|
banka garantili bonolar
-
Yatırım ve kalkınma bankasından kredi kullanmak isteyen ortaklıkların, borçlu sıfatıyla düzenleyip güvence olarak bu bankalara verdikleri emre yazılı değerli kâğıt. Bu evrak, aynı zamanda kredi açan bankanın güvencesini taşır.
-
Bank guaranteed bills, bank guaranteed commercial paper
-
Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve bunlardan daha başka parasal ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş.
Örnek:
Gelen parayı bankaya götürüp yatırırlar. R. N. Güntekin
-
Bankacılık işleminin yapıldığı yer.
-
Mevduat kabul eden, kredi açan, ulusal ve uluslararası ödemelerde aracılık, para nakli, senet iskontosu, emanet kabulü vb. hizmetleri sunan, pazarlanabilir menkul değerler gibi finansal aktifleri elinde tutan ve saymaca para yaratan finansal aracı kurum.
-
Banking. bank. banking house.
-
bank.
-
bank
-
Garantisi olan, güvenceli.
-
made.
-
Secure. guaranteed. sure. certain. assured.
-
Guaranteed. assigned account. to be in the bag.
-
Güvence, inanca, teminat
-
Kesinlikle, kesin olarak, ne olursa olsun.
-
Bk. üçüncül inanca
-
İn the bag. warranty. warrant. guarantee. guaranty. surety.
-
Assurance. cinch. guarantee. guaranty. surety. undertaking. warrant. warranty.
-
Guarantee. quaranty. warranty. cert. cinch. delcredere. guaranty. indemnity. safeguard.
-
Borçlanımı, borcun ödenmesinin üçüncü bir kişi tarafından alacaklıya sağlanılması.
-
Kişisel inanca.
-
guarantee
-
garantie
-
Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir paranın, belirli bir kimseye ödeneceğini belirten senet, emre muharrer senet.
-
Belirli miktar paranın, belirli bir vade sonunda ödeneceğini gösteren, üzerinde düzenleme yeri veya ödeme yeri ifadelerinden en az birinin bulunduğu bir yıldan kısa vadeli borç senedi. krş. adi senet, tahvil
-
Bond. coupon.
-
Bond. bill.
-
Bill. bond. certificate of indebtedness. trade acceptance. bill of debt. ordinary bill. courtesy card. promissory note. sterling securities. unnegotiable.
-
Bond, bill
-
Yatırma işi.
-
Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma, mevduat, plasman.
-
Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılan yeni eklemeler, envestisman.
-
Bir çıkar veya kazanç sağlamak için yapılan davranış.
-
Capital goods. hedge. investment.
-
Enterprise. investment. deposit. investment plasman. envestisman.
-
investment.
kalkınma(nedir ne demek)
-
Kalkınmak işi
Örnek:
Yeni kurulan, hızla gelişmiş, kalkınma atılımlarını gerçekleştirmiş bir ülke. N. Cumalı
-
İyileşme, şifa bulma
-
Bir ekonomide halkın değer yargıları, dünya görüşü ile tüketim ve davranış kalıplarındaki değişmeleri içeren toplumsal ve kuramsal yapıda dönüşüme yol açan büyüme.
-
Reconstruction. development.
-
Development. progress. improvement. recovery.
-
Development. improvement. progress.
-
development
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|