|
bölge haritası
-
Bir yıldızın yöresindeki yıldızları gösteren küçük harita.
-
Chart of the variable
-
Carte des environs de l'étoile variable
-
Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka
Örnek:
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler. Anayasa
-
Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.
-
1- Bir kentin, bilinçli bir belgeleme yöneltisinin sonucu olarak, işleyim, tarım, konut, yönetim, tecim vb. işlevleri için, düzentasarında ayrılmış alanlardan herbiri. 2 - Bir ülkenin, doğal özellikleri, nüfus yapısı, kaynakları, çıkarları açısından türdeşlik gösteren, bir bütün olarak tasarlanmasında yarar görülen bölümü.
-
Area. zone. region. district. division. section. belt. circumscription. climate. corner. department. latitude. phase. precinct. quarter. sector. sky. territory. tract. ward. parts.
-
Area. belt. country. district. latitudes. parish. place. precinct. quarter. region. section. sector. ward. zone.
-
Region. zone. area. belt. circumscription. clime. closet. denuclearize. dispensation. district. locale. precinct. section. sector. tract. ward.
-
Region, zone
-
Région, zone
-
Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularla ilgili yeryüzünün veya bir parçasının, belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı.
-
Yeryüzünün ya da bir parçasının, belli bir ölçeğe göre küçültülüp kuşbakışı görünüşüyle bir düzlem üzerine geçirilmesi.
-
Bk. çizin
-
Map. chart. reduction.
-
Map. chart.
-
Map
-
Carte
-
Gözlem ya da verileri alansal ve yersel dağılımıyla gösteren çizim.
-
Map, card
-
Güneş ve ay dışında gökyüzünde görülen ışıklı gök cisimlerinden her biri
Örnek:
Baktık geceden fecre kadar ellerde / Yıldızlara yükselen kadehler gördük. Y. K. Beyatlı
-
Meşhur sinema ve müzikhol sanatçısı, star
Örnek:
Bir keresinde de bir yerli opera yıldızımız gelmişti. H. Taner
-
Bir noktadan çevreye beş veya daha fazla çıkıntısı olan çok köşeli şekil.
-
Bu biçimde olan.
-
Biçiminde olan.
-
Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse
Örnek:
Cebirde, geometride, fizikte sınıfımızın yıldızı idim. Y. Z. Ortaç
-
Baht, şans, talih.
-
Kuzey yönü.
-
Yıldız biçiminde olan.
-
Geceleri gökte, kimileri parlakça, kimileri de donuk bir ışık noktası gibi görünen cisimlere verilen ad.
-
Büyük bir sanat yeteneği göstermeyen, fakat bir filmde oynayışı bu filmin gelirini artırabilen gözde oyuncu.
-
Gökyüzündeki ışıklı gök cisimlerinin her biri.
-
Baht, talih, yazı.
-
Star, film star, screen star, movie star
-
Astral. planetary. sidereal. star. star.
-
Astral. planetary. sidereal. star. ace. asterisk.
-
Star. top liner.
-
Star
-
Stern, Star, Filmstar, Diva, Filmdiva
-
Vedette, étoile, "star", "diva", "divo"
-
étoile
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|