Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > başlangıç noktası nedir, başlangıç noktası ne demek (başlangıç noktası nnd)

başlangıç noktası nedir, başlangıç noktası ne demek?

başlangıç noktası

  1. Bir işin veya şeyin başladığı yer.
  2. Parametrelenmiş bir yayın uçlarından biri.
  3. Sıfır sayısının, sayı doğrusundaki yeri.
  4. [a, b] aralığının bir T sürekli işlevi altında görüntüsü olan bir eğri için, T (a) noktası, Karşılaştırınız. bitiş noktası.
  5. (en) İnitial point.
  6. (en) Beginning point.
  7. (en) Starting point.
  8. (fr) Point initial

başlangıç (nedir ne demek)

  1. Bir iş, bir dönem, bir hayat vb.nin ilk bölümü
    Örnek: Hayatın başlangıcı gibi sonu da bir ninni, masal ve uyku ihtiyacını duyuyor. A. Ş. Hisar
  2. Ön söz, giriş, mukaddime.
  3. (en) İnitial.
  4. (en) Commencing.
  5. (en) Starting.
  6. (en) Beginning.
  7. (en) Early.
  8. (en) Elementary.
  9. (en) Opening.
  10. (en) Preliminary.
  11. (en) İncunabula.
  12. (en) Start.
  13. (en) Commencement.
  14. (en) Origin.
  15. (en) Big bang.
  16. (en) Departure.
  17. (en) Approach.
  18. (en) Cradle.
  19. (en) Dawn.
  20. (en) Doorway.
  21. (en) Exordium.
  22. (en) First.
  23. (en) Go-Off.
  24. (en) İnception.
  25. (en) İncipience.
  26. (en) İncipiency.
  27. (en) İnfancy.
  28. (en) Attack.
  29. (en) Birth.
  30. (en) Elements.
  31. (en) Genesis.
  32. (en) Germ.
  33. (en) İnitiative.
  34. (en) İntroduction.
  35. (en) Outset.
  36. (en) Prelude.
  37. (en) Threshold.
  38. (en) Preface.
  39. (en) Foreword.
  40. (en) Conception.
  41. (en) Debut.
  42. (en) Preamble.
  43. (en) Prolegomenon.
  44. (en) Prologue.
  45. (en) Push off.
  46. (en) Seed.
  47. (en) Spring.
  48. (en) Startup.

nokta (nedir ne demek)

  1. Çok küçük boyutlarda işaret, benek.
  2. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret.
  3. Yer
    Örnek: Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasını uzun uzun durup konuşarak dolaştık. A. Haşim
  4. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm
    Örnek: Genç adam, o noktada alaka uyandırıcı bir şey keşfetmiş gibiydi. Y. K. Karaosmanoğlu
  5. Nöbetçi bulunan yer.
  6. Nöbetçi, gözcü, bekçi
    Örnek: O yokuşun başındaki küçücük karakolun her gece çıkardığı noktayı unutuyorsunuz. Ö. Seyfettin
  7. Sınır, derece, radde.
  8. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.).
  9. Uzambilgisinde tanımsız öğelerden biri.
  10. Belirli bir uzayın koyutlarını gerçekleyen öğelerden her biri.
  11. Papil hatları arasında diğer papillerden bağımsız olarak bulunan nokta şeklindeki parmak izi karakteristiği.
  12. Yeri olan fakat büyüklüğü olamayan bir şey.
  13. Bk. dönem
  14. (en) Pinpoint.
  15. (en) Point.
  16. (en) Spot.
  17. (en) Speck.
  18. (en) Full stop.
  19. (en) Stop.
  20. (en) Full point.
  21. (en) Post.
  22. (en) Fleck.
  23. (en) Macula.
  24. (en) Particular.
  25. (en) Period.
  26. (en) Speckle.
  27. (en) Tittle.
  28. (en) Respect.
  29. (en) Vertex.
  30. (en) Place.
  31. (en) Subject.
  32. (en) Military post.
  33. (en) Police post.
  34. (en) İsolated sentry.
  35. (en) İtem.
  36. (en) Pause.
  37. (en) Pitch.
  38. (en) Taint.
  39. (fr) Point
  40. (la) Punctum

dönem (nedir ne demek)

