|
babasına çok benzeyen çocuk
-
A chip of the old block
-
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
Örnek:
Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
-
Aşırı bir biçimde
Örnek:
Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
-
Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.
-
Bir benzetmede niteliğini benzetmeden alan, nitelikçe zayıf olan.
-
Similar, alike, imitative, akin, akin to
-
Küçük yaştaki oğlan veya kız
Örnek:
Çocuğun bir sütninesi vardı. R. H. Karay
-
Soy bakımından oğul veya kız, evlat
Örnek:
Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış. B. R. Eyuboğlu
-
Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak
Örnek:
Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti. B. R. Eyuboğlu
-
Genç erkek.
-
Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.
-
Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse.
-
Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.
-
Bebeklik çağı ile erginlik çağı arasındaki gelişme döneminde bulunan insan.
-
İnfant. junior. infantile. child. kid. youngster. baby. infant. son. brat. chit. juvenile. mite. moppet. seed. paed-.
-
Child. kid. youngster.
-
Child. infant. chap. chit. kiddie kiddy. mite. nipper. scion. youngster.
-
child
-
nipper
-
bairn
-
Yonga, çentik
-
İnce dilim halinde kesilmiş yiyecek
-
Patates kızartması
-
İskambil fiş
-
Küçük kıymetli taş parçası
-
Önemsiz bir şey
-
Lezzetsiz kuru yiyecek
-
Kurumuş tezek parçası
-
Sepet örücülüğünde kullanılan hasır
-
Yontmak, çentmek, budamak, şekil vermek
-
(iskambil)
-
Yontmak, çentmek, budamak, dilimlemek, havalandırmak (top), takılmak, alaya almak, kırılmak, kırılgan olmak
the
(nedir ne demek)
-
(eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edatı, harfi tarif, belirtme sıfatı)
-
Ne kadar, o kadar (mukayese sıfatlarından evvel)
-
Belirli durumlarda isimden önce kullanılır: The mail hasn´t come yet. Posta henüz gelmedi. Where´s the school? Okul nerede? Which of you´s the boss? Hanginiz patron? The more I get to know them the better I like them. Onları tanıdıkça daha çok seviyorum.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|