|
bağlanmak
-
Bağlama işine konu olmak
Örnek:
Ceviz ağacının bir dalına bağlanmış salıncak, hafif hafif kıpırdanıyordu. O. Pamuk
-
Sevmek, içten bağlı olmak
Örnek:
Ona bağlandığım kadar / Hiçbirine bağlanmadım / Sade kadın değil, insan. O. V. Kanık
-
Yalnızca belli bir işle uğraşmak.
-
Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek
Örnek:
... sosyal güvenlik kuruluşları tarafından bağlanan emekli aylığı ve benzeri ödemelerin kesilmesini gerektirmez. Anayasa
-
Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak, angaje olmak.
-
Beklenen şey elde edilmez olmak.
-
Have down on smb. be tied. be attached to. engage. attach. be committed. adhere. cling. conjoin. connect. fasten. hang. hitch. hold on. lace. be stuck on. wed. be wedded to. yoke. yoke together.
-
Tie.
-
To be tied. to be bound. to be committed to. to be dedicated to. adhere. attach. attach one's self. cleave. connect. engage. link. wed. yoke.
-
Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz.
-
Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb.
-
Bağlamak işi.
-
Connecting. affiliation. attribution. coupling. fastening. fixture. immobilization. lacing. lashing. folk instrument with three double strings.
-
Attachment. fastening. connecting. binding. tying. brace. crossbeam. an instrument with three double strings.
-
Coupling. fixture. linkage. mooring. switching. tying. binding. crossbeam. binding joist. accouplement. tieing up. tie. adhesion. conclusion. assembly. connection. connexion. linking. connecting. chord. joining. locking. fixing. splicing. engagi.
-
Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu
Örnek:
Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım. Y. Z. Ortaç
-
Üzerinde konuşulan şey, bahis
-
Bir işlevin bir kesimin oluşturan bağımsız değişken; özellikle üçgenölçüsel işlevlerin açı cinsinden bağımsız değişkenleri.
-
Sinema ve televizyon alıcısının, fotoğraf aygıtının merceğinin, üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık, nesne, görünüm
-
Bu yolda saptanmış olan nesne
-
Öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu.
-
Ele alınan, üzerindekonuşulan ya da yazı yazılan düşünce, sorun, durum ya da olay.
-
Herhangi bir ders kapsamının, belli bir sürede öğretilecek bölümlerinden her biri.
-
1-2. object, 3. story, subject, action theme
-
Subject. matter. point. issue. theme. topic. affair. argument. business. head. heading. res. shebang. subject matter. text. thing.
-
Business. matter. object. question. scope. subject. text. theme. topic.
-
Subject. topic. matter. subject matter. case. change of design. head. heading. point. purview. question. res. shebang. text. theme.
-
Subject, subject matter
-
Argument
-
1-2. Objekt, Aufnahmeobjekt, 3. Sujet, Filmsujet, Inhaltsangabe, Stoff
-
1-2. objet, 3. sujet, récit
-
Argument
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|