|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
bazı
-
Birtakım, kimi
Örnek:
Bazı Türkler oraya eğlenmeye giderler. Ö. Seyfettin
-
Bazen
Örnek:
Bazı, mağazadan içeriye girinceye kadar kendimden geçerdim. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Some. some.
-
Certain. some.
-
Some.
-
Temel, esas.
-
Taban.
-
Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde, esas.
-
Bk. taban
-
Herhangi bir şeyin temeli veya en küçük parçası, bileşiğin ana maddesi.
-
Kimyada tuzun asit olmayan kısmı veya tuzların oluşumu için asitlerle birleşmiş madde veya bir çözeltide hidrojen iyonu (proton) alan madde.İng.: base Biyo
-
1. Herhangi bir şeyin temeli veya en küçük parçası, bileşiğin ana maddesi. 2. Alkali.
-
Base. alcali. alkali.
-
base
-
Ayağın alt yüzü, aya.
-
Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı.
-
Ayakkabının alt bölümü.
-
Kaide.
-
Bir şeyin en alt bölümü.
-
Değerlendirmede en alt derece.
-
Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle.
-
Temel, temel ilke, baz.
-
Huy bakımından.
-
Yaradılıştan.
-
1- Başlangıç ya da temel sayılan yer ya da nesne. 2- Transistorun salgıcı ile toplacını ayıran kesimi.
-
Üzerine, duyarkatı oluşturan kimyasal özdek sürülmüş selüloit kuşak
-
Mıknatıslı kuşak ve mıknatıslı görüntü kuşağında, üzerine demir oksit sıvanan asetat, polivinilklorit ya da polyesterden kuşak.
-
Base, support, backing, film base, emulsion support (carrier),
-
Bedrock. sole. girder. base. basement. floor. fundament. sill. substratum. substructure.
-
Base. bed. floor. sole. underside. sole. heel. subsoil. plateau.
-
Base. cushion. sole. floor. pedestal. foundation. bed. floor. lower limit or base. base. base plane. base line. steel of good quality. bottom. basal. bedding. footing. fundament. underlying. underwork. groundwork. platform. inner botto.
-
sole
-
base
-
Tape base
-
Schichtträger, Träger, Filmträger,
-
Grundfläche, Base
-
Schichtträger, Träger, Magnetbandschichtträger
-
Base, support
-
Plante du pied
-
base
-
Yasak olma, yasak edilme durumu.
-
Kimi, bazı
Örnek:
Aklından son süratle birbirini tutmaz, birtakım düşünceler geçiyordu. H. Taner
-
Some. a certain number of. certain.
-
A certain number of. certain. some.
kimi(nedir ne demek)
-
Birtakımı, bazısı, kimisi
Örnek:
Kimi su çeker, kimi sebze ayıklar, kimi yufka açar, çamaşır yıkar... N. Cumalı
-
Bazı (canlı varlıklar için).
-
Tikel niceleyicinin Türkçe'deki bir karşılığı.
-
Some. who. some. who. whom.
-
Certain. several. some. whom. who.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|