|
basit kelime
-
Yalın kelime.
-
Türetilmiş veya birleşik olmayan ve yapısı daha küçük parçalara ayrılamayan kök durumundaki kelime: at, el, üç, beş, yok, bu, şu, o, at-, yak-, üz- vb.
-
Bk. yalın sözcük
-
Simple form
-
Mot simple
-
Kökü parçalanamayan sözcük: Ev, el, gel, tat, baş, ayak, git, bu, üç, çok vb.
-
Simple form
-
Mot simple
-
Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan, bayağı
Örnek:
Derin hislerden uzak, basit zevklere düşkün, bütün manasıyla alafranga bir adamdı. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Kolay
Örnek:
En basit şeyi yazamayacak kadar cahildi. H. Taner
-
Süssüz, gösterişsiz
Örnek:
Üstünde basit ve kapalı bir çarşaf vardı. A. Gündüz
-
Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz
Örnek:
Bu, fikirsiz, basit ve masum bir çocuk hafifliği değildi. R. N. Güntekin
-
Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan
Örnek:
Bu basit takılmalar, her seferinde onları güldürdü. N. Cumalı
-
Simple. basic. easy. elementary. countrified. crude. elemental. everyday. facile. foolproof. frugal. homely. humble. jejune. potty. primitive. simplex. simplificative. simplistic. small. straightforward. undemanding. vulgar. frugally.
-
Artless. bluff. chaste. cheap. commonplace. dry. easy. elementary. facile. homely. plain. quiet. rudimentary. simple. spartan. uncoloured. unpretentious. unsophisticated. easy kolay. basic. plain sade. ordinary. unimportant. small-time. small-time. simple. not difficult. easy to do or understand. simple. unadorned. ill-bred. who's never been taught any manners. ordinary. run-of-the-mill. average.
-
Elementary. plain. simple. ordinary. common. manifest. natural. incomplex. unaffected. artless. bare. chaste. fiddling. homely. jammy. rustic. simple bonus. simple person. single. straight up and down. straightforward. uncoloured. uncolored.
-
Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük
Örnek:
Tayyare kelimesine alışan millet, uçak kelimesine de alışır. O. V. Kanık
-
Wordy. word. vocable.
-
Word. vocable.
-
Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen, kök durumundaki kelime, basit kelime: Ev, gel, ayak gibi.
-
Alev.
-
Gösterişsiz, süssüz, sade (söz, yazı).
-
Çıplak, kınından çıkmış
Örnek:
Dışarıdan içeriye ellerinde yalın kasaturalarla polisler daldı. E. E. Talu
-
Gösterişsiz, süssüz, sade.
-
Alev, ateş.
-
Taş, büyük kaya.
-
Çıplak, örtüsüz.
-
Bald. bare. naked. nominative. plain. severe. simple. simplex. simplificative. unvarnished. vivid.
-
Artless. austere. bald. bare. chaste. conservative. homely. literal. lowly. modest. nominative. plain. quiet. simple. sober. stark.
-
Simple. naked. flame. clean and spare. bare. uncovered. steep. simple. austere. bald. frugal. proper. spartan. stark. uncoloured. uncolored.
-
assertoric
-
assertorique
-
asserere
yal(nedir ne demek)
-
Köpek ve ineklere yedirilmek için un ve kepekle hazırlanan yiyecek
Örnek:
Köpek bile yal yediği kaba pislemez. Atasözü
-
1. Köpekler ve sığırlar için hazırlanan, sulu biçimde tüketilen, öğütülmüş tahıllar veya kepeğin sıcak suda haşlanmasıyla yapılan hayvan çorbası. 2. hlk. Yele.
-
Liquid food
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|