Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > bağrına taş basmak nedir, bağrına taş basmak ne demek, bağrına taş basmanın anlamı, ingilizcesi (bağrına taş basmak nnd)

bağrına taş basmak nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








bağrına taş basmak

  1. Sesini çıkarmaksızın her türlü acıya katlanmak.
  2. (en) To grin and bear it

taş (nedir)

  1. Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde.
  2. Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş.
  3. Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme
    Örnek: Ertesi günü kaldırıp Karacaahmet'e gömdüler, bir taş diken olmadı. M. Ş. Esendal
  4. Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme
  5. Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher.
  6. Dama, domino vb. oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri.
  7. Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde.
  8. Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça.
  9. Bkz. kayaç.
  10. (en) Stone. lapidary. stone. rock. flint. allusion. concretion. dig. gem. gibe. hit. innuendo. jeer. jibe.
  11. (en) Piece
  12. (en) Masonry. scale. stone.
  13. (en) Rock. stone. stone. gem. playing piece. dig. barbed allusion. stone. calculus. made of stone.

kayaç (nedir)

  1. Doğada büyük yer tutan, yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle, porfir.
  2. Yerkabuğunu, katmanlar ya da yığınlar durumunda oluşturan, ayrımlı bileşim ve oluşumdaki katı özdeklerin tümüne verilen genel ad.
  3. (en) Conglomerate. rock.
  4. (en) Roch
  5. (fr) Roche

basmak (nedir)

  1. Vücudun ağırlığını verecek biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
    Örnek: Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına. C. Külebi
  2. Küçük çocuklar ayakta durabilmek.
  3. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek
    Örnek: Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız. H. E. Adıvar
  4. Sıkıştırarak yerleştirmek.
  5. Bası işi yapmak, tabetmek.
  6. Örtmek, bürümek, kaplamak
    Örnek: Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk. M. Ş. Esendal
  7. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb. bir araçla iz yapmak
    Örnek: Şuraya başparmağını bas dediler, ben de bastım. S. F. Abasıyanık
  8. Baskın yapmak
    Örnek: Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış. E. İ. Benice
  9. Basım işini gerçekleştirmek.
  10. (en) Print
  11. (en) Step on. print. press. publish. raid. break into. attack suddenly. flood. come upon. weigh. catch. come on. flow. foray. impress. imprint. irrupt. jam. letter. sink. stamp. stencil. step. stomp. tread. tread on.
  12. (en) Attack. bust. compress. counterfeit. depress. imprint. invade. press. print. publish. push. raid. step. strike. trample. tread. utter. to tread. to step. to trample. to press. to depress. to compress. to print. to raid. to bust. to descend. to flood. to fall. to set in. to let out. to utter. to enter. to reach. to strike. to coin. to p.
  13. (en) Press. to stamp. to raid. to follow. to set in. to let out. to drop. to compress. to push. to inundate. to attack. to storm. to surprise. to invade. to depress. to mill. to exert. to imprint. to heft. to print. to coin. to tread on.
  14. (al) Zieher,, kopieren, abziehen, Kopie ziehen, umkopieren
  15. (fr) Tirer

türlü (nedir)

  1. Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.
  2. Çeşit veya çeşitleri toplayan daha geniş bir bölüm.
  3. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.
  4. Herhangi bir yolda, herhangi bir biçimde
    Örnek: Klasik şiirin yıkıldığından beri, şiiri, bin kişi bin türlü tarif ediyor. Y. K. Beyatlı
  5. (en) Olla
  6. (en) Various. varied. variegated. sundry. hotchpotch. hodgpodge. olio. mixed vegetables.
  7. (en) Multifarious. stew.
  8. (en) Sort. kind. variety. divers. species. stew. varied.

katlanmak (nedir)

  1. Katlama işi yapılmak.
  2. Hoş olmayan bir duruma, güç şartlara dayanmak, tahammül etmek
    Örnek: Böyle bir yolculuğa katlanabilecek hâlde değildir. F. R. Atay
  3. (en) Take one's medicine. stand the racket. endure. take. take it. tolerate. accept. digest. bear. undergo. go through. abide. brook. crease. do with. double. face. face up to. grin and bear it. last out. lump. lump it. put up with. sit down under. stand.
  4. (en) Abide. bear. collapse. endure. fold. stomach. tolerate. to fold. to bend. to put up with. to bear. to stand. to endure. to tolerate. to abide.
  5. (en) To be folded. to bear. to tolerate. to endure. to put up with. to resign. abide. brook. eat crow. face. fold. stomach. support. take it. take lying down. undergo.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)