Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > be useful nedir, be useful ne demek (be useful nnd)

be useful nedir, be useful ne demek?

be useful   US UK

  1. İş görmek

be   US UK (nedir ne demek)

  1. Türk alfabesinin ikinci harfinin adı, okunuşu.
  2. "Ey, hey, yahu" anlamlarında bir seslenme sözü
    Örnek: Namluna dayanır, yola dalarsın / Duruşun bakışın yaman, be Ali! F. N. Çamlıbel
  3. Berilyum elementinin simgesi.
  4. (en) To exist actually, or in the world of fact; to have existence.
  5. (en) To exist in a certain manner or relation, whether as a reality or as a product of thought; to exist as the subject of a certain predicate, that is, as having a certain attribute, or as belonging to a certain sort, or as identical with what is specified, a word or words for the predicate being annexed; as, to be happy; to be here; to be large, or strong; to be an animal; to be a hero; to be a nonentity; three and two are five; annihilation is the cessation of existence; that is the man.
  6. (en) To take place; to happen; as, the meeting was on Thursday.
  7. (en) To signify; to represent or symbolize; to answer to.
  8. (en) Prefix, originally the same word as by; To intensify the meaning; as, bespatter, bestir.
  9. (en) To render an intransitive verb transitive; as, befall ; bespeak.
  10. (en) Abbreviation for Base Embossed Used to denote that there is embossing on the base of the insulator See also: Base.
  11. (en) Belgium, with Luxembourg.
  12. (en) British Embassy.
  13. (en) Chemical symbol for Beryllium.
  14. (en) Excess Burst Rate.
  15. (en) Been.
  16. (en) Goddamn.
  17. (en) Onside.
  18. (en) Underarm.
  19. (en) To make the action of a verb particular or definite; as, beget ; beset.
  20. (en) Spend or use time; 'I may be an hour' work in a specific place, with a specific subject, or in a specific function; 'He is a herpetologist'; 'She is our resident philosopher' have the quality of being; ; 'John is rich'; 'This is not a good answer' have life, be alive; 'Our great leader is no more'; 'My grandfather lived until the end of war' be identical to; be someone or something; 'The president of the company is John Smith'; 'This is my house' occupy a certain position or area; be somewhere; 'Where is my umbrella?' 'The toolshed is in the back'; 'What is behind this behavior?' to remain unmolested, undisturbed, or uninterrupted -- used only in infinitive form; 'let her be' happen, occur, take place; 'I lost my wallet; this was during the visit to my parents' house'; 'There were two hundred people at his funeral'; 'There was a lot of noise in the kitchen'.
  21. (en) The two-character ISO 3166 country code for BELGIUM.
  22. (en) To have actuality LO - expresses surprise TI - a tone of the scale.
  23. (en) The maximum amount of uncommitted data in excess of Bc that a frame relay network can attempt to deliver during a time interval Tc This data generally is delivered with a lower probability than Bc The network treats Be data as discard eligible See also Committed Burst Size.
  24. (en) Ken, kehn.
  25. (en) Burn - ENGINE.
  26. (en) To live; to happen; to exist.
  27. Berylium berilyum.
  28. Önek hakkında, etrafında veya tamamen anlamlarını veren ve çoğu zaman geçissiz fiillerden, isimlerden ve bazen de sıfatlardan geçişli fiiller yapan bir ek: begrudge, befriend, belittle.
  29. Olmak, bulunmak, var olmak; anlamına gelmek; mal olmak; tutmak (para); durmak
  30. Olmak, vaki olmak
  31. Varlığını göstermek, mevcut olmak

useful   US UK (nedir ne demek)

  1. Faydalı usefully faydalı olarak
  2. Yararlı, faydalı, kullanışlı, işe yarar

iş görmek (nedir ne demek)

  1. (en) Serve the purpose, answer the purpose, be useful, render a service.

(nedir ne demek)

  1. Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
    Örnek: İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
  2. Bir değer yaratan emek.
  3. Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
  4. Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
  5. Kamu yararına yapılan işler.
  6. Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
  7. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
  8. İş yeri
  9. Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
  10. Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
  11. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
  12. Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
  13. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
  14. (en) Working.
  15. (en) Occupational.
  16. (en) Regulation.
  17. (en) Things to do.
  18. (en) Action.
  19. (en) Berth.
  20. (en) Commission.
  21. (en) Deal.
  22. (en) Dealing.
  23. (en) Dealings.
  24. (en) Mission.
  25. (en) The chief problem.
  26. (en) Something worth doing.
  27. (en) Agency.
  28. (en) Term.
  29. (en) Avocation.
  30. (en) Boom.
  31. (en) Breeze.
  32. (en) Profession.
  33. (en) Job.
  34. (en) Business, activity.
  35. (en) Work.
  36. (en) Occupation.
  37. (en) Business.
  38. (en) Trade.
  39. (en) Concern.
  40. (en) Affair.
  41. (en) Function.
  42. (en) Piece of work.
  43. (en) Works.
  44. (en) Activity.
  45. (en) Appointment.
  46. (en) Assignment.
  47. (en) Ball game.
  48. (en) Billet.
  49. (en) Calling.
  50. (en) Cause.
  51. (en) Commerce.
  52. (en) Deed.
  53. (en) Duty.
  54. (en) Employment.
  55. (en) Field.
  56. (en) Handiwork.
  57. (en) Labour.
  58. (en) Matter.
  59. (en) Office.
  60. (en) Operation.
  61. (en) Position.
  62. (en) Post.
  63. (en) Pursuit.
  64. (en) Service.
  65. (en) Show.
  66. (en) Situation.
  67. (en) Task.
  68. (en) Transaction.
  69. (en) Undertaking.
  70. (en) Workpiece.
  71. (en) Commercial operation.
  72. (en) Commis.
  73. (al) Arbeit
  74. (fr) Travail

görmek (nedir ne demek)

  1. Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek
    Örnek: Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm. A. Gündüz
  2. Anlamak, kavramak, sezmek
    Örnek: Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin. R. E. Ünaydın
  3. Yanına gidip konuşmak.
  4. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek.
  5. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak
    Örnek: Hangi memlekete gitsek, resmî makamlar kadar halkın da rağbetini görürdük. F. R. Atay
  6. Yapmak, etmek.
  7. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak.
  8. Almak.
  9. (en) Observe.
  10. (en) Spot.
  11. (en) View.
  12. (en) Catch.
  13. (en) Distinguish.
  14. (en) Know.
  15. (en) To see.
  16. (en) To see and recognize.
  17. (en) To spot.
  18. (en) Transact.
  19. (en) Catch sight of.
  20. (en) Get sight of.
  21. (en) Consider.
  22. (en) Wake to.
  23. (en) Waken.
  24. (en) Sight.
  25. (en) See into.
  26. (en) Behold.
  27. (en) Experience.
  28. (en) Espy.
  29. (en) Look.
  30. (en) Perceive.
  31. (en) Place.
  32. (en) Recognize.
  33. (en) Remember.
  34. (en) Square.
  35. (en) Treat.
  36. (en) To recognize.
  37. (en) To realize.
  38. (en) To consider.
  39. (en) To judge.
  40. (en) To regard.
  41. (en) To experience.
  42. (en) To live through.
  43. (en) To perform.
  44. (en) To pay.
  45. (en) To receive from another.
  46. (en) To face (in the direction of.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011