyi bulana kadar aramalıyız vb.
  3. (en) Accusative, absolutive accusative
  4. (fr) Accusatif, accusatif absolutif

belirtme (nedir ne demek)

  1. Belirli kılma, görüş bildirme, tasrih
    Örnek: Gördüğüm aksaklıklar varsa belirtmemi istediler. H. Taner
  2. (en) Specification. clarification. clear revelation. clearly revealing.
  3. (en) Designation. determination. full definition. denotation. specification.

durum  US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon
    Örnek: Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. R. N. Güntekin
  2. Duruş biçimi, konum.
  3. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
  4. İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
  5. Bkz. hal.
  6. Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.
  7. (en) Condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.
  8. (en) Capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.
  9. (en) Wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.
  10. (en) State. condition. situation. circumstances. status.
  11. (en) score
  12. Unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.
  13. Durum, durum buğŸdayı, bir buğŸday türü

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük