Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > baskı yapmak nedir, baskı yapmak ne demek (baskı yapmak nnd)

baskı yapmak nedir, baskı yapmak ne demek?

baskı yapmak

  1. Bir kimseyi bir işi yapmaya zorlamak, zor kullanmak.
  2. (en) Pressurize, constrain, constrict, force, use force, squeeze, stress, bear against, coerce, impress, keep down, lean on, oppress, press, pressure, push, sit upon, subdue, tyrannize, urge, urge against.

baskı (nedir ne demek)

  1. Bir eserin basılış biçimi veya durumu
    Örnek: Baskı yanlışlıkları yüzünden kapatılan gazeteler vardı. A. Ş. Hisar
  2. Bası sayısı.
  3. Bir eserin tekrarlanarak yapılan baskı işlemlerinden her biri.
  4. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı.
  5. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm
    Örnek: Politik baskıların yanı sıra daha başka yasaklara da bağlıydık. N. Cumalı
  6. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres.
  7. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu.
  8. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres.
  9. (…)
  10. Tutma görevi alınan karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacı ile uygulanan yakın savunma türü.
  11. (en) Majorant.
  12. (en) Stress.
  13. (en) Typographic.
  14. (en) Edition.
  15. (en) Print.
  16. (en) Printing.
  17. (en) Press.
  18. (en) The press.
  19. (en) Oppression.
  20. (en) Pressure.
  21. (en) Restraint.
  22. (en) Discipline.
  23. (en) Arm-Twisting.
  24. (en) Coaction.
  25. (en) Coercion.
  26. (en) Compulsion.
  27. (en) Constraint.
  28. (en) Crackdown.
  29. (en) Crush.
  30. (en) Duress.
  31. (en) Force.
  32. (en) Heat.
  33. (en) İmpression.
  34. (en) Leverage.
  35. (en) Repression.
  36. (en) Screw.
  37. (en) Squeeze.
  38. (en) İssue.
  39. (en) Transfer.
  40. (en) İmprint.
  41. (en) Number of copies printed.
  42. (en) Bailing press.
  43. (en) Stamp.
  44. (en) Compression.
  45. (en) Brake.
  46. (en) Squeezing.
  47. (en) Squeezer.
  48. (en) Set hammer.
  49. (en) Mintage.
  50. (en) Punch.
  51. (en) Swage block.
  52. (en) Actual coercion.
  53. (en) İmplied coercion.
  54. (al) Majorante
  55. (fr) Majorante

bask   US UK (nedir ne demek)

  1. (en) To lie in warmth; to be exposed to genial heat.
  2. (en) To warm by continued exposure to heat; to warm with genial heat.
  3. (en) Be exposed; 'The seals were basking in the sun'.
  4. (en) Derive or receive pleasure from; get enjoyment from; take pleasure in; 'She relished her fame and basked in her glory'.
  5. Güneşlenmek, tatlı bir slcaklığın karşısında uzanmak
  6. Zevk verici bir durumun tadınl çıkarmak
  7. Bir şeyi güneşe veya ateşe tutmak.
  8. Güneşlenmek; tadını çıkarmak

yapmak (nedir ne demek)

  1. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
    Örnek: Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. Ç. Altan
  2. Olmasına yol açmak.
  3. Onarmak, tamir etmek.
  4. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek
    Örnek: Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. R. H. Karay
  5. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek
    Örnek: Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. S. M. Alus
  6. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek
    Örnek: Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. R. H. Karay
  7. Düzenli bir duruma getirmek.
  8. Üretmek.
  9. (en) Father.
  10. (en) Put on.
  11. (en) Accomplish.
  12. (en) Acquit oneself.
  13. (en) Architect.
  14. (en) Build.
  15. (en) Carve out.
  16. (en) Contrive.
  17. (en) Create.
  18. (en) Engineer.
  19. (en) Establish.
  20. (en) Execute.
  21. (en) Fashion.
  22. (en) Fulfil.
  23. (en) Fulfill.
  24. (en) Go over.
  25. (en) Go through.
  26. (en) Have.
  27. (en) İmplement.
  28. (en) Land.
  29. (en) Make.
  30. (en) Perform.
  31. (en) Practice.
  32. (en) Practise.
  33. (en) Produce.
  34. (en) Profess.
  35. (en) Put thro.
  36. (en) Commit.
  37. (en) Construct.
  38. (en) Cost.
  39. (en) Deliver.
  40. (en) Discharge.
  41. (en) Draw.
  42. (en) Fabricate.
  43. (en) Fill.
  44. (en) Found.
  45. (en) Hold.
  46. (en) Manage.
  47. (en) Manufacture.
  48. (en) Perpetrate.
  49. (en) Redeem.
  50. (en) Transact.
  51. (en) To do.
  52. (en) To make.
  53. (en) To perform.
  54. (en) To fulfil.
  55. (en) To carry sth out.
  56. (en) To mend.
  57. (en) To repair.
  58. (en) To fix onarmak.
  59. (en) Tamir etmek.
  60. (en) To build.
  61. (en) To construct.
  62. (en) To erect.
  63. (en) To found inşa etmek.
  64. (en) To produce.
  65. (en) To manufacture.
  66. (en) To bring sth out üretmek.
  67. (en) To cause yol açmak.
  68. (en) To marry to evlendirmek.
  69. (en) To cost.
  70. (en) To do with.
  71. (en) To have.
  72. (en) To possess.
  73. (en) To cook.
  74. (en) To draw.
  75. (en) To deliver.
  76. (en) To fashion.
  77. (en) To create.
  78. (en) To prepare.
  79. (en) To buoy oneself with sth.
  80. (en) To do sth as one's regular work or occupation.
  81. (en) To carry out.
  82. (en) To affect.
  83. (en) To execute.
  84. (en) To fix sth.
  85. (en) To caus.

(nedir ne demek)

  1. Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
    Örnek: İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
  2. Bir değer yaratan emek.
  3. Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
  4. Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
  5. Kamu yararına yapılan işler.
  6. Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
  7. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
  8. İş yeri
  9. Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
  10. Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
  11. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
  12. Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
  13. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
  14. (en) Working.
  15. (en) Occupational.
  16. (en) Regulation.
  17. (en) Things to do.
  18. (en) Action.
  19. (en) Berth.
  20. (en) Commission.
  21. (en) Deal.
  22. (en) Dealing.
  23. (en) Dealings.
  24. (en) Mission.
  25. (en) The chief problem.
  26. (en) Something worth doing.
  27. (en) Agency.
  28. (en) Term.
  29. (en) Avocation.
  30. (en) Boom.
  31. (en) Breeze.
  32. (en) Profession.
  33. (en) Job.
  34. (en) Business, activity.
  35. (en) Work.
  36. (en) Occupation.
  37. (en) Business.
  38. (en) Trade.
  39. (en) Concern.
  40. (en) Affair.
  41. (en) Function.
  42. (en) Piece of work.
  43. (en) Works.
  44. (en) Activity.
  45. (en) Appointment.
  46. (en) Assignment.
  47. (en) Ball game.
  48. (en) Billet.
  49. (en) Calling.
  50. (en) Cause.
  51. (en) Commerce.
  52. (en) Deed.
  53. (en) Duty.
  54. (en) Employment.
  55. (en) Field.
  56. (en) Handiwork.
  57. (en) Labour.
  58. (en) Matter.
  59. (en) Office.
  60. (en) Operation.
  61. (en) Position.
  62. (en) Post.
  63. (en) Pursuit.
  64. (en) Service.
  65. (en) Show.
  66. (en) Situation.
  67. (en) Task.
  68. (en) Transaction.
  69. (en) Undertaking.
  70. (en) Workpiece.
  71. (en) Commercial operation.
  72. (en) Commis.
  73. (al) Arbeit
  74. (fr) Travail

zorlamak (nedir ne demek)

  1. Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek
    Örnek: Bir realite hissi ile değil, bir tarih hissi ile kendimizi zorluyorduk. F. R. Atay
  2. Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak.
  3. Üstelemek, ısrar etmek
    Örnek: Bütün köylü zorladı da, bu sefer izin alabildi. Ö. Seyfettin
  4. (en) Press-Gang smb.
  5. (en) İnto doing smth.
  6. (en) Browbeat.
  7. (en) Dare.
  8. (en) İnflict.
  9. (en) Oblige.
  10. (en) Pressurize.
  11. (en) Push.
  12. (en) To constrain.
  13. (en) To compell sb to do sth.
  14. (en) To put pressure on.
  15. (en) To try to force sth open.
  16. (en) Twist smb.'s arm.
  17. (en) Bludgeon.
  18. (en) Bully.
  19. (en) Clamor down.
  20. (en) Clamour down.
  21. (en) Coerce.
  22. (en) Compel.
  23. (en) Constrain.
  24. (en) Cow smb.
  25. (en) İnto.
  26. (en) Cozen.
  27. (en) Drag in.
  28. (en) Drive.
  29. (en) Edge on.
  30. (en) Enforce.
  31. (en) Exact.
  32. (en) Force.
  33. (en) İmpel.
  34. (en) İmpose.
  35. (en) İmpress.
  36. (en) Lean upon.
  37. (en) Obligate.
  38. (en) Outrage.
  39. (en) Steamroller.
  40. (en) Strain.
  41. (en) Urge.
  42. (en) To force.
  43. (en) To coerce.
  44. (en) To compel.
  45. (en) To oblige.
  46. (en) To strain.
  47. (en) To thrust.
  48. (en) To stress.
  49. (en) To overstrain.
  50. (en) To obligate.
  51. (en) To straiten.
  52. (en) To enforce.
  53. (en) To run.
  54. (en) To express.
  55. (en) To push.
  56. (en) To wrench.
  57. (en) Bring.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.014