Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > baby sit nedir, baby sit ne demek (baby sit nnd)

baby sit nedir, baby sit ne demek?

baby sit   US UK

  1. Çocuğa bakmak

baby   US UK (nedir ne demek)

  1. Bebek çocuk
  2. Bir ailenin en küçüğü
  3. Çocukça halleri olan kimse
  4. Argo bir kimsenin ovunmesine sebep olan icat veya eser
  5. Argo kız
  6. (s), bebek gibi
  7. Bebeğe ait
  8. Bebeğe yakışan
  9. Dili küçük nispeten küçük
  10. Küçük çocuk muamelesi yapmak
  11. Şımartmak baby blue süt mavisi baby'sbreath bir cins uzun saplı, hafif kokulu pembe ve beyaz çiçekleri olan bitki, Gypsophila paniculata baby bottle biberon, emzik
  12. Şımartmak, bebek muamelesi yapmak

sit   US UK (nedir ne demek)

  1. Tarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntı.
  2. (en) To rest upon the haunches, or the lower extremity of the trunk of the body; said of human beings, and sometimes of other animals; as, to sit on a sofa, on a chair, or on the ground.
  3. (en) To perch; to rest with the feet drawn up, as birds do on a branch, pole, etc.
  4. (en) To remain in a state of repose; to rest; to abide; to rest in any position or condition.
  5. (en) To lie, rest, or bear; to press or weigh; - - with on; as, a weight or burden sits lightly upon him.
  6. (en) To be adjusted; to fit; as, a coat sts well or ill.
  7. (en) To suit one well or ill, as an act; to become; to befit; used impersonally.
  8. (en) To cover and warm eggs for hatching, as a fowl; to brood; to incubate.
  9. (en) To have position, as at the point blown from; to hold a relative position; to have direction.
  10. (en) To occupy a place or seat as a member of an official body; as, to sit in Congress.
  11. (en) To take a position for the purpose of having some artistic representation of one's self made, as a picture or a bust; as, to sit to a painter.
  12. (en) To sit upon; to keep one's seat upon; as, he sits a horse well.
  13. (en) To cause to be seated or in a sitting posture; to furnish a seat to; used reflexively.
  14. (en) The filename extension used by files compressed with StuffIt, a popular Macintosh archival and compression program.
  15. (en) This ending on a file type indicates it has been compressed with Stuffit software Stuffit Expander is used by Mosaic to decompress the file.
  16. (en) File compressed in the StuffIt format commonly used on Macintosh computers See also: hqx.
  17. (en) The ISO 4217 currency code for the Slovenian Tolar.
  18. (en) Syndicat islamique du travail - Trade union founded by the FIS in 1991.
  19. (en) Stuffit compressed file.
  20. (en) System Initialization Table A table containing user specifications the control the CICS initialization process.
  21. (en) Servizio Italiano di Taratura.
  22. (en) Slovenian tolars.
  23. (en) An abbreviation for Silicon Intensified Target Imager designed for low light applications A silicon target imager with a intensifier coupled to it.
  24. (en) To stay within your own base behind the protection of turrets and only leave to attack enemies, and even then within range of your bases' defense.
  25. (en) 3d pers.
  26. (en) Sing.
  27. (en) Pres.
  28. (en) Of Sit, for sitteth.
  29. (en) To suit ; to become.
  30. (en) Be in session; 'When does the court of law sit?' sit around, often unused; 'The object sat in the corner'.
  31. (en) Be seated.
  32. (en) Sit around, often unused; 'The object sat in the corner'.
  33. (en) Take a seat.
  34. (en) Be in session; 'When does the court of law sit?'.
  35. (en) Assume a posture as for artistic purposes; 'We don't know the woman who posed for Leonardo so often'.
  36. (en) Sit and travel on the back of animal, usually while controlling its motions; 'She never sat a horse!'; 'Did you ever ride a camel?'; 'The girl liked to drive the young mare'.
  37. (en) Work or act as a baby-sitter; 'I cannot baby-sit tonight; I have too much homework to do'.
  38. (en) Show to a seat; assign a seat for; 'The host seated me next to Mrs Smith'.
  39. (en) Expression aimed at the ball to encourage it to stop rolling.
  40. (en) Be seated, as in: Please, sit here by me and tell me about your new job.
  41. (en) The file extension for files created by Stuffit - a compression software.
  42. (en) Feather.
  43. (sat, -ting) oturmak, çömelmek
  44. Tünemek
  45. Kuluçkaya yatmak
  46. Filanca tarafta bulunmak
  47. Toplantıda üye sıfatı ile oturmak: toplantı yapmak, toplanmak
  48. Ressam veya heykeltıraşa modellik etmek
  49. Resim çektirmek için poz vermek
  50. Binip oturmak (ata)
  51. Oturtmak
  52. Oturmak, poz vermek, modellik yapmak, sınava girmek, konmak, tünemek, kuluçkaya yatmak, toplanmak, oturuma katılmak, tam oturmak, yola getirmek, burnunu sürtmek, binmek, oturtmak

çocuğa bakmak (nedir ne demek)

  1. (en) Baby-Sit.

bakmak (nedir ne demek)

  1. Bakışı bir şey üzerine çevirmek
    Örnek: Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim. C. S. Tarancı
  2. Aramak.
  3. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak
    Örnek: Limana bakan penceresinden deniz görünürdü. O. V. Kanık
  4. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek
    Örnek: Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur. Atasözü
  5. Beslemek, geçindirmek.
  6. Bir iş birinden beklenmek.
  7. Hastayı muayene etmek.
  8. Tedavi etmek için ilgilenmek.
  9. Bk. başvurmak
  10. (en) Front on to.
  11. (en) Check.
  12. (en) Contemplate.
  13. (en) Face.
  14. (en) Foster.
  15. (en) Glance.
  16. (en) Mind.
  17. (en) Refer.
  18. (en) To look.
  19. (en) To look at.
  20. (en) To look for.
  21. (en) Have a frontage on.
  22. (en) Look.
  23. (en) Look at.
  24. (en) Set eyes on.
  25. (en) Take a gander.
  26. (en) Give a look.
  27. (en) Look upon.
  28. (en) Take a look.
  29. (en) Take a look at.
  30. (en) Watch.
  31. (en) Supervise.
  32. (en) Superintend.
  33. (en) Attend.
  34. (en) Keep.
  35. (en) Consult.
  36. (en) Look after.
  37. (en) Care for.
  38. (en) Feed.
  39. (en) Maintain.
  40. (en) Nurse.
  41. (en) Behold.
  42. (en) Concern.
  43. (en) Nurture.
  44. (en) Overlook.
  45. (en) Oversee.
  46. (en) Rear.
  47. (en) Regard.
  48. (en) Search.
  49. (en) Service.
  50. (en) Support.
  51. (en) Survey.
  52. (en) Tend.
  53. (en) View.
  54. (en) To overlook.
  55. (en) To face.
  56. (en) To take care of.
  57. (en) To examine.
  58. (en) To inspect.
  59. (en) To check.
  60. (en) To be in charge of.
  61. (en) To depend on.
  62. (en) To see to sth.
  63. (en) To see that sth is done.
  64. (en) To pay attention.
  65. (en) Command.
  66. (en) Feel.
  67. (en) To care.

bebek (nedir ne demek)

  1. Meme veya kucak çocuğu.
  2. Plastik, tahta, bez vb.nden yapılan insan biçiminde oyuncak
    Örnek: Yarın seni bonmarşeye götüreceğim, beğendiğin bebeği alacağım. H. E. Adıvar
  3. Göz bebeği
    Örnek: Uzun kirpikli gözleri sık sık açılıp kapanıyor, bebekleri daima hareket ediyordu. P. Safa
  4. Sevgi bildiren bir seslenme sözü.
  5. Henüz süt emme çağında bulunan çocuk; genellikle bir yaşından daha küçük olan çocuğa verilen ad.
  6. (en) Babunbaby.
  7. (en) Child.
  8. (en) Doll.
  9. (en) Cookie.
  10. (en) Cooky.
  11. (en) İnfant.
  12. (en) İnfantile.
  13. (en) Dolly.
  14. (en) Babe.
  15. (en) Baby.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.020