Nedir ne demek sorularına kısa cevaplar

Ana Sayfa > basık nedir ne demek, basığın anlamı

basık nedir

nedir  -  ingilizce  -  fotoğraf  -  web araması  -  bulmaca  -  bis  -  matematik  -  sembol

basık

  1. Basılmış, yassılaşmış
    Örnek: Başına, arkası basık, önü yüksek, çuha püsküllü bir şapka giymiş. M. Ş. Esendal
  2. Çok yüksek olmayan, alçak
    Örnek: Arka sokağa bakan, dar, basık tavanlı, ışıksız bir yerdi. P. Safa
  3. Kısık
    Örnek: Onun sesi de aynı şekilde basıktı. T. Buğra
  4. basık ne demek (en) Poky. flattened. depressed. low. (sadece ingilizce sonuçlar)
  5. basık ne demek (en) Low. pressed down. compressed.

çok (nedir)

  1. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
    Örnek: Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
  2. Aşırı bir biçimde
    Örnek: Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
  3. çok ne demek (en) Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
  4. çok ne demek (en) Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
  5. çok ne demek (en) Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.

yüksek (nedir)

  1. Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan
    Örnek: ... mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı. Ö. Seyfettin
  2. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan
    Örnek: İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor. H. Taner
  3. Güçlü, etkili, şiddetli.
  4. Derece veya makamı bakımından üstün.
  5. Normal değerlerin üstünde olan, çok
    Örnek: Türk milletinin karakteri yüksektir. Atatürk
  6. Erdemli, faziletli.
  7. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan.
  8. Yukarıda, üst tarafta olan yer
    Örnek: Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu. M. Ş. Esendal
  9. yüksek ne demek (en) Elevated. exalted. high. highrise. lofty. loud. spheric. stately. superior. tall. acro-. hyper-. above. over.
  10. yüksek ne demek (en) Dominant. eminent. grand. high. lofty. noble. precipitous. rarefied. superior. tall.
  11. yüksek ne demek (en) High. eminent. great. high- level. lofty. moor. noble.


BİS
Başında, içinde, sonunda "basık" geçen kayıtlar (hepsine bakın)




Hakkında  -  İletişim  -  Yasal Konular  -  Son Eklenenler  -  Araçlar

© Nedir Ne Demek, 3.0.009
Bunları kaçırmayın!