|
bakakalmak
-
Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak
Örnek:
Neferin arkasından uzun uzun bakakaldı. P. Safa
-
To stand in wonder. to gawp.
-
To stand in bewilderment.
-
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon
Örnek:
Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. R. N. Güntekin
-
Duruş biçimi, konum.
-
Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
-
İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
-
Bkz. hal.
-
Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.
-
Condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.
-
Capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.
-
Wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.
-
State. condition. situation. circumstances. status.
-
score
-
Unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.
-
Durum, durum buğdayı, bir buğday türü
-
Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek
Örnek:
Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı. T. Buğra
-
Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak
-
Konaklamak, konmak
-
Oturmak, yaşamak, eğleşmek
-
Hayatını sürdürmek, yaşamak.
-
Varlığını korumak, sürdürmek
-
Oyalanmak, vakit geçirmek
-
Sınıf geçmemek.
-
1) yapılması düşünülmüş olduğu hâlde yapılmamak; 2) kararı bağlandığı hâlde uygulanmamak.
-
Stay. remain. continue. keep. stand. fail. be left. be left over. abide. bed. come to. devolve. flunk. keep to. leave. put up. refuge. rest with. room. sleep. stop. survive. tarry. wait.
-
Stay. remain. continue. keep. stand. fail. be left. be left over. abide. bed. come to. devolve. flunk. keep to. leave. put up. refuge. rest with. room. sleep. stop. survive. tarry. wait. descend. go. persist.
-
To remain. to be left. to be leftover. to stay in a place temporarily. to come to a halt. to reach a standstill. to fail. to be postponed to. to be entrusted to sb to be left to sb by sb else. to be kept from doing sth.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|