|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
bırakmak
-
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak.
-
Koymak
Örnek:
Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı. T. Buğra
-
Bir işi başka bir zamana ertelemek.
-
Unutmak.
-
Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek.
-
Saklamak, artırmak.
-
Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek
-
Engel olmamak
Örnek:
Bırak, burasını benim defterimden okuyayım. Ö. Seyfettin
-
Break oneself of a habit. leave. let go. let. abandon. release. discontinue. quit. drop. stop. give up. go without. let smb. have it. walk out. allow. chuck. consign. demise. dismiss. dispose of. drop in. drop out. edge out. expose. fail. take one's.
-
Abandon. abdicate. allow. cede. chuck. concede. deposit. desist. discontinue. dismiss. ditch. drop. forgo. forsake. grow. leave. let. park. permit. quit. release. relinquish. renounce. tip.
-
To leave. to quit. to abandon. to let go off. to relinquish. to allow. to grow. to fail a student. to put down. to deposit. to entrust. to bequeath. to put off. to postpone.
-
Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı.
-
On hand. at hand.
-
Available. in hand.
-
Carry. to be in hand.
el
(nedir ne demek)
-
Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümüne verilen ad.
Örnek:
El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk. Z. O. Saba
-
Sahiplik, mülkiyet.
-
Kez, defa.
-
İskambil oyunlarında kâğıt atma sırası.
-
Yönetim, baskı, etki.
-
Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü.
-
Aracı, vasıta.
-
Yabancı, yakınların dışında kalan kimse
Örnek:
Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır! Halk türküsü
-
Ülke, yurt, il
Örnek:
Çöller, Yemen ellerinden betermiş. A. Gündüz
-
Halk, ahali.
-
Oba, aşiret
Örnek:
Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir. Dadaloğlu
-
İnsan ya da maymunlarda tutma organı olarak gelişmiş, avuç içi ve parmaklardan oluşan kolun uç bölgesi.
-
Enzimle bağlanmış immünosorbent deneyi.
-
Hand. hand-operated. hand-held. hand. fist. flapper. one shot. other person. fin.
-
Hand. hands. manual. mitt. paw. range. round. stranger. people. country.
-
Hand. power. control. assistance. deal. possession. ownership. one shot. alien. grip. move. paw. stock.
-
Angular distance above the horizon. an electric elevated railway. elevation.
-
Energy Limiting; Cooper Power Systems' distribution class, direct-connected arrester for crossarm or polemounting applications. elevated railroad NE - born with the name of WO - woe.
-
The Semitic word for God, found alone or compounded with other terms as names of God ; often found as the theophoric element in personal and place names.
-
The European basic multiplex rate that carries 30 voice channels in a 256-bit frame transmitted at 2 048 Mbps.
-
Energy Limiting; arrester for crossarm or polemounting applications.
-
Electrical System Inoperable.
-
Executive Level. Short for El Producto cigars 'I contact eleven El's and macs in heaven' -- Nas.
-
East Indian. The, a definite article, in Spanish. equivalent lot.
-
Elisp source code file.
-
G-D, god.
-
Powerful Unfolding Spirit expands herself from each point in each moment, like a field of flowers on a summer morning She comes from the inside of each Monad out to its peremeter, through the individual. a, one, some, any. the chief god of the Canaanite pantheon; variously known as the father of Baal. Short for El Producto cigars 'I contact eleven El's and macs in heaven' -- Nas.
-
hand
-
pud
-
ELISA
-
main
-
Elevated railway
-
[el (elevated railroad) ] yol üzerindeki köprüden geçen demiryolu
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|