Yazar Ol - Yazar GiriÅŸi
NND Sözlük
Ana Sayfa > before you could say jack robinson nedir, before you could say jack robinson ne demek, before you could say jack robinson türkçesi, türkçe anlamı (before you could say jack robinson nnd)

before you could say jack robinson nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






before you could say jack robinson  US UK

  1. Göz açıp kapayıncaya kadar, kaşla göz arasında

before  US UK (nedir ne demek)

  1. Önde, önden, önce, evvel, daha önce
  2. Önünde, cephesinde
  3. (edat) tercihen, yerine
  4. huzurunda
  5. (bağ laç) -den önce before-cited, before-mentioned yukarıda bahsi geçen before Christ (b.c) milattan önce beforehand önce, önceden
  6. Önce, karşı, önceki, önde, önden

you  US UK (nedir ne demek)

  1. Sen, siz, sana, size, seni, sizi
  2. Siz, sizler, sen
  3. Seni, size

yo  US UK (nedir ne demek)

  1. "Hayır" anlamında bir söz.
  2. "Yapmam, istemem, kabul etmem" anlamında itiraz sözü.
  3. "Sakın" anlamında bir uyarı sözü
    Örnek: Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. Y. K. Karaosmanoğlu
  4. (en) This is a suffix attachted to the end of words to show assertion and stress For example, saying 'Hontou!' means 'Really!', but saying 'Hontou-yo!' means 'I'm telling you and it's TRUE!' Pronounced just as it's spelled.
  5. (en) Youthful offenders are inmates age 24 and younger that have been designated by the sentencing court or the Florida Department of Corrections Youthful offenders are housed in one of several designated institutions.
  6. (en) Same as Yang in Yin-Yang. yarn over yarn should sit behind hook, bring yarn over hook.
  7. (en) The hard, male, light, or positive principle of nature. a highly-scientific term meaning: 'Eureka, I have found it!'.
  8. Hey!, hey sen! (dikkatini çekmek için bir kimseyi çağŸırma)

could  US UK (nedir ne demek)

  1. Ebilmek, yapabilmek, edebilmek, olabilmek; konservesini yapmak, konservelemek; kasede kaydetmek, kayıt yapmak (ses ya da görüntü), uzaklaştırmak (okul), kovmak
  2. Yardımcı, bak. can.

say  US UK (nedir ne demek)

  1. Düz, ince, yassı taş
    Örnek: Yağmur yağar da ışılaşır sayları / Eli göçmüş de bozulaşır daylağı Halk türküsü
  2. Çalışma, emek.
  3. Hac ibadeti sırasında Safa ile Merve tepeleri arasında gidip gelme.
  4. Düz, tabaka biçiminde, ince yassı taş.
  5. İri, büyük kaya.
  6. ArkadaÅŸ
  7. Su kaynağı.
  8. Elçi.
  9. (en) deem.
  10. (en) Saw.
  11. (en) Trial by sample; assay; sample; specimen; smack.
  12. (en) Tried quality; temper; proof.
  13. (en) Essay; trial; attempt.
  14. (en) To try; to assay.
  15. (en) A kind of silk or satin.
  16. (en) A delicate kind of serge, or woolen cloth.
  17. (en) To utter or express in words; to tell; to speak; to declare; as, he said many wise things.
  18. (en) To repeat; to rehearse; to recite; to pronounce; as, to say a lesson.
  19. (en) To announce as a decision or opinion; to state positively; to assert; hence, to form an opinion upon; to be sure about; to be determined in mind as to.
  20. (en) To mention or suggest as an estimate, hypothesis, or approximation; hence, to suppose; in the imperative, followed sometimes by the subjunctive; as, he had, say fifty thousand dollars; the fox had run, say ten miles.
  21. (en) To speak; to express an opinion; to make answer; to reply.
  22. (en) Work. effort.
  23. (en) Instead of.
  24. Söylemek, demek, etmek (dua), okumak (dua), bildirmek, tekrarlamak, farzetmek, varsaymak
  25. Demek, söylemek
  26. Tekrarlamak, ezbere söylemek
  27. Denilen şey, söz
  28. Söz sırası
  29. Hemen hemen, aşağı yukarı
  30. mesela
  31. B.D.,Dili Hey, bana bak ! to say nothing of göz önüne almadan

jack  US UK (nedir ne demek)

  1. ), (oto.) kriko
  2. Adam, köylü
  3. gemici
  4. Ağır yükleri yerinden kaldırmaya özgü makina, bocurgat makinası
  5. İskambil bacak, vale
  6. Bazı oyunlarda top
  7. Argo para
  8. priz
  9. Cıvadra sancağı, demir sancağı
  10. İngiliz veya Amerikan bayraklarının üst köşesinde bulunan dikdörtgen kısımdan ibaret sancak
  11. Erkek hayvan (eÅŸek, tavÅŸan)
  12. Eskiden kullanılan bir zırhlı ceket
  13. BeÅŸ taÅŸ oyunu
  14. ), up ile bocurgatla yükseğe kaldırmak
  15. Bir kimseye vazifesini hatırlatmak.
  16. Kriko ile kaldırmak, kaldırmak, yükseltmek

robinson  US UK (nedir ne demek)

  1. Bir soyadı

göz (nedir ne demek)

  1. Görme organı.
  2. Bazı deyimlerde, görme ve bakma.
  3. İyi veya kötü nitelikler, tutkular, duygular anlatan bakış.
  4. Bakış, görüş.
  5. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak
    Örnek: Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu? T. Buğra
  6. Delik, boÅŸluk
    Örnek: Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır. S. F. Abasıyanık
  7. Çekmece.
  8. Terazi kefesi.
  9. Kartlar üzerinde açılan ve içerisine mikrofilm parçası geçirilen delik.
  10. Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası.
  11. 1- Çok küçük budak. 2- Çekmece boşluğu.
  12. Bk. çekmece
  13. Bk. göz
  14. (en) Eye. optic. optical. ocular. orbital. ophthalmic. eye. orbit. orb. blinker. sight. cell. compartment. drawer. cubbyhole. cubby. cubicle. cuddy. eyehole. glim. optic. opto-.
  15. (en) Drawer. eye.
  16. (en) Drawer. eye. sight. seeing. attitude. way of behaving. spring. eye. division. part. the evil eye. bad luck caused by another's envy. love. friendship. esteem. bud. square. case. bin. source. orifice. bord. rack. pane. partition. pore.
  17. (en) aperture
  18. (en) eye
  19. (al) Auge
  20. (fr) oeil

kadar(nedir ne demek)

  1. Ölçüsünde, derecesinde
    Örnek: Balıkçılıkta para vardır, ama dalgıçlık kadar da genç işidir. S. F. Abasıyanık
  2. Büyüklüğünde, genişliğinde.
  3. Dek, deÄŸin
  4. Gibi
  5. Denli
  6. Süre belirten bir söz
  7. Miktarda, derecede
  8. Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten bir söz
  9. (en) As. as much as. as far as. so. as much as. up to. until. till. inasmuch as. so long as. until. till. pending.
  10. (en) As. as. as big as. as much as. until. till. by. up to. to. as far as. about. or so. something like. amount. degre.
  11. (en) As much as. as many as. up to. by. so.
  12. (en) Prep. by

reklamlar



Bunları Kaçırmayın



Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletiÅŸim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük