Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > belden aşağı vurmak nedir, belden aşağı vurmak ne demek (belden aşağı vurmak nnd)

belden aşağı vurmak nedir, belden aşağı vurmak ne demek?

belden aşağı vurmak

  1. İş hayatında, insan ilişkilerinde, siyasette kural dışı saldırmak.
  2. (en) Hit below the belt.

Türetilmiş Kelimeler (bis)

beldah, beldam, beldame, beldar, belde, etek belde, beldarlar, belden atma

aşağı (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı.
  2. Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri.
  3. Bir yere göre daha alçak yerde bulunan
    Örnek: Aşağı katı, sakin ve daha sıcak olduğu için seçtik. A. Gündüz
  4. Bayağı, adi.
  5. Niteliği düşük, kötü.
  6. Daha küçük, daha az.
  7. Değeri daha az.
  8. Aşağıya, yere doğru.
  9. (en) Lower.
  10. (en) İnferior.
  11. (en) Lowly.
  12. (en) Minus.
  13. (en) Hedge.
  14. (en) İnfra.
  15. (en) Down.
  16. (en) Below.
  17. (en) İnfra-.
  18. (en) Hypo-.
  19. (en) Sub-.
  20. (en) Nether.
  21. (en) Downwards.
  22. (en) Mean.
  23. (en) Common.
  24. (en) The lower part.
  25. (en) Downtown.
  26. (en) The space below.
  27. (en) Mediocre.
  28. (en) Menial.
  29. (en) Subordinate.
  30. (en) Vile.

vurmak (nedir ne demek)

  1. Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak.
  2. Ses çıkarmak için, bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak
    Örnek: Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara giriyor. R. H. Karay
  3. Etkisi bir yere kadar uzanmak, sokulmak, girmek, duyulmak, yansımak, aksetmek
    Örnek: Yıkık damından içeriye parça parça güneş vurur. R. H. Karay
  4. Hızla değmek, çarpmak.
  5. Sürmek.
  6. Takmak, koymak
    Örnek: Seni buradan ellerine kelepçe, ayaklarına zincir vurup öyle götürecekler! Y. K. Karaosmanoğlu
  7. Bağlama, ilişkilendirmek
    Örnek: Bohçacı ve yazmacı kadınların tuhaflığına vurarak etrafını alırlar. R. H. Karay
  8. Olduğundan başka biçimde görünmek.
  9. (en) Putt.
  10. (en) Beat down.
  11. (en) Grass.
  12. (en) Pip.
  13. (en) Percuss.
  14. (en) Chime.
  15. (en) Bat.
  16. (en) Bang.
  17. (en) Beat.
  18. (en) Bruise.
  19. (en) Bust.
  20. (en) Catapult.
  21. (en) Catch.
  22. (en) Clap.
  23. (en) Clip.
  24. (en) Clout.
  25. (en) Dash.
  26. (en) Deal.
  27. (en) İmpinge.
  28. (en) İnflict.
  29. (en) Kayo.
  30. (en) Knock.
  31. (en) Land.
  32. (en) Lay out.
  33. (en) Lay to.
  34. (en) Lodge.
  35. (en) Mall.
  36. (en) Nail.
  37. (en) Pack.
  38. (en) Plant.
  39. (en) Plonk.
  40. (en) Plug.
  41. (en) Plunk.
  42. (en) Pound.
  43. (en) Pummel.
  44. (en) Punch.
  45. (en) Shoot.
  46. (en) Shoot off.
  47. (en) Slog.
  48. (en) Smash.
  49. (en) Birch.
  50. (en) Buffet.
  51. (en) Bump.
  52. (en) Crack.
  53. (en) Drive.
  54. (en) Fell.
  55. (en) Flap.
  56. (en) Slap.
  57. (en) Smite.
  58. (en) Strike.
  59. (en) To hit.
  60. (en) To strike.
  61. (en) To bash.
  62. (en) To dash.
  63. (en) To bump.
  64. (en) To knock.
  65. (en) To bang.
  66. (en) To slap.
  67. (en) To clip.
  68. (en) To clout.
  69. (en) To deal sb/sth a blow.
  70. (en) To shoot.
  71. (en) To shoot dead.
  72. (en) To wound.
  73. (en) To be reflected.
  74. (en) To feign.
  75. (en) To pretend to be.
  76. (en) To fake.
  77. (en) To hurt deeply.
  78. (en) To make ill.
  79. (en) To put (on one's.
  80. (en) To hit and kill.
  81. (en) Shoot dead.
  82. (en) To apply.
  83. (en) To knock on.
  84. (en) To tap on.
  85. (en) To stab.
  86. (en) To kill.
  87. (en) To hunt.
  88. (en) To pinch.
  89. (en) To chafe / to blister one's foot.
  90. (en) To blight a crop.
  91. (en) To slam.
  92. (en) To blow.
  93. (en) To lash.
  94. (en) To splash.
  95. (en) To sh.

