|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
görev
-
Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş.
-
İş görme yetisi, fonksiyon.
-
Resmî iş, vazife
Örnek:
Cavit Bey, görevi ona verdiği gün, Abdi Bey çok sevinmişti. A. İlhan
-
Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş.
-
Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.
-
Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi.
-
Duty. mission. job. work. function. service. part. assignment. commission. appointment. billet. business. charge. devoir. employment. incumbency. office. piece of work. position. situation. stint. task. workings.
-
Appointment. assignment. commission. duty. function. job. office. onus. part. place. position. post. service. task.
-
Task. duty. function. office. administrative function. assignment. bailiff. billet. business. cakewalk. charge. commission. employment. incumbency. job. jurisdiction. onus. part. place. portfolio. position. business position. role. service. station. stint.
-
Bk. yapımcı
-
[yapar] v. give a bonus
-
Bir şeyin yapılmasında, ortaya konulmasında, gerçekleştirilmesinde emeği geçen kimse veya kuruluş.
-
Bir filmin çevrilişiyle ilgili bütün yönetim işlerini üzerine alan, sermayesini veren kimse, prodüktör.
-
Radyo, sinema programları düzenlemekle görevli kimse, programcı.
-
Tecimsel oyunların gerçekleştirilmesinde anaparayı koyan ve bütün yönetim işlerini yüklenen kişi.
-
Bir filmin çevrilişi ve işletilmesiyle ilgili tüm yönetimsel ve parasal işlevi üstlenen, filmin anaparasını sağlayan kimse
-
Bir yapımevinin başkanı, yöneticisi; sinemayapımcısı. TV
-
Bir ya da birden çok izlencenin ana konusunu bulan; izlencenin hazırlanması, gerçekleştirilmesi çalışmalarını yönetmenle ya da tek başına yürüten kimse; televizyonyapımcısı, izlenceci. (Sinemayapımcısından değişik olarak televizyonyapımcısı, yapımın sanat yönünü de gözetir ve genellikle izlenceye bir kişilik, deyiş kazandırmakta payı olur).
-
1-2. producer, film producer, 3. producer, television producer
-
Maker. manufacturer. producer. producer imalatçı. sin. producer prodüktör. producer programcı.
-
Producer. builder. manufacturer. maker. producer. manufacturing man.
-
producer
-
1-2. Produzent, Filmp-röduzent, Hersteller, Filmhersteller, .3. Produzent, Femsephroduzent, Redakteur, Realisator
-
1-2. producteur(-trice) (du film), 3. producteur(-trice) (de télévision)
-
producteur
-
Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje
Örnek:
Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil. S. M. Alus
-
Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
-
Öznenin dışında kalan her konu, obje
Örnek:
Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş. S. Birsel
-
(Derleme., belirtilinesne, -i'li tümleç, -i'linesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb.
-
İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık.
-
(Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1- (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2- Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanannesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünmenesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal)nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real)nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey.
-
Article. object. objective. objective case.
-
Body. object. stuff. thing. thingamajig. anything şey. obje. object obje. direct object. anything.
-
Object. thing. article. charm. chose.
-
object
-
Determined direct object
-
Gegenstand
-
objet
-
Complément direct déterminé, object
-
objectum
kimse(nedir ne demek)
-
Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi, şahıs, nefer
Örnek:
Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum. N. Cumalı
-
Olumsuz cümlelerde kişi
-
Person. one. soul. cad. thing. wallah. wight. somebody. anybody. anyone. someone. one. no one. nobody. no man.
-
Any. anybody. party. people. person. sort. soul. someone. somebody. anyone. nobody. no one.
-
Someone. somebody. anyone. anybody. nobody. no one. anybody anyone. individual. soul. wight.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|