bakırlaşmak
-
Bakır rengini almak, rengi bakırın rengine benzemek
Örnek:
... bakırlaşmış derime hasetle bakarak zehir gibi bir kahkaha şaklattı. Y. Z. Ortaç
-
(nesne almayan fiil) (sadece ingilizce sonuçlar)
-
Bu elementten yapılmış kap.
-
Bu elementten yapılmış
-
Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu).
Örnek:
Ertesi gün çadırların önünde Haldun Nedret'in Kadıköy'den getirdiği bakır lamba yanıyordu. A. Ş. Hisar
-
Doğada serbest ve birleşik olarak bulunan kızıl renkli, kolay işlenir bir maden.
-
Copper. cupric. cuprous. copper.
-
Copper.
-
Renkli, boyalı, parlak.
-
Renkli, parlak renkli.
-
Güzel, hoş.
-
Süslü.
-
[renk] n. color, colour [Brit.], complexion, coloring, colouring [Brit.], tint, tincture, hue, flush
BİS
Başında, içinde, sonunda "bakırlaşmak" geçen kayıtlar (hepsine bakın)