(nedir ne demek)

  1. Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
    Örnek: İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
  2. Bir değer yaratan emek.
  3. Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
  4. Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
  5. Kamu yararına yapılan işler.
  6. Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
  7. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
  8. İş yeri
  9. Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
  10. Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
  11. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
  12. Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
  13. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
  14. (en) Working.
  15. (en) Occupational.
  16. (en) Regulation.
  17. (en) Things to do.
  18. (en) Action.
  19. (en) Berth.
  20. (en) Commission.
  21. (en) Deal.
  22. (en) Dealing.
  23. (en) Dealings.
  24. (en) Mission.
  25. (en) The chief problem.
  26. (en) Something worth doing.
  27. (en) Agency.
  28. (en) Term.
  29. (en) Avocation.
  30. (en) Boom.
  31. (en) Breeze.
  32. (en) Profession.
  33. (en) Job.
  34. (en) Business, activity.
  35. (en) Work.
  36. (en) Occupation.
  37. (en) Business.
  38. (en) Trade.
  39. (en) Concern.
  40. (en) Affair.
  41. (en) Function.
  42. (en) Piece of work.
  43. (en) Works.
  44. (en) Activity.
  45. (en) Appointment.
  46. (en) Assignment.
  47. (en) Ball game.
  48. (en) Billet.
  49. (en) Calling.
  50. (en) Cause.
  51. (en) Commerce.
  52. (en) Deed.
  53. (en) Duty.
  54. (en) Employment.
  55. (en) Field.
  56. (en) Handiwork.
  57. (en) Labour.
  58. (en) Matter.
  59. (en) Office.
  60. (en) Operation.
  61. (en) Position.
  62. (en) Post.
  63. (en) Pursuit.
  64. (en) Service.
  65. (en) Show.
  66. (en) Situation.
  67. (en) Task.
  68. (en) Transaction.
  69. (en) Undertaking.
  70. (en) Workpiece.
  71. (en) Commercial operation.
  72. (en) Commis.
  73. (al) Arbeit
  74. (fr) Travail

insan (nedir ne demek)

  1. İki eli olan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı.
  2. Bu türden olan canlı.
  3. Kişi, şahıs, âdemoğlu, âdem evladı
    Örnek: O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar. H. Taner
  4. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).
  5. Memeliler (Mammalia) sınıfının,insangiller (Hominidae) familyasından, iki ayağı üzerinde duran ve yürüyen, kolları kısa, vücudunun birçok yerlerinde tüyler azalmış, çeneleri belirli, beyinleri çok gelişmiş, kafatası yuvarlak ve yüz açısı yüksek, konuşabilen tek yaratık.
  6. (en) Hominid.
  7. (en) Human.
  8. (en) Bird.
  9. (en) Character.
  10. (en) İndividual.
  11. (en) Decent person.
  12. (en) Beggar.
  13. (en) Modern man.
  14. (en) Anthropo-.
  15. (en) Human being.
  16. (en) Humanity.
  17. (en) Microcosm.
  18. (en) Mortal.
  19. (en) Naked ape.
  20. (en) Spirit.
  21. (en) Wight.
  22. (en) Born of woman.
  23. (en) Lords of creation.
  24. (en) Person.
  25. (en) Humane.
  26. (en) Homo sapiens.
  27. (en) Fellow man.
  28. (fr) Homme
  29. (la) Homo sapiens

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011