|
banka kartı
-
Banka işlemleri için otomatik makinede kullanılan özel şifreli kart, telekart.
-
Bank card.
-
Banker'S card. cash card.
-
Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve bunlardan daha başka parasal ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş.
Örnek:
Gelen parayı bankaya götürüp yatırırlar. R. N. Güntekin
-
Bankacılık işleminin yapıldığı yer.
-
Mevduat kabul eden, kredi açan, ulusal ve uluslararası ödemelerde aracılık, para nakli, senet iskontosu, emanet kabulü vb. hizmetleri sunan, pazarlanabilir menkul değerler gibi finansal aktifleri elinde tutan ve saymaca para yaratan finansal aracı kurum.
-
Banking. bank. banking house.
-
bank.
-
bank
-
Gençliği ve körpeliği kalmamış, körpe karşıtı
Örnek:
Bu kart hatunun, bu içi dışı pörsük kadının hâlâ piyasa yeri araması beni çıldırtıyor. H. E. Adıvar
-
Düzgün kesilmiş ince karton parçası.
-
Bir kimsenin kimliğini gösteren, kutlamalarda veya kendini tanıtmada kullanılan, çoğunlukla beyaz, küçük, ince karton parçası, kartvizit.
-
Kartpostal.
-
Bazı yerlere girmek veya bazı şeylerden yararlanmak için verilen, kimliği belirten belge.
-
Oyun kâğıdı.
-
Fotoğrafçılıkta 9x12 cm boyutlarındaki resim.
-
Telefonlara takılan, iletişimi sağlamak için gerekli bilgilerin yüklendiği parçacık.
-
Genellikle parasal işlemlerde çok amaçlı olarak kullanılan manyetik özelliği olan plastik nesne.
-
card.
-
Card. token. tough. calling card. visiting card. postcard.
-
Card. calling card. post card. old. past his prime. tough.
-
Norwegian term for map.
-
Keeping AUSTRAC Relevant Technologically.
-
A small, open, four-wheeled vehicle with a single cylinder, two- or four-cycle gasoline engine.
-
Yarış arabası (ufak)
-
Yarış arabası (ufak)
-
Bk. bankacılık işlemleri
-
banking
-
Bir işi sonuçlandırmak için yapılan iş veya uygulamaların hepsi, muamele.
-
Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi.
-
Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.
-
Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele.
-
Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi.
-
1- Bir ya da birçok kümenin öğelerinden yeni bir kümenin bir öğesini türetme. 2- Sayılar ya da simgeler üzerinde yapılan toplama, çıkarma, üstiki, kökiki (karekök), gibi uzbilimsel uygulamalar.
-
Banking. procedure. operation. transaction. process. proceeding. processing. treatment.
-
Proceeding. process. sum. transaction. operation. treatment.
-
Transaction. operation. processing. process. procedure. act. bargain. commission. even deal.
-
bargain
-
operation
-
Operation, Betrieb
-
opération
otomatik(nedir ne demek)
-
Mekanik yollarla hareket ettirilen veya kendi kendini yöneten (alet).
-
İrade dışında yapılan (davranış).
-
Kendiliğinden
Örnek:
Polis şikâyetçi olunca savcı otomatik olarak harekete geçer, kamu davası açılır. Ç. Altan
-
Bk. özdevimli
-
Bk. özdevinimli
-
Automatic. robot. self-acting. servo-.
-
Automatic. self-acting.
-
Automatic. system in which electric lights are turned on manually and turned off autom. mechanical. self- action. self-driven. self-winding.
-
self-winding
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|