|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
görev
-
Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş.
-
İş görme yetisi, fonksiyon.
-
Resmî iş, vazife
Örnek:
Cavit Bey, görevi ona verdiği gün, Abdi Bey çok sevinmişti. A. İlhan
-
Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş.
-
Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.
-
Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi.
-
Duty. mission. job. work. function. service. part. assignment. commission. appointment. billet. business. charge. devoir. employment. incumbency. office. piece of work. position. situation. stint. task. workings.
-
Appointment. assignment. commission. duty. function. job. office. onus. part. place. position. post. service. task.
-
Task. duty. function. office. administrative function. assignment. bailiff. billet. business. cakewalk. charge. commission. employment. incumbency. job. jurisdiction. onus. part. place. portfolio. position. business position. role. service. station. stint.
-
Görmek eylemini yapan.
-
[Charles Goren] n. saucy little miss, saucy young girl
-
Değişebilen, geçici nitelik, san karşıtı.
-
Uygun, tıpatıp gelen.
-
Sağlam, dayanıklı.
-
Fiillerde belirli bir zamanla birlikte konuşanın, dinleyenin ve hakkında konuşulanın, teklik veya çokluk olarak belirtilmiş biçimi, sıyga.
-
Örnek, kalıp.
-
(Derleme.. şekil, çekim örneği) Eylemlerde belirli bir zamanla birlikte konuşanın, dinleyenin ve hakkında konuşulanın tekil ya da çoğul olarak belirtilmiş biçimi: Bildirmekipleri, istemekipleri vb.
-
Tel, yay, kovuk ya da dalgalı akım cevrimi gibi titreşebilen yapıların değişiksıktıkta titreşim biçimleri.
-
Modal. mood. example. mood sıyga. fitting. suitable.
-
The hide of a young or small beef creature, or leather made from it; kipskin.
-
A sharp-pointed hill; a projecting point, as on a hill.
-
A method or feat of raising the body when hanging or swinging by the arms, as for the purpose of mounting upon the horizontal bar.
-
The legs are swung forward and upward by bending the hips, then suddenly down again, which gives the upward impulse to the body. a gymnastic exercise performed starting from a position with the legs over the upper body and moving to an errect position by arching the back and swinging the legs out and down while forcing the chest upright the basic unit of money in Laos sleep; 'roused him from his kip'.
-
mode.
-
A unit of weight equal to 1000 pounds.
-
Any place a cutter can put his feet up and sleep for a night, especially cheap flophouses in the Hive or elsewhere Also, to 'call kip' is to make a place a body's home, at least for a while. 1) a unit of Laotian currency.
-
Any place a cutter can put his feet up and sleep for a night, especially cheap flophouses in the Hive or elsewhere Also, to 'call kip' is to make a place a body's home, at least for a while.
-
A unit of measure equal to 1,000 pounds.
-
A unit of weight equal to 1,000 pounds used to express dead weight. movement from a position below the equipment to a position above.
-
A move from below the apparatus to above it.
-
Unit of weight or force equal to 1,000 pounds.
-
Crs Keep alone if possible.
-
A term sometimes used to represent a unit load of 1,000 lb.
-
A load of 1000 lbs. a kilopound ; convenient unit for structural calculations.
-
The coach sends the trampolinist higher by stamping on the bed sharply.
-
Assistance given by a Coach whilst on the Bed; can be used to increase, neutralise or lower the trampolinist's bouncing height. sleep; 'roused him from his kip'. the basic unit of money in Laos. a gymnastic exercise performed starting from a position with the legs over the upper body and moving to an errect position by arching the back and swinging the legs out and down while forcing the chest upright. be asleep.
-
paradigme
-
mode
-
Schwingungsart
-
paradigme
-
mode
-
Hayvan yavrusu derisi.
-
Uyumak, yatmak, uzanmak
-
Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje
Örnek:
Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil. S. M. Alus
-
Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
-
Öznenin dışında kalan her konu, obje
Örnek:
Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş. S. Birsel
-
(Derleme., belirtilinesne, -i'li tümleç, -i'linesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb.
-
İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık.
-
(Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1- (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2- Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanannesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünmenesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal)nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real)nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey.
-
Article. object. objective. objective case.
-
Body. object. stuff. thing. thingamajig. anything şey. obje. object obje. direct object. anything.
-
Object. thing. article. charm. chose.
-
object
-
Determined direct object
-
Gegenstand
-
objet
-
Complément direct déterminé, object
-
objectum
kimse(nedir ne demek)
-
Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi, şahıs, nefer
Örnek:
Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum. N. Cumalı
-
Olumsuz cümlelerde kişi
-
Person. one. soul. cad. thing. wallah. wight. somebody. anybody. anyone. someone. one. no one. nobody. no man.
-
Any. anybody. party. people. person. sort. soul. someone. somebody. anyone. nobody. no one.
-
Someone. somebody. anyone. anybody. nobody. no one. anybody anyone. individual. soul. wight.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|