|
bal mumu macunu
-
Mobilyadaki kusurların onarımında kullanılan, toprak boya ile renklendirilmiş bal mumu.
-
Arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde.
-
Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı.
-
Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu.
-
Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde.
-
Özellikle kurşun, inorganik civa, arsenik, altın ve antimon gibi ağır metallerle heterosiklik şelat kompleksleri oluşturarak bu elementlerin, enzimlerde bulunan sülfidril gruplarına bağlanmasını engelleyen ve sonuçta idrarla atılımlarını sağlayanağır metal zehirlenmelerinde kullanılan birantidot, dimerkaprol.
-
honey.
-
Honey. fluke.
-
Honey. juice of ripe figs.
-
Bal: British Anti-Lewisite A name for the drug dimecaprol--a treatment for toxic inhalations.
-
British Anti-Lewisite - A name for the drug dimecaprol - a treatment for toxic inhalations.
-
Bronchoalveolar Lavage.
-
British anti-Lewisite.
-
British Anti-Lewisite A name for the drug dimecaprola treatment for toxic inhalations.
-
Blood alcohol level The usual ratio standards are the number of grams of alcohol either per 100 milliliters of blood, or per 210 liters of breath. comes from the Gaelic baile Originally meaning 'a place,' ir came to be applied to a farmstead and a village.
-
A front laced shoe in which the quarters meet and the vamp is stitched over the quarters at the front of the throat The word is an abbreviation of Balmoral. yes. indicates that the options applies to main programs coded in Assembler.
-
Balance.
-
Music score.
-
Balcony.
-
Foot.
-
British Anti Lewisit
-
Bir fitilin üzerine erimiş bal mumu, içyağı, stearik asit veya parafin dökülüp genellikle silindir biçiminde dondurulan ince, uzun aydınlatma aracı
Örnek:
Kandil geceleri bu velilerin yerleri mumlarla donanırdı. Y. K. Beyatlı
-
Bal mumu.
-
Işık şiddeti birimi, kandela.
-
Bazı böcekler ve bitkiler tarafından salgılanan, böceklerin deri ve tüylerini, bitkilerin yüzeyini kaplayarak koruyucu görev yapan, içinde serbest yağ asitleri, alkoller ve doymuş hidrokarbonlar bulunan esterler.
-
Aydınlanma yeğinliği birimi.
-
Aydınlanma yeğinliği birimi.
-
1. Uzun zincirli doymuş ve doymamış yağ asitlerinin (14-36 karbonlu) yine uzun zincirli alkollerle (16-22 karbonlu) esterleşmesiyle meydana gelen basit lipit. 2. Yüksek erime noktasına sahip ve hayvanlar tarafından kolay sindirilemeyen, yapağıda bulunan lanolin ve su ürünlerinden elde edilen ispermeçet gibi örnekleri olan maddeler.
-
Candle. wax. solid paraffin. candlepower.
-
candle.
-
Silent; not speaking.
-
Be silent! Hush! Silence.
-
A sort of strong beer, originally made in Brunswick, Germany. secrecy; 'mum's the word' failing to speak or communicate etc when expected to; 'the witness remained silent'.
-
Candle. wax. candlepower. candela. rubbing. wax candle.
-
Of China. informal terms for a mother. secrecy; 'mum's the word'. failing to speak or communicate etc when expected to; 'the witness remained silent'.
-
candle
-
wax
-
Kerze
-
bougie
-
Bir çeşit sert ve tatlı bira.
-
Dili kasımpatı, krizantem.
-
(-med,- ming) maske ile rol yapmak
-
Susmuş, suskun
-
(ünlem) Sus! Mums the word
-
Dili efendim (hanımlara)
-
İng., dili anne.
-
Maske ile oynamak, dilsiz oyunu oynamak
-
sus!
-
Hamur kıvamına getirilmiş madde.
-
Boyacılıkta çatlak ve aralıkları kapamak, camcılıkta camları tutturmak için kullanılan hamur kıvamında karışım.
-
Baharlı, tarçınlı, yumuşak ve yapışkan şekerleme
Örnek:
Sakın anneme söylemeyin! Söylemezseniz size macun alırım. O. V. Kanık
-
Paste. putty. cement. dope. lute. priming. priming material.
-
Cement. paste. putty. dope.
-
Dope. lute. mastic. paste. putty. adhesive cement. pasting. cementer. compound. wood filler. salve. leak-stop.
-
Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü.
-
Ülke
Örnek:
Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok. R. E. Ünaydın
-
Arazi, tarla.
-
Kara.
-
Topraktan yapılmış
-
Kimyasal, fiziksel ve biyolojik faktörler etkisiyle oluşmuş, organik ve mineral maddelerin değişim ve karışımından meydana gelmiş olan litosferin gevşek kısmı.
-
Yer kabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü.
-
Ülke, memleket.
-
İşlenmiş arazi.
-
Earthen. fictile. earthenware. terraneous. soil. earth. ground. clay. land. country. territory. glebe. terra firma. ground-.
-
Earthen. fictile. earthenware. terraneous. soil. earth. ground. clay. land. country. territory. glebe. terra firma. ground-. dirt. lump. roll. tract.
-
Agricultural geology. chunk. dike. dirt. domain. earth. ground. land. soil. territory. tract.
-
soil
-
tache
boya(nedir ne demek)
-
Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde
Örnek:
Tırnaklarının boyasını beğenmiyorum. F. R. Atay
-
Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.
-
Renk
Örnek:
Son asır içinde elimizin değdiği her şey gibi, orasını da badana, sarı boya ve kalın çiçeğe boğmuşuz. F. R. Atay
-
Aldatıcı görünüş.
-
Yazmak için kullanılan mürekkep.
-
(Resim) Başka cisimlerin yüzeyinde renkli bir katman oluşturmada kullanılan özdek. a. bk.boyayıcıboyalar.
-
Coloring. colouring. paint. color. colour. dye. coloring. colouring. stain.
-
Colour. colouring. paint. stain. dye.
-
Paint. stain. dye. pigment. dyestuff. ink. tinct. tint. tincture. tinge. wash. stainer. blot. artists'medium. colour.
-
Paint, colour
-
peinture
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|