  1. Belli özellikleri olan zaman parçası, devre, devir, periyot
    Örnek: Otuz yedi yaş bana bitmez tükenmez bir dönem gibi geldi. H. E. Adıvar
  2. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre.
  3. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki zaman süresi, devre.
  4. Yarıyıl.
  5. Dönme işi.
  6. Birbirini izleyen başlangıcı ve sonu belirlenmiş zaman aralıkları.
  7. Yinelenen bir olayın ya da onu betimleyen bir işlevin, kendini yenileme süresi.
  8. Esnek bir cismin titreşiminde ya da herhangi bir cismin deviniminde, denge durumu çevresindeki tam bir salınımın saniye olarak süresi (örneğin bir sarkacın, başlangıç noktasından kalkıp yine aynı noktaya gelişi).
  9. Devir.
  10. (en) Period.
  11. (en) Season.
  12. (en) Period of time.
  13. (en) Period, run.
  14. (en) Term.
  15. (en) Semester.
  16. (en) Session.
  17. (en) Circle.
  18. (en) Date.
  19. (en) Epoch.
  20. (en) Spell.
  21. (en) School term.
  22. (en) Cycle.
  23. (en) Phase.
  24. (en) Time period.
  25. (al) Periode
  26. (fr) Période

yer   US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
    Örnek: İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
  2. Gezinilen, ayakla basılan taban
    Örnek: Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
  3. Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
  4. Durum, konum, vaziyet.
  5. Ülke, bölge.
  6. Görev, makam
    Örnek: Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
  7. Önem.
  8. Yerküre.
  9. Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
  10. Bk. bölge
  11. (en) Terraneous.
  12. (en) Earth.
  13. (en) Landmark.
  14. (en) Point.
  15. (en) Spot of land.
  16. (en) World.
  17. (en) Floor space.
  18. (en) Land.
  19. (en) Lieu.
  20. (en) Premises.
  21. (en) Footing.
  22. (en) Whereabouts.
  23. (en) Glebe.
  24. (en) Ground.
  25. (en) Locale.
  26. (en) Locality.
  27. (en) Location.
  28. (en) Locus.
  29. (en) Mother earth.
  30. (en) Place.
  31. (en) Position.
  32. (en) Post.
  33. (en) Quarter.
  34. (en) Room.
  35. (en) Seat.
  36. (en) Site.
  37. (en) Situation.
  38. (en) Situs.
  39. (en) Slot.
  40. (en) Space.
  41. (en) Spot.
  42. (en) Stand.
  43. (en) Standing.
  44. (en) Station.
  45. (en) Stead.
  46. (en) Terrain.
  47. (en) Ubiety.
  48. (al) Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
  49. (fr) Heu
  50. Önce, evvel (Eski Kullanım)

yayın (nedir ne demek)

  1. Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete gibi okunan veya radyo, televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen şey, neşriyat.
  2. Radyoyla yapılan sesyayını; radyoyayını
  3. Bir televizyonyayınında, izlenceyle ilgili sesinyayını; sesyayını
  4. Elektromıknatıs dalgaların özelliklerinden yararlanılarak ses ve resim imlerinin gönderilmesi; ses ve resimyayını
  5. Bir televizyon vericisinin, görüntü ve ses imlerini almaçlarda izlenmek üzere göndermesi
  6. Bu görüntü ve ses imlerinin tümü; izlence; televizyonyayını.
  7. Kemikli balıklar (Teleostei) takımının,Yayın balığıgiller (Siluridae) familyasından, 3 m kadar uzunlukta, vücudu uzun ve çıplak, Avrupa ve Anadolu'da yaşayan kemikli balıkların en büyüğü olan bir tür.
  8. Şerit arakonakçılarından, başı büyük, ağzı geniş, derisi pulsuz, eti yenir bir balık türü.
  9. (en) Radiobroadcasting (transmission, relay),.
  10. (en) Sound broadcasting (transmission), sound and vision transmission, 4-.
  11. (en) Broadcasting.
  12. (en) İssue.
  13. (en) Publishing.
  14. (en) Sheatfish.
  15. (en) Catfish.
  16. (en) Transmission, television transmission (broadcast, broadcasting), broadcast(-ing),.
  17. (en) Edition.
  18. (en) Publication.
  19. (en) Broadcast.
  20. (al) Hörfunk, Hörrundfunk, Tonrundfunk, Klangübertragußg,
  21. (al) Ton- und Bildübertragung, 4-
  22. (al) Sendung, Fernsehsendung, Übertragung, Fernsehübertragung, Ausstrahlung, Fernsehausstrahlung, Bildsendung, Bild
  23. (al) Wels
  24. (fr) Radiodiffusion (sonore),
  25. (fr) Radiodiffusion, transmission du son,
  26. (fr) Glane
  27. (fr) Silure d'Europe
  28. (fr) Radiodiffusion sonore et visuelle, radio-télévision, 4-
  29. (fr) Transmission (télévisuelle), télétransmission, télé-émission, diffusion
  30. (la) Silurus glanis

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011