|
bağrı yanık
-
Çok dert, acı, sıkıntı çekmiş, bağrı kara
Örnek:
Nice kahramanlar nice sultanlar / Gelmiş gitmiş bağrı yanık ozanlar. Âşık Veysel
-
Heartsick, afflicted
-
Yanmış olan
Örnek:
Yanık soğan kokulu bir buhar odayı dolduruyordu. R. Enis
-
Yanmış yer, yanmış olan yerde kalan iz.
-
Bıkkın, üzüntülü, dertli.
-
Sıkıntı veya hastalıktan iyi gelişmemiş, kavruk.
-
Duygulu, dokunaklı, acılı, etkili
Örnek:
Aşk söyletir en yanık türküleri / Ay buluta girdiği gecelerde. C. S. Tarancı
-
Verimsiz, kıraç duruma gelmiş olan.
-
Rengi koyulaşmış
Örnek:
Kocaman hasır şapkalarının altında sarı saçları uçan, yanık iki genç kız. S. F. Abasıyanık
-
1. Yanmış olan. 2. Duygulu, dokunaklı. 3. Kavruk, gelişmemiş. 4. Aşık.
-
Weather worn
-
Elegiac. on. burn. scald.
-
Burn. scald. burned place. blight. lighted. alight. lit. alit. stunted. underdeveloped. which kindles an intense feeling of sadness or melancholy in.
-
Burn. on.
-
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
Örnek:
Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
-
Aşırı bir biçimde
Örnek:
Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
-
Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.
-
Üzüntü
Örnek:
Gündüz ya bir yere sokulup uyur ya sessiz sedasız sokaklarda dolaşır. Fakat akşam oldu mu derdi teper. H. E. Adıvar
-
Hastalık
Örnek:
Hastayım derdime verem diyorlar. F. N. Çamlıbel
-
Ağrı.
-
Sorun, kaygı
Örnek:
Ne var ki dert evin satılması ile bitmeyecekti. T. Buğra
-
Ur.
-
Genellikle çok önem verilen bir varlığın yitimi sonucunda duyulan üzüntü ya da sorunun yarattığı sıkıntı.
-
Trouble. grief. worry. sorrow. suffering. pain. affliction. bother. distress. headache. heartache. plague. bore. botheration. complaint. cross. dolor. dolour. evil. fear. grievance. ill. mopes. nuisance. pip. pother. rock. scourge. throe. trial. trib.
-
Discomfort. grievance. knock. matter. mess. plague. scourge. sorrow. trial. tribulation. trouble. woe. worry. suffering. pain. affliction. nuisance. bother. a pain in the neck. disease. sickness.
-
Trouble. sickness. a chronic disease. sorrow. care. worry. complaint. bane. bind. bugbear. cross. difficulty. firework. hobble. malady. nuisance. pain. plague. tribulation. woe.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|