Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > bıkkınlık vermek nedir, bıkkınlık vermek ne demek (bıkkınlık vermek nnd)

bıkkınlık vermek nedir, bıkkınlık vermek ne demek?

bıkkınlık vermek

  1. Bir şeyi sürekli yineleyerek karşısındakini usandırmak.
  2. (en) To tire out, to weary, to cloy.

bıkkınlık (nedir ne demek)

  1. Çok bıkmış olma durumu
    Örnek: Konakta da eskiye karşı bir bıkkınlık, bir usanç yok değildi. S. Ayverdi
  2. (en) Disgust.
  3. (en) Boredom.
  4. (en) Tiredness.
  5. (en) Weariness.
  6. (en) Bellyful.
  7. (en) Ennui.
  8. (en) Surfeit.
  9. (en) Tedium.
  10. (en) Willies.

vermek (nedir ne demek)

  1. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek
    Örnek: Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm. Ö. Seyfettin
  2. Bırakmak veya bağışlamak
    Örnek: Hırsımdan bazılarına bedava verdim, alın götürün, diye bağırdım. H. C. Yalçın
  3. Ondan bilmek, atfetmek
  4. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek
  5. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek
    Örnek: Arabanın burnunu, en tenha kahvelerden birinin önünde, rıhtıma verdiler. A. İlhan
  6. Herhangi bir duruma yol açmak
    Örnek: Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim. Y. K. Karaosmanoğlu
  7. Eğlenceli toplantı düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
  8. Topluluk önünde sanatını göstermek, icra etmek.
  9. Verilen karşılıkla bir kimseyi söylediğine veya yaptığına pişman etmek: “İyi oldu ağzının payını verdiğim, artık bana karşı daha dikkatli olur.” -A. Ümit.
  10. (en) Bring.
  11. (en) İnsert.
  12. (en) Produce.
  13. (en) Adjudge.
  14. (en) Award.
  15. (en) Adduce.
  16. (en) Throw.
  17. (en) Charter.
  18. (en) Place.
  19. (en) Accord.
  20. (en) Allow.
  21. (en) Assign.
  22. (en) Bear.
  23. (en) Bestow.
  24. (en) Bring in.
  25. (en) Cede.
  26. (en) Come across with.
  27. (en) Confer.
  28. (en) Contribute.
  29. (en) Dedicate.
  30. (en) Deliver.
  31. (en) Deliver up.
  32. (en) Dispose of.
  33. (en) Distribute.
  34. (en) Donate.
  35. (en) Endow.
  36. (en) Extend.
  37. (en) Furnish.
  38. (en) Give.
  39. (en) Give away.
  40. (en) Give in.
  41. (en) Grant.
  42. (en) Hand.
  43. (en) Hand in.
  44. (en) Hand out.
  45. (en) Hand over.
  46. (en) Administer.
  47. (en) Attribute.
  48. (en) Concede.
  49. (en) Consign.
  50. (en) Deal.
  51. (en) Devote.
  52. (en) Dispense.
  53. (en) Emit.
  54. (en) İmpart.
  55. (en) Lend.
  56. (en) Pass.
  57. (en) Present.
  58. (en) Provide.
  59. (en) Supply.
  60. (en) Treat.
  61. (en) Vest.
  62. (en) To give.
  63. (en) To hand.
  64. (en) To pass.
  65. (en) To give sth away.
  66. (en) To concede.
  67. (en) To deliver.
  68. (en) To give in.
  69. (en) To hand sth in.
  70. (en) To provide.
  71. (en) To furnish.
  72. (en) To dispense.
  73. (en) To present.
  74. (en) To yield.
  75. (en) To bear.
  76. (en) To afford.
  77. (en) To apply.
  78. (en) To bend.
  79. (en) To donate.
  80. (en) To bestow.
  81. (en) To grant.
  82. (en) To assign.
  83. (en) To devote.
  84. (en) To sel.
  85. (en) To pay.
  86. (en) To sell.
  87. (en) To offer.
  88. (en) To attribute.
  89. (en) Just.
  90. (en) To give sth to.
  91. (en) To hand sth to.
  92. (en) To bequeath / to leave sth to.
  93. (en) To vie in marriage.
  94. (en) To produce.
  95. (en) To hold.
  96. (en) Afford.
  97. (en) Ascribe.
  98. (en) Attach.
  99. (en) Blossom.
  100. (en) Defray.
  101. (en) Deli.

şeyi (nedir ne demek)

  1. Bk. nesnel

şey (nedir ne demek)

  1. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi.
    Örnek: Bana sen pek çok şey kazandırdın. R. H. Karay
  2. Nesne, madde
    Örnek: Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. A. Ş. Hisar
  3. Kararsızlık durumunda muhtelif sorulara cevap için tercih edilen bir ifade biçimi.
  4. (Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis. 2- Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık. 3- Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır. 4- Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.
  5. Bk. nesne
  6. (en) Business.
  7. (en) Thingamajig.
  8. (en) What-D'you-Call-Him/-Her/-It.
  9. (en) What-Do-You-Call-It.
  10. (en) Jinx.
  11. (en) Jolly.
  12. (en) Thing.
  13. (en) Stuff.
  14. (en) Object.
  15. (en) Matter.
  16. (en) Article.
  17. (en) Affair.
  18. (en) Chose.
  19. (en) Concern.
  20. (en) Doing.
  21. (en) Doings.
  22. (en) Doodad.
  23. (en) Doohickey.
  24. (en) Lark.
  25. (en) Thingumabob.
  26. (en) Thingumajig.
  27. (en) Thingummy.
  28. (en) Whosit.
  29. (en) What's-His/-Her/-Its-Name.
  30. (en) Well.
  31. (fr) Chose
  32. (la) Res; skolastikte: ens

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.023