|
beard
-
Meydan okumak, karşı gelmek
-
sakal
-
, zool
-
Korkmadığını, çekinmediğini açıkça bildirmek, kavga ya da yarışmaya çağırmak.
-
Korkmadığını, çekinmediğini açıkça bildirmek, kavga veya yarışmaya çağırmak: Hülasa yüz türlü yüzmek bilir, dalgıçlara meydan okurdu. -R. H. Karay.
-
Challenge, defy, dare, beard, brave, outface, stump, tempt
-
Alan, saha
Örnek:
Yüz binlerce asker sokakları, meydanları, kırları dolduruyordu. Ö. Seyfettin
-
Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri
Örnek:
Şehir kapılarının önündeki meydanlarda davul zurna çalınıyor, cirit, bar oynanıyordu. A. H. Tanpınar
-
Bulunulan yer ve çevresi, ortalık
Örnek:
Kileri kilitlemezdi, paraları meydanda dururdu. Ö. Seyfettin
-
Fırsat, imkân veya vakit.
-
Mevlevi tekkelerinde ayin yapılan yer.
-
Open space. square. arena. agora. common. esplanade. maidan. piazza.
-
Circus. clearing. concourse. range. room. square. arena. ring. ground. field. opportunity. occasion. possibility.
-
Ground. public square. open space. arena. ring. field. place. court yard. piazza. esplanade. piste. room. list. squall. park. quadrangle. bowl. circle. circus. clearing. court. forum. plaza. stage.
okumak(nedir ne demek)
-
Yazıya geçirilmiş bir metne bakarak bunu sessizce çözümleyip anlamak veya aynı zamanda seslere çevirmek
Örnek:
Bana umutsuz bir sesle son raporları okudu. F. R. Atay
-
Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek
Örnek:
Gazete bile okumak istemiyorum. B. Felek
-
Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek
Örnek:
Çabuk dil öğrenmedi, okumak istemedi. H. E. Adıvar
-
Şarkı, türkü, şiir vb.ni sesli olarak veya ezgi ile söylemek
Örnek:
Salon boşalmaya başladı, biz şiirler okuyup dinliyoruz. R. H. Karay
-
Bir şeyin anlamını çözmek.
-
Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek.
-
Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak
Örnek:
Yüzünü benden saklıyor. Niçin? Çehresinde, melalinde aşkının matemini okumayayım, diye mi? Ö. Seyfettin
-
Sövmek, küfretmek.
-
Read. study. peruse. announce.
-
Read. say. study. to read. to study. to sing. to say. to decipher. to understand. learn. to chant. sing. to recite.
-
Read. to read. to be able to read. to study. to attend school. to sing. to recite. to decipher. to swear at. to be read. to be recited. to be sang.
-
say
-
sing
